Bekliyorum Seni Hâlâ
O güzide mısralar / Henüz dökülmedi beyaz yapraklara. / Henüz ilk satırlar ayan olmadı dimağa. /
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
O güzide mısralar / Henüz dökülmedi beyaz yapraklara. / Henüz ilk satırlar ayan olmadı dimağa. /
Sen gelmeyeceksen karanfil, / şarap neden var; / bu yaktığım mum, / bu ille de yarın
Kuşlar vurulur gökyüzünde / sen vurma / sen gökyüzünü maviye boya / bil ki
İçimdeki denizin kıyısındayım .Sahilime çocukluk anılarım vuruyor.Ananemin tamir ettiği oyuncağım,uzun bitmeyen yollar,gurbet, hasret,gizlice döktüğüm gözyaşlarım,sessizliğim,doğduğum şehrin puslu havası,içimdeki kırıklık, bayramlardaki umursamaz görünen hüznüm , hayalî
Bir sebep arama, / durup dururken seviyorum seni; / hani yaz gelmişte çilek, kiraz çıkmış, /
Hayalinle yaşarım, hiç çıkmazsın aklımdan / Etle tırnak olmuşuz, farkın yok ki canımdan / Al bu canı, cananım,yoluna kurban
Akı karası kuş sürüsü / Gözlerimi açsam ki her yer mavi. / Neden kapatır ki insan gözlerini;
Sen çıkmak için hayalimde kalan ağaç / Zirvesine tırmanmayı düşlediğim dağ / Yükseklerden derinlerine indiğim çağlayan gölüsün
Hayatlar ve hayaller.. / İnsanı dünyaya bağlayan unsurlar (mal, mülk, makam, mevki, dünyevi iştah) ne kadar fazla olursa, oradan ayrılmak o kadar
Ölüm de hastalık gibi / Atlatılan birşey olsaydı, / Dönülseydi hayata yeniden, / Hayal bu işte.
Acıyı bırakabiliriz, / Tanımıyor gibi yapabiliriz. / Ve tabii yaşını başını almışken / Böyle çocukluklar yapabiliriz.
Yalnızlığına sevin / Çünkü toz kondurmaz gölgene. / Tuz da kendinin, biber de / Acı da
Kendi kendine, / Konuşan bir gölgeyim. / Eski bir hikaye, / Bir de ben.
Geçmiş de kaldım ne olmuş, / Ne olmuş da büyümemişsem; / Hala sarı bisikletimin / kırılmış
İçimin Mavi Aynası / Cangözyaşım / Bir damla yaş dökülür / Gönülden /
Günahlarımın ince tülünün ardından izliyorum hayatımı; / sanki çoktan toprağa verilmiş birinin / kendi kemiklerine bakışı gibi.
Geliyor bak işte usul usul / Önce yüzünde ki gülümsemeyi alacak / Sonra gölgene yerleşecek kötü. /
Ölüm vardı dünyada, / Garantiside yoktu hayatın! / Zaman dediğimiz şey, / Yukarıdan kurulu!
Sıranı bekle umut sıranı; / Daha taş sınamadı bizi, / Zemheri dolamadı soğuğunu boynumuza. / Bir
Hey şiirciler siz / göğün mavisini dikebilirsiniz / ve yüreğine su mesela, kurumuş insanın. / Haberi
Kuşandı işte bir gün daha / Dünün yenilmiş miğferi de tam göğsünde / Ey ömrüm bu gün de işte
Senin ellerin diyorum, şehrin en çıkmaz sokağı / Gülüşün yakamda unutulmuş bir sardunya lekesi / Ben seni durup dururken
İşte şiir, bak bir nesil daha / Savaşı oyunlarına benzetti çocukluğunun, / Koyduklarında kutularına kurşun askerlerini /
Elimi uzatsam / Dokunacağım sana. / Sesimi duyacak kadar yakınsın... / En uzak gezegenin
Yoktun, / Güzden kalan asmadaki üzüm tanesi gibi, / Gündüz içinde çıplak! / Saklanamadan yoktun!
Soğuk bilirim, ne de anlatabilirim, / Görebilmen gerek ayazı, / Ellerin titrer yanar soğuktan kulakların, /
Ben bir kadınım, yüreğimde acı çelen, / Öldürülen binlerce kadının sesi, / Yüreklerde yankılanan feryadıyım /
Bir bakraç soyuq su versən, / Qız, əlindən içib susam. / Könül, əlindən içib susam. /
Şarkı söylemeliyim, / Dilim varmıyor ama. / Mısralar arasında kaybolurum, / Bulamam seni sonra.
Dantel Nefesler / Ben artık sen değilim. / Senin ben de olmadığın gibi. / Bir caz
Kederlerin dibinde uyanan o şakayık sertliği, / dünü kayıp sabahlara çarpıyor yüzümü. / Mektup adresine küs, /
Rüzgâr diniyor… / Yoncalar boyun eğiyor… / Ben ise ayakta kalıyorum, / Boş ellerimle.
Rize İmam Hatip Lisesin’de okuduğum yıllarda ana merdiven girişinde, sınıf kapılarının koridora açıldığı yerde koca bir pano asılıydı. / Her geçerken gözüm
Kollarımla sarıyorum üşüyen bedenimi / Dostun sarmalamasının yerini almıyor. / Ellerimle silmeye çalışıyorum göz şelalemi /
Pencere önünde duruyorum, / Aşkla bakıyorum sana. / Bir kedi dolanıyor ayaklarına, / Kaldırımın ta ortasında.
Yaşadıklarımı sorguluyorum son günlerde.. göz bebeklerimde bir üşüme, yerim yurdum belli değil artık.. hangi zamandayım belli değil..Kendimden uzak düşünüyorum o anıları... Zaman daraldı. Umudun kıyısındayım..
Bir berber koltuğunda geriye yaslanmış bir adam, / Yüzünde köpük, gözlerinde yıllar var. / Dalgın gibi görünür belki.
Aşk mı dedin? / Sahi, / Böyle ayrı mı yazılır? / Hicrandır o, / Hicran... /
Kaç mevsim, kaç bahar geçti / Bilmem sen hangi mevsimin yorgunusun? / Nadirdin evelik gibi / Bilmem niye bataklık gülü sorgunusun? /sorulursun? / Hükmü geçene
Her zaman yalnızdım yalnız, / Sadece iyi günümde yanımdaydınız. / Hep tek kaldım bu alemde. /
İnsan bu neticede…! / Hissettiği yerde; Durduğu kadar / Sustuğu kadar/Yazdığı kadar… / Kimsenin Haddinden haberi
Biliyorum sitemlisin bana, / Fırsat buldukça esiyorsun kuzeyden, / Üşütüyor ciğerimi biliyor musun! / Üzerime giysem