"Bence yazarların hepsi birer uykusuzdur; okuyucular ise, onların rüyalarını çalan hırsızlar." – Virginia Woolf"

Öykü

Selden Sonra

İnsan bazen bir felaketi atlatıyor ama onun bıraktığı izler hafızanın derinlerinde yaşamaya devam ediyor. Fakat günler geçtikçe şunu fark ettim: Kaybettiğim araba geri gelmeyecekti ama ben hayattaydım. Sevdiklerim yanımdaydı

yazı resim

Yaşli Kurt Ve Üç Ergen Kurt

Not: siyasetle hiç alakam yok; içimde bir isyan patladı. Yazmadan edemedim. Sizi üzdüysem kırdıysam özür dilerim. Ve metinde eleştirdiğim herkesten. Dayanamadım ne yapayım, yazmasam olmayacaktı.

Gece Uykularım Kaçmıştı Sabah Kapıda Bekliyormuş Beni

Bazen gözlüğümü nereye koydum diye sağa sola bakınıyorum. Oradan kızım hemen sesleniyor ''Baba gözlüğün gözünde ya'' ben de ''Hay Allah kahır of ki of vay anam ben aslında sizi denemek için şaka yapmıştım'' diye geçiştiriyorum, sonra da dönüp dönüp kendime kızıyorum. Kızmakla da kalmıyorum bazen de kendime ceza

Kitaplar Üstüne

Kitaplar Üstüne
Hastanede yatıyorumziyaretçisi gelmedi diye kırgın, gözleri dolu pek çok hastayla birlikte. Yalnızlık endişesinden kıvranan insanlar dolu çevremde.
Ben oldukça şanslıyım. Montaigne ile söyleşmek istiyorum bazen, bazen Edisonla . Kuluçkaya nasıl yattığını dinliyorum. Acaba Konfiçyüs çayı sever miydi. Evet onunla çay içebilirim. Tolstoy,

Bir bankın üzerinde…

Göle bakan eski bir bankta oturan anlatıcı, altın renkli günbatımında düşüncelere dalar. Şehrin kaosundan kaçtığı bu sığınakta, zihninde bir zamanlar yaşadığı aşkın anılarını canlandırır. Gizemli sevgilisinin öngörülemeyen ruh hallerini, fırtınalı davranışlarını ve aralarındaki derin bağı hatırlarken, geçmişin duygusal izleri günün son ışıklarıyla harmanlanır.

Halı

-Etme gözünü seveyim. Onu Allah doyuramıyor ki ben doyurayım. Adam, insan değil, mübarek ayı. Doymak nedir bilmiyor ki, dedim.
Tam bu sırada dışardan uzun bir korna sesi duyduk. Bir araba tam ön tarafımızda durdu.
Gelen Burhandı:
-Hocaaaaa! Diye bağırdı.
Mehmetali:

Azmi, Bir Kadın, Bir Çocuk, Bir Bebek

Azmi, hapishanedeyken gardiyan aracılığıyla acı bir haber alır: güvendiği erkek kardeşi tüm mal varlığını satmaktadır. Özellikle dededen kalan ve gelecekte değerlenmesini umduğu yüz dönümlük arazinin satılması onu derinden sarsar. Kardeşinin ihaneti, sevgilisiyle lüks içinde yaşaması ve Azmi'nin emeklerinin boşa gitmesi, hapisteki adamı çileden çıkarır. Bu ihanet, ölüm acısından

Başa Dön