"Roman, elde taşınan bir aynadır. — Stendhal"

Öykü

Tamda Alıyordum

Çok yavaş ilerliyordu kuyruk. Sekiz on araba yakıt almıştı ki fiyat tablosu birden değişiverdi. Olamaz dedim içimden. Bütün zamlar gece 24.00 ten sonra gelirdi, ne oldu birden böyle... Bir anda elli kuruş giriverdi bir depoda nereden baksan yirmi otuz lira kazık yedik...

Köy Öğretmenleri

Okula geldiklerinde şaşkınlıkları bin kat daha arttı. Okul demeye bin şahit isterdi. Bırakın duvarların boyasını, sıvalar dökülüyor, demirler pas tutmuş, iskelet gibi görünüyordu. Sınıflara üç beş masa konularak bir sınıf havası verilmişti. Duvarda bir kara tahta bile yoktu. Kara tahta olmayan bir yerde tabii ki tebeşir olması beklenemezdi.

Kayip

Issız bir ormanda kendini bulan birinin zihin bulanıklığı ve kaybolmuşluk hissi içindeki iç sorgulaması. Zamanın ve mekanın belirsizleştiği, gerçeklikle yanılsamanın iç içe geçtiği bu hikayede, kaçırılma şüphesi ve özgür iradeye dair derin sorular yer alıyor.

Küçük Bi̇r Sarmaşiğin Hi̇kayesi̇

Gök gürültülü bir gecede, minik çocuklar ve doğanın farklı unsurları yağmuru beklerken, bir sarmaşığın varoluş mücadelesi ve iç dünyasını anlatan dokunaklı bir hikaye. Farklılıkların kabulü ve kendine has değerlerin önemini vurgulayan, doğa ile iç içe bir anlatım.

Suriyeye Anayasa

anayasa olsun ki, cumhur başkanı Müslüman arap olsun. Başbakan hristiyan
Bakanlar değişik etnik grup ve değişik mezheplerden,
Başkan yardımcısı zenci, ve kadın

Genç Kızların İç Dünyası ve Dışardakiler

Ağustos gecesinde, doğanın uyanışını betimleyen bu metin, gizemli bir motosikletle villaya yaklaşan 30 yaşındaki Şeref'i tanıtıyor. Siyah deri kıyafetleri, çizmeleri ve mavi sakallı görünümüyle dikkat çeken bu ilginç karakter, yaşamın karanlık yönlerini öteleyen asi bir ruhu temsil ediyor. Ormanın derinliklerindeki bu gece buluşması, okuyucuyu meraklandıran bir hikayenin başlangıcını

Babamın Radyosu

Köyümüzde ilk radyoyu Rahmetli Babam satın almıştı.. Sonra çoğu zaten arkadaşlarım olan köyümüzün çocukları nefes nefese etrafımı kuşatarak Baksana, senin baban köye küçük ve acayip bir sandık getirdi, düğmelerine basınca içindeki insanlar hem konuşuyor hem türkü söylüyorlar vallahi, inanmıyorsan git de bak..

Tabanca

Tabancayı kaldırıp raylara atmayı düşündüm. Fakat bu düşüncemden vaz geçiverdim. Bir kadın bağıra bağıra telefonla konuşuyordu. Ona yaklaşıp tabancayı uzattım. Kadın soru dolu gözlerle bana baktı. Gelen metroya atlayıp oradan kaçtım. Telefonla konuşan insanlar genellikle kendine uzatılanı alıyorlar. Bunu daha önce arkadaşlarıma şaka için defalarca yapmıştım.

Başa Dön