İç Dünyanin Çeki̇lme Mevsi̇mi̇
Gürültüyle kutsanan çağımızda insan, kendi iç sesinden uzaklaşıp başkalarının bakışlarında var olmaya çalışıyor. Tozlanmış bir kütüphaneye dönüşen iç dünya, unutulan benliğin ve derinleşen varlık krizinin
"“Yeryüzü, insanların ‘sağlam’ dediği her şeyi dipnota dönüştürecek kadar iyi bir editördür.” — Franz Kafka (kurgusal)"
"“Yeryüzü, insanların ‘sağlam’ dediği her şeyi dipnota dönüştürecek kadar iyi bir editördür.” — Franz Kafka (kurgusal)"
Gürültüyle kutsanan çağımızda insan, kendi iç sesinden uzaklaşıp başkalarının bakışlarında var olmaya çalışıyor. Tozlanmış bir kütüphaneye dönüşen iç dünya, unutulan benliğin ve derinleşen varlık krizinin
Gidişin bir son değildi, / içimde başlayan bir sessizlikti. / Sana veda etmedim, / çünkü bazı
Cahit Zarifoğlu’nun şiiri, Türkçenin alışılmış sınırlarını aşan mistik ve sarsıcı bir yolculuktur. Kelimeler onun dünyasında yalnızca anlam taşımaz; varoluşun gizli şifrelerine, iç uçurumların yankısına dönüşür.
Her kararın geleceği şekillendiren özgür bir seçim mi, yoksa zihnin kendi yankılarından ördüğü bir yanılsama mı olduğunu sorgulayan felsefi bir anlatı. İnsan, bedeninin ve benliğinin
Gittin… / Ben seni değil, / Seninle olan beni kaybettim. / Şimdi adını duyunca susuyorum;
Sessizlik, sesin yokluğu değil; söylenmemiş sözlerin, bastırılmış acıların ve yutulmuş itirafların biriktiği görünmez bir kütledir. Dış dünya sustuğunda, ruhun derinliklerinde gizli bir koro uyanır. Gece,
İnsan, hayatın anlamını hazır bir cevap olarak mı bulur, yoksa seçimleri, ilişkileri ve emeğiyle mi yaratır? Bu metin; varoluş, özgür irade ve kendini gerçekleştirme arayışını
Bir vardın, bir yoktun aslında Ben seni var sandım, sense çoktan gitmiştin aslında Bir yanım hâlâ seni beklerken Bir yanım yokluğuna alışmaya çalıştı Meğer en
Yirmi dört bölüm sıralanmış bir kâğıtta, / Her biri bir hayal, her biri bir yol, / Tespih işler Mardin'in
Sen gittin, geceler uzadı / Adın kaldı sessiz odalarda / Bir zamanlar hayatımdın / Şimdi bir
Yaralı aslanın ağzına iliştirdiğin o şiirler, / O mutlak beni sevmeme ihtimalin , / Sadece senin olduğun, başka bir
Garip bir yolcuyuz, şu hayat treninde, / Gidiyoruz, fakat sonunu kestiremeden. / Kayboluyoruz bazen umut tünellerinde, /
Bugün hâlâ anlamlandıramadığım olaylar olduğunda içimden sadece şu cümle geçiyor:
\*\*"Rabbim, ben şu an göremiyor olabilirim. Ama Sen mutlaka daha iyisini biliyorsun."\*\*
\*\*Bahar-sızım. / Ayazı yüklenir omzuma / kör şehirlerin / Kayıp bahçelerimin buğusuna /
“Bilgi yoktur” önermesindeki çelişkiden yola çıkan bu metin, bilginin varlığını ve bilgiyi bilen bir failin zorunluluğunu temellendiriyor. Olaylar zaman ve mekânla sınırlıyken, onları kuşatan ve
Dünyadan ve insanlardan kopuk, ormanın derinliklerindeki devasa ahşap evde tekerlekli sandalye kullanan bir yazar adayı ve karanlık geçmişin hayaletleriyle yaşayan şizofren bir anne…Medeniyetten uzak bu
Kuytuda bir kedi kalıyor, bir de sıfırın o korkunç beyazlığı. / Sonra bir rüzgâr geçiyor o saatsiz taşradan, /
Bir keskin bıçak, / Deşecek akılları, / Akıl denen insansı, / Yeni bir pencere!