Sen gidersen ağlar bu şehir!
Cam kırıkları can kırıklarına karışır bir fecir vakti
Eski esenlikleri aratır yüreğimdeki sıyrıklar
Sen eksildikçe gün eksilir mor sümbüllü penceremden
Sen gidersen ağlar bu şehir!
Güneşi baştan çıkarır simsiyah, ağlak bulutlar
Ve bir ömür yağmur yağar kirpiklerimin ucundan
Mehtabı göğünden çalınmış bir zifirî dağ yalnızlığında
Sen gidersen ağlar bu şehir!
Dertlerim çoğalır, o bahar eskisi kokun uzaklaştıkça
Bir kere daha ölür içimdeki ebabil kuşları
İkiye katlanır yıllardır biriken gönül borcum(uz)
Sen gidersen ağlar bu şehir!
Gönlümün koyaklarında açar kan çiçekleri
Bit pazarında alıcı(sını) bekler içimdeki epeski duygular
Matemin en koyusuna boyanır şehrin varoşları!
Sen gidersen ağlar bu şehir!
Hafızasını yitirir gönlümün pusulası
Gök boşluğuna sığmaz olur sana dair o kekremsi sözler!
Sesini yitirir o delişmen fiyakalı duruşum(uz)!
Sen gidersen ağlar bu şehir!
Değişime direnir sana dair o eski alışkanlıklarım
Homurdanmaya başlar içimdeki büyük ve derin boşluk
Acının teknesinde gözyaşıyla yoğrulurum.
25 Temmuz 2026/Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ