En Büyük Ayrılık
Bir vardın, bir yoktun aslında Ben seni var sandım, sense çoktan gitmiştin aslında Bir yanım hâlâ seni beklerken Bir yanım yokluğuna alışmaya çalıştı Meğer en
"“Dehşet patlamanın kendisinde değil, onu beklemektedir.” — **Alfred Hitchcock**"
Bir vardın, bir yoktun aslında Ben seni var sandım, sense çoktan gitmiştin aslında Bir yanım hâlâ seni beklerken Bir yanım yokluğuna alışmaya çalıştı Meğer en
Yirmi dört bölüm sıralanmış bir kâğıtta, / Her biri bir hayal, her biri bir yol, / Tespih işler Mardin'in
Sen gittin, geceler uzadı / Adın kaldı sessiz odalarda / Bir zamanlar hayatımdın / Şimdi bir
Yaralı aslanın ağzına iliştirdiğin o şiirler, / O mutlak beni sevmeme ihtimalin , / Sadece senin olduğun, başka bir
Garip bir yolcuyuz, şu hayat treninde, / Gidiyoruz, fakat sonunu kestiremeden. / Kayboluyoruz bazen umut tünellerinde, /
\*\*Bahar-sızım. / Ayazı yüklenir omzuma / kör şehirlerin / Kayıp bahçelerimin buğusuna /
Kuytuda bir kedi kalıyor, bir de sıfırın o korkunç beyazlığı. / Sonra bir rüzgâr geçiyor o saatsiz taşradan, /
Bir keskin bıçak, / Deşecek akılları, / Akıl denen insansı, / Yeni bir pencere!
Karanlık salt geceden ibaret değil, / Tohumun zamanı da belli değil, / İnsan dedidiğimiz akıllı nefes, /
Çok değildin, / Sadece bir toz tanesi, / Rüzgara karışacak kadar, / Bir yağmur damlasında, boğulacak