Yaşli Kurt Ve Üç Ergen Kurt
yapay zeka çalışmıyor, en son çalıştığında başkasının şiiri sayfamda gözüktü.
"Yazmak, aslında kâğıdı kandırmaktır; boşluğa, anlam taklidi yapmasını sağlarsın." – Umberto Eco (kurgusal alıntı)"
"Yazmak, aslında kâğıdı kandırmaktır; boşluğa, anlam taklidi yapmasını sağlarsın." – Umberto Eco (kurgusal alıntı)"
yapay zeka çalışmıyor, en son çalıştığında başkasının şiiri sayfamda gözüktü.

-Gogol'un öldüğü günden tam yüz sene önce doğmuşum.Bu cevap biraz ukalacaydı ama o sorunun sahibi de bunu hak etmişti. Soruların hazır cevapları bekleneceği yerde soranın da araştırması gerekmez miydi? İ
Kitaplar Üstüne
Hastanede yatıyorumziyaretçisi gelmedi diye kırgın, gözleri dolu pek çok hastayla birlikte. Yalnızlık endişesinden kıvranan insanlar dolu çevremde.
Ben oldukça şanslıyım. Montaigne ile söyleşmek istiyorum bazen, bazen Edisonla . Kuluçkaya nasıl yattığını dinliyorum. Acaba Konfiçyüs çayı sever miydi. Evet onunla çay içebilirim. Tolstoy,
Yetmiş üç yaşındaki Kemal Bey'in sabah ezanıyla uyanıp, dizlerinin tutmamasıyla başlayan günü... Oğlu Tarık'tan yardım istemesiyle ortaya çıkan kuşaklararası ilişki, yaşlılığın getirdiği zorluklar ve aile dinamikleri... Yaşlı bir babanın gözünden, sabahın erken saatlerinde bir evde yaşanan sıradan ama derin anların dokunaklı portresi.
Göle bakan eski bir bankta oturan anlatıcı, altın renkli günbatımında düşüncelere dalar. Şehrin kaosundan kaçtığı bu sığınakta, zihninde bir zamanlar yaşadığı aşkın anılarını canlandırır. Gizemli sevgilisinin öngörülemeyen ruh hallerini, fırtınalı davranışlarını ve aralarındaki derin bağı hatırlarken, geçmişin duygusal izleri günün son ışıklarıyla harmanlanır.
Urfa'nın toprak damlı evlerinde bir sabah, zengin kumaş tüccarı Harun Bey'in telefonu çalıyor. Yardım isteyen kardeşi Süleyman'ın sesi, Harun'u geçmişe götürüyor. Babasından öğrendiği "para güvencedir" düsturu ile yaşayan, banka hesabındaki paraya dokunmadan yalnız bir hayat süren Harun'un iç çatışması, Anadolu'nun sıcak ama karmaşık aile bağlarını yansıtıyor.
Necdet: Burada asker var mı? diye sordu. Kadın anlamadı. Boş gözlerle Necdete baktı. Necdet, kendi askerlerini göstererek Asker. Bunlar bizim asker. Sizin asker nerede? dedi.
Kadın anladı. No, No diyordu. İşaretlerle burada asker olmadığını, kaçtıklarını söylemeye çalışıyordu. Birkaç asker içeriyi kolaçan etmişti. Kadın doğru söylüyordu.