"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"

Öykü

Hoş Çakalın - 2026

Eyüp'ün arka sokaklarındaki bir çay bahçesinde gece yarısı tek başına oturan bir varlık, zamanın dışından tüm hayatları aynı anda hatırlıyor. Balat'ın dar sokaklarından Mars'ın bakır gökyüzüne, Ren Nehri'nin köprüsünden Kadıköy'ün mutfağına — her karar anında orada olmuş ama hiç müdahale etmemesi gereken bu gözlemci, kurallarını çiğnedikçe insanlaşıyor. On

Küçücük Hikâyeler - 2

-Gogol'un öldüğü günden tam yüz sene önce doğmuşum.Bu cevap biraz ukalacaydı ama o sorunun sahibi de bunu hak etmişti. Soruların hazır cevapları bekleneceği yerde soranın da araştırması gerekmez miydi? İ

yazı resim

Gece Uykularım Kaçmıştı Sabah Kapıda Bekliyormuş Beni

Bazen gözlüğümü nereye koydum diye sağa sola bakınıyorum. Oradan kızım hemen sesleniyor ''Baba gözlüğün gözünde ya'' ben de ''Hay Allah kahır of ki of vay anam ben aslında sizi denemek için şaka yapmıştım'' diye geçiştiriyorum, sonra da dönüp dönüp kendime kızıyorum. Kızmakla da kalmıyorum bazen de kendime ceza

Kitaplarımı Ararken

Ya Hatun şu İnce Memedi bulamıyorum gördün mü bir yerlerde... Mehmet iştedir şimdi Benim oğlanın bir ismi de Mehmet. O onu diyor... Yahu ne Mehmeti ben roman olan İnce Mehmedi soruyorum sana sen bizim oğlandan bahsediyorsun bana... Hanım Haaaaa! Sen kitap olan Mehmedi soruyorsun. Görmedim ama burada bir

Kanadını Ger

Yetmiş üç yaşındaki Kemal Bey'in sabah ezanıyla uyanıp, dizlerinin tutmamasıyla başlayan günü... Oğlu Tarık'tan yardım istemesiyle ortaya çıkan kuşaklararası ilişki, yaşlılığın getirdiği zorluklar ve aile dinamikleri... Yaşlı bir babanın gözünden, sabahın erken saatlerinde bir evde yaşanan sıradan ama derin anların dokunaklı portresi.

Tramvay Eleştirisi: En Azından Bir Sığır Bilinci

İstanbul tramvayında günlük yaşamdan bir kesit: Bencillik, saygısızlık ve toplumsal duyarsızlığın farklı yüzleri. Kapı önünde bekleyenler, yaşlılara yer vermeyenler, engelli bireyleri görmezden gelenler... Özenle giyinen ama ruhu körleşmiş insanların ironik portreleri. Toplumsal yaşamda kaybolmuş nezaketin ve empatinin acı bir eleştirisi.

Bir bankın üzerinde…

Göle bakan eski bir bankta oturan anlatıcı, altın renkli günbatımında düşüncelere dalar. Şehrin kaosundan kaçtığı bu sığınakta, zihninde bir zamanlar yaşadığı aşkın anılarını canlandırır. Gizemli sevgilisinin öngörülemeyen ruh hallerini, fırtınalı davranışlarını ve aralarındaki derin bağı hatırlarken, geçmişin duygusal izleri günün son ışıklarıyla harmanlanır.

Emanetin Ağırlığı

Urfa'nın toprak damlı evlerinde bir sabah, zengin kumaş tüccarı Harun Bey'in telefonu çalıyor. Yardım isteyen kardeşi Süleyman'ın sesi, Harun'u geçmişe götürüyor. Babasından öğrendiği "para güvencedir" düsturu ile yaşayan, banka hesabındaki paraya dokunmadan yalnız bir hayat süren Harun'un iç çatışması, Anadolu'nun sıcak ama karmaşık aile bağlarını yansıtıyor.

Iskadro (Siğil)

çoğalıyordu. Ayağımın üzeri küçük küçük noktalarla dolmuştu. Zamanla bu noktalar birleşiyor ve kocaman bir yumru oluşturuyordu. Ne yapacağımı bilemiyordum. Yumru büyüdükçe, bot da ayağıma dar gelmeye başlıyordu.
Iskadro denilen bu siğillerin yakmakla geçtiğini biliyordum. Erkekse geçer; yok dişi ise çoğalır, artar. denilmişti. Benimkisi çoğalıp artan türdendi.

Yolda 3 Kadın

Dağın eteğindeki sakin kasabada, Ali'nin işlettiği bar, sıradanlığın ortasında bir sır kapısı gibi duruyor. Beyaz badanalı evler ve kiremit çatılarla çevrili bu huzurlu yerde, gece hayatına sadece köpek havlamaları eşlik ederken, ikinci el eşyalarla donatılmış bu şirin mekan, kasabalılar için adeta büyülü bir alem. Sisli atmosferi, göz alıcı

Suriyeye Anayasa

anayasa olsun ki, cumhur başkanı Müslüman arap olsun. Başbakan hristiyan
Bakanlar değişik etnik grup ve değişik mezheplerden,
Başkan yardımcısı zenci, ve kadın

Başa Dön