"Kelimelerin bittiği yerde şiir başlar. — Joseph Brodsky"

Öykü

Tekerleği̇n Gicirtisi: Geri̇ Sayim

Dünyadan ve insanlardan kopuk, ormanın derinliklerindeki devasa ahşap evde tekerlekli sandalye kullanan bir yazar adayı ve karanlık geçmişin hayaletleriyle yaşayan şizofren bir anne…Medeniyetten uzak bu tecrit edilmiş hayat, bir gün eve gelen gizemli ve genç bir misafirle (Rüzgar) tekinsiz bir boyuta evrilir. Korku, gerilim ve tekinsiz bir erotizmin

yazı resim

Yaşamaya çalışmak inatsa, inat da bir murat

Hayatın gerçek zenginliklerini; sağlık, huzur, aile ve güveni anlatan bu samimi hikâye, babadan kalan “Hayatta tek derdiniz para olsun” sözünün yıllar içinde kazandığı anlamı sorguluyor. 2004’te işleri bozulan anlatıcının borçlardan kaçmak için yıllarca emek verdiği işini tasfiye etmesiyle başlayan süreç, para kaygısının insan hayatındaki ağırlığını gözler önüne seriyor.

Otuz beş yıl

35 yıllık bir evliliğin içten ve dokunaklı hikâyesi… Zamanın yalnızca geçmediğini, iki insanı birlikte değiştirdiğini anlatan bu metin; gençliği, çocukları, kırgınlıkları ve sevinçleri geride bırakırken birbirinin elini bırakmamanın değerini hatırlatıyor. Çünkü gerçek sevgi, her şey güzelken değil; hayat ağırlaştığında da yan yana kalabilmek.

Küçücük Hikâyeler - 2

-Gogol'un öldüğü günden tam yüz sene önce doğmuşum.Bu cevap biraz ukalacaydı ama o sorunun sahibi de bunu hak etmişti. Soruların hazır cevapları bekleneceği yerde soranın da araştırması gerekmez miydi? İ

Gümüş Camgöz (Hikâyesi)

Burgaz’da sabahın dördü… Kurşuni gökyüzünün altında, topal martı Rıfkı’dan başka yoldaşı olmayan bir adam sahile iner. Her şeyi yerli yerinde görünse de içinde büyüyen boşluk onu denize çağırır. Küskün dalgalar, buruşmuş tütün ve gıcırdayan bir sandal eşliğinde, insanın kendisiyle ve suskun denizle yüzleştiği şiirsel bir yolculuk başlar.

Babaannem İle Hasbihaller - 2 -

Oyunun hiç bir özelliği yok aslında, en önemliside bu oyunda kazanan ve kaybeden yok. Uluçınar babaannem oyunu başlatmadan önce, iki iki ya da üç üç eş oluyoruz. Bir tarafta babannem, ben, babam. Diğer tarafta iki amcaoğlu bir de benim birader. Babannem baş parmağını kaldırarak, ortaya lafı atıyor.''Ha bunuda

Bir bankın üzerinde…

Göle bakan eski bir bankta oturan anlatıcı, altın renkli günbatımında düşüncelere dalar. Şehrin kaosundan kaçtığı bu sığınakta, zihninde bir zamanlar yaşadığı aşkın anılarını canlandırır. Gizemli sevgilisinin öngörülemeyen ruh hallerini, fırtınalı davranışlarını ve aralarındaki derin bağı hatırlarken, geçmişin duygusal izleri günün son ışıklarıyla harmanlanır.

Tramvay Eleştirisi: En Azından Bir Sığır Bilinci

İstanbul tramvayında günlük yaşamdan bir kesit: Bencillik, saygısızlık ve toplumsal duyarsızlığın farklı yüzleri. Kapı önünde bekleyenler, yaşlılara yer vermeyenler, engelli bireyleri görmezden gelenler... Özenle giyinen ama ruhu körleşmiş insanların ironik portreleri. Toplumsal yaşamda kaybolmuş nezaketin ve empatinin acı bir eleştirisi.

Kimsin Sen

Ekranın ardına saklanarak dünyadan kaçan ünlü bir yazar, lüks rezidansındaki kirli ve çürümüş sabaha uyanır. Dışarıda bilgece gülümseyen yüzüyle içeride titreyen, parçalanmış benliği arasındaki uçurum büyür. Güneş, gecenin siperlerini yıkarken onu kendi karanlığıyla yüzleşmeye zorlar.

Başa Dön