"Sanat, gerçeği fark etmemizi sağlayan yalandır. — Pablo Picasso"

Başlık ya da ön söz makamı

yazı resim

Kadın yazar- üstelik romanın kahramanı lezbiyen - üstelik devlet kanallarının birinden emekli - öleli yıllar oldu.

Roman kalınlıktan uzak yani Yani Yaşar Kemal'in romanları gibi cilt cilt değil ya da Atay' ın Tutunamayanlar'ı gibi...

Kısacası her kalın roman bir şahaser değildir. Elbette Nobel sahibi Sayın Pamuk da romanda iyi bir çizgiyi yakalayamadı. Orhan baba sanırım kendisine ilham vermekten bıkmış da olabilir. Peki yav bunlardan bana ne diyebilirsiniz. Haklısınız...

Uzatmayayım.

Huy edinmişim. Hangi tür olursa olsun bir kitabı açtığımda ilk paragraf var ya beni çekmeli yani işkembe çorbası kıvamında olmalı. İşkembe çorbası sosyete mekanlarda içilmez. Peki nerede içilir dersen şehrin arka sokaklarında mahallelerinde hatta amelelerin esrarkeşlerin bol olduğu yerlerde içilir. Ben arar bulurum anlayacağın.

İşkembe kıvamında olan bir paragrafa dayanamam. O kitabı yutarım.

Asıl konuya dönelim. Yukarda bahsi geçen rahmetli kadın yazarın ilk paragrafında işkembe lezzetini bulamasam bile bari dedin orucumu bozayım belki ilerde yakalarım o kıvamı. Yanılmamışım.

Son sayfalarında evlerimiz olan kapılar var ya işte o kapının kolunu öyle bir tanımlamış ki heyecandan ellerim ayaklarım buz kesti...Yahu alalade bir kapı koluna ruh ve kola düşen akşam güneşinin ışıltısını vermek, koldaki manzarayı anlatmakta nereden çıktı?

Allah mekanını cennet eylesin...

Yorumlar

Başa Dön