Bir Takdir Belgesinden Fazlası..
Hayatta ne "sen" çok önemlisin ne de "ben"... Önemli olan, gerektiğinde "biz" olabilmektir. Çünkü bazı başarıların altında tek bir imza değil, görünmeyen onlarca emek vardır
"Sanırım Tanrı da benim gibi bir yazar olmalıydı ki, bu kadar çok taslakla uğraşmış." - Oscar Wilde"
"Sanırım Tanrı da benim gibi bir yazar olmalıydı ki, bu kadar çok taslakla uğraşmış." - Oscar Wilde"
Hayatta ne "sen" çok önemlisin ne de "ben"... Önemli olan, gerektiğinde "biz" olabilmektir. Çünkü bazı başarıların altında tek bir imza değil, görünmeyen onlarca emek vardır

baktı ki olacak gibi değil, çekip gitti!.
İlk günlerde insan umutlu oluyor. Telefon çalacak sanıyor. Gönderdiği özgeçmişlerin bir yerlerde karşılık bulacağını düşünüyor. Sabahları daha hızlı kalkıyor. Tıraşını oluyor. Ütülü gömleğini gitiyor. Çünkü içinde hâlâ yarınlara dair bir inanç taşıyor. Sonra günler geçiyor. Telefon daha az çalıyor. Sorular çoğalıyor. "Bir gelişme var mı?" "Bir haber çıktı
Merhum Recep Yazıcıoğlunun halleri şahsına münhasırdı. Çok kere güleçti, fakat bazen yaşadıkları onu sertleştirirdi. Anadolu insanının doğal ve sıradan duruşu onda da vardı. Gösteriş meraklısı değildi. Halkla bürokrasi arasındaki uçurumları sevgi köprüleriyle birleştirmişti. O sadece Tokatın, Erzincanın, Aydının, Denizlinin değil, bütün Türkiyenin valisiydi. Onun uygulamaları halkla devlet arasındaki
On komik fıkra var...
Sıfır bu, sıfır. Hatta sıfıra sıfır elde var sıfır bile derler zaman zaman... Bir araya geldiler mi bu sıfırlar muhabbet de koyulaşır. Etkisiz eleman diye geçse de, bir rakamın sağına geldiği zaman farklı soluna geldiği zamanda daha farklı olur...
Bundan 17 sene evvel 10 Ekim 2007 tarihinde Gümüşhaneli şair Nurettin Özdemir'i Trabzon Lisesinde ağırlamıştım.Trabzon Lisesini teşrif eden Nurettin Özdemirle uzun sayılabilecek bir süre boyunca kültür, sanat, edebiyat ve hayat üzerine konuşmuştuk. Kıymetli Şair Nurettin Özdemiri gıyaben tanırdım. O güne kadar da hiç karşılaşmamıştık kendisiyle. Yeğeni Ali Çetin
Belki de bizlere bahar diye dayatılan tüm sistemler bir aldatmacadır. Geçmiş zamanlardaki o sıcak ilişkiler, aile, komşuluk, sokak, mahalle, akrabalık velhasıl toplumda eşitliği gerçekleştiren o dayanışma ruhunun bugün nereye gittiğini hepimiz aramıyor muyuz? Onunla şunca yıllık hukukumuz var! sözünü nedense artık duyamaz olduk!
Belki hayat telaşından ya da yorgunluk, kim bilir, an olur , derin bir uykuda kalmak ister insan. Gözleri kapalı, lakin uyanık, öylece durmak ve yalnızlığında boğulmak ister.
Kapatır tüm kapıları, perdeleri çeker, düşüncelerden, sorulardan kaçıp saklanacak yer arar. Kendi karanlık sığınağında ruhunu özgür bırakıp yitmeyi diler