Kaç kere gittim oraya? Hepsi de bir rüyanın içindeydi. Önce güzel ve manzaralı bir yoldan geçtim. Yanımda tanıdığım insanlar da vardı. Rüyamda bile o geçtiğim yoldan daha önce de geçtiğimi anımsıyordum. Gideceğim yeri de biliyordum. Bir ev vardı. Önceden birileri yaşıyordu ama artık bir müzeydi. Kime aitti bilmiyorum. Beni hem çekiyor hem de korkutuyordu. Odanın birine musallat olmuş bir varlık vardı. Görünmezdi ya da size orada olduğuna dair bir işaret vermezdi. Ancak odada bulunan kırık oyuncak bebekler onun orada olduğunu hissettirirlerdi. Bu bebekler içlerinde tekinsiz bir varlığın ruhundan parçalar taşırlardı. Onlardan birine yaklaşır, gözlerine bakar ve sonra bir ürperti ile uyanırdım. İşte hepsi buydu rüyanın.