"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Yüzde İki

Hayat bazen matematik hatalarını affeder. Ama insanın karakter hesabındaki eksileri asla... Çünkü gerçek başarı; çok şey bilmek değil, bildiklerinle ve yaşadıklarınla iyi bir insan kalabilmektir.

yazı resim

Yüzde İki Ali, fakir bir ailenin çocuğuydu. Her sabah büyük hayallerle okul yolunu tutardı. İçinde bir gün ailesini gururlandıracak, iyi bir insan olacak inancı vardı. Ama matematik dersi başladığında hayalleri kara tahtadaki rakamların arasında kaybolurdu. Öğretmeni anlatırdı. Arkadaşları çözerdi. Ali ise sayılara baktıkça kendini daha yalnız hissederdi. Rakamlar onun için birer sayı değil, aşamadığı bir duvar gibiydi. Bir yıl kaldı. Sonra bir yıl daha... Ve sonunda okul defteri onun için kapandı. Hayat ona bir diploma vermemişti. Ama başka bir okul açmıştı: Hayat okulu... Ali ilk olarak bir inşaatta çalışmaya başladı. Harç taşıdı. Tuğla dizdi. Güneşin altında ter döktü. Kimse onun geçmişte kaç aldığını sormadı. Kimse matematik dersinden kaldığını önemsemedi. Hayat sadece şunu sordu: "Çalışacak mısın?" Ali çalıştı. Öğrendi. Sabretti. Yıllar içinde amelelikten ustalığa, ustalıktan taşeronluğa, taşeronluktan müteahhitliğe uzanan zorlu bir yol yürüdü. Bir zamanlar elinde kürek tutan Ali, yıllar sonra şoförlü siyah bir Mercedes'in arka koltuğunda oturuyordu. Bir gün trafik ışıklarında beklerken gözleri otobüs durağındaki yaşlı bir adama takıldı. Yüzündeki çizgiler değişmişti ama Ali o bakışları hemen tanıdı. — Dur! dedi şoförüne. Arabadan indi. Yaşlı adamın yanına yaklaştı. — Hocam... Adam şaşkınlıkla baktı. — Buyurun evladım? — Beni tanıdınız mı? Öğretmen uzun uzun baktı. — Hayır evladım, çıkaramadım. Ali gülümsedi. — Ben Ali. Fatih Sultan Mehmet İlkokulu'nda sizin öğrencinizdim. 1969 yılında matematik dersinizde hep zorlanırdım. İki yıl üst üste kalınca okuldan ayrılmıştım. Öğretmenin yüzünde eski bir anının gölgesi belirdi. — Ali... Sonra biraz mahcup bir ifadeyle sordu: — Peki evladım, hayat sana ne öğretti? Ali düşündü. Sonra gülümsedi. — Çok şey öğretti hocam. — Mesela? Ali uzaklara baktı. — Eskiden sayıları hesaplayamazdım. Ama hayat bana başka hesapları öğretti. Bir liralık emeğin nasıl üç liralık değere dönüşeceğini... Bir başarısızlığın nasıl yeni bir başlangıç olacağını... Bir insanın düştüğü yerin değil, tekrar kalktığı yerin önemli olduğunu... Sonra gülerek ekledi: — Gerçi hâlâ matematiğim çok iyi değil hocam. Bir liraya alıyorum, üç liraya satıyorum. Aradaki yüzde ikisiyle de geçinip gidiyoruz. Öğretmen önce şaşırdı. Sonra Ali'nin gözlerine baktı. Bu kez yanlış hesabı düzeltmedi. Çünkü karşısındaki öğrencisi yıllar önce yapamadığı matematik hesabından çok daha büyük bir hesabı başarmıştı. Hayat hesabını... O gün öğretmen şunu anladı: Bazı öğrenciler kara tahtada başarılı olur. Bazıları ise hayatın tahtasında... Çünkü insanı değerli yapan kaç soruyu doğru çözdüğü değil; kaç zorluğa rağmen ayakta kaldığıdır. Hayat bazen matematik hatalarını affeder. Ama insanın karakter hesabındaki eksileri asla... Çünkü gerçek başarı; çok şey bilmek değil, bildiklerinle ve yaşadıklarınla iyi bir insan kalabilmektir.

Yorumlar

Başa Dön