Ağır Gelen Bacak
Ona sarılarak uyumak çok güzeldi. Her gece aynı saatte onunla yatağa girip aynı saatte onunla uyanır; ona iş yerine gidene kadar eşlik edip, sonra kendi iş yerine giderdi. İşten gelindiğinde ikiside üstünü değiştirip yatağa uzanırlardı. Odanın ışığı azaltılır o sırtını yatağa koyduğu an saçları ağlarını örmeye başlardı. Onun oluşturduğu o ağın içinde orada onun yanında uyurdu. Birbirlerini öper okşar severlerdi. O, saçlarıyla ördüğü ağını yırtıp içinden çıkmak istemezdi. Gece uyumadan önce onun saçlarının ağından çıkıp elinde bir kırmızı boş kap ve içi su dolu bir cam bardak ve üstüne diş macunu konmuş diş fırçasıyla tekrar yanına döner ağdan içeri uzanıp dibine kadar gelip onun dişlerini fırçalardı. O, temiz bardaktan içtiği suyla dişlerindeki macunu çalkalar ağzındaki macunlu suyu boş kırmızı kaba tükürürdü. Üzüldüğünde yamulan dişlerinin düzelmesi için doktorun verdiği dişlikleri de fırçalanmış temiz haliyle, elinde getirir kalıbı ağın içine uzanıp onun dişine takardı. Daha sonra kendisi de lavaboda dişlerini fırçalayıp onun yanına saçlarından oluşan ağın içine yerleşir ona sarıla, sarıla uyurdu. Onun saçlarına değmemeye özen gösterirdi. Çünkü saçları onun kendini saklayabildiği ağlarıydı. Kazara onun saçlarına değdiğinde o canı acıyarak inler, saçları da oracıkta kopardı. Onun saçlarının her kopuşunda kendini içinde gömebileceği ağlarının gücü azalır ve gözlerinde acının damlası birikirdi. Çok özenle saçlarına değmeden onun yanında ona sarılarak uyurdu. Oda kendine sarılarak uyurdu ama onun saçlarına asılı kalmasından dolayı bunu kendisi kadar rahat yapamazdı. Ona sarılarak uyurken kendisi çok heyecanlanırdı. Heyecandan akan kendi terinin şıp, şıp akıp çoğalması soruna dönüştüğü için artık kendi bedenine musluk yaptırmıştı. Yaptırdığı musluğun contaları bozulduğunda hemen değiştirirdi. Contalarını değiştiremediği günler, contası bozuk olduğunda yatağın dibine, sabaha kadar, terinden akan sular birikirdi. Bazı sabah uyandıklarında işe gitmek için O, saçlarının yatakta biriken ağlarını elleriyle toplar, elinde biriken yumak, yumak saç ağlarını sıra, sıra dizili kırmızı sopaların ucuna bağlar, temizlik bezi olarak ambalajlar, onları satar onlardan para kazanırdı. Yaptığı kırmızı sopaların biriyle de yerde ter suyu birikmişse onu sopanın ucuna bağlı saçlarıyla siler, alır; elleriyle o suyu lavaboda sıkardı. Genelde tüm evi, geceden dökülen, kendini bırakan kırmızı sapa bağladığı saçlarıyla temizler öyle çıkardı evden. Kendisi geceleri onun saçlarının ağlarının içinde ona sarılarak uyuyup, yatarken; bacakları ahtapot gibi şekil alır onu sarıp sarmalardı. Bacaklarını onun bir ayağına doladığında O, serbest kalan diğer bacağıyla, hızla kendisinin bacağını üstünden fırlatırdı. Sıkılırdı O, bunalırdı ahtapot bacakların bacaklarını sarmalamasından onun bacaklarının bacaklarına düşen ağırlığından. Kendinin bacağı, fırlatılışın etkisiyle saçlarından oluşan ağıda yırtıp dışarılarda havada savrulup giderken ardından o ağın, dışına sürünerek çıkar, terinden dolayı yerde biriken suda sürünüp, bacağını geri ayağına takıp yatağa geri dönerdi. Yine ona sarılır her yatış pozisyonunda onu elleri kolları ve bacaklarıyla sevgiyle yine sarmalar, onun saçlarından öteye uzanamadan uyuyuşunu seyrederdi.
Sabah olduğunda işe gitmek için yola çıktıklarında birbirlerinden ayrılmak ikisine de zor gelirdi. Onun saçlarının ağının içinde onunla olmayı isterdi hep. Kendisine bağlattığı musluğun musluk lastiğini her gün değiştirmek için hırdavatçıları aşındırmaya devam eder, kendine yaşattığı heyecanın keyfini sürerdi. O da her gün saçlarından oluşan arta kalan ağlarıyla kırmızı saplı yer süpürgelerini yapmaya devam edip, sonra çalışmaya giderdi.
Yollarda tam ayrılırlarken o bütün saçlarıyla beraber kendini kavrar, sarıp sarmalar öyle vedalaşırdı.
Her gece onun saçlarından örülmüş ağın içine ikisi de girer; gizli, gizemli, içsel, sarıla sarıla uyurlardı.
Gülten Ağrıtmış
8 Mayıs 2010
5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır/81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir.
>