Atmışına merdiven dayamış. Sonra o basamakların beşinci ya da altıncı sırasında durmuş.
Parlak gece mavisi tek askılı üstelik bücürük boyuna bakmadan yırtmaçlı bir elbiseyi indirmiş balık etli bedeninin ayak topuklarına kadar. Sol bacak yırtmacın arasından yumurta akı gibi fırlamış Allahım bir poz bir poz yanında da iri uzun bir adam...
Gülerler hemen hemen tüm düğünlerde ak partinin davetiyelerinde bakanlarla vekillerle pozlar verirler yatlar katlar.
Dostum beni tanırsın. Yamuğun fırlatmanın önde gideni olabilirim ya gel gör ki politikayla siyasetle ve bilirsin ki darbecilerle de iyi geçinemem. Gülme önlerine gelen vatan haini ya ben ciddi ciddi vatan hainidir diye ilanda edilmişimdir Neymiş Ömer Seyfettin'in Bomba eserini okuyormuşum diye. Ha bir de erotik bir roman Alberto Morava' nın Karakol'u...
Neyse. Bu kadına o yıllarda hakkımda ne söylediler bilmiyorum hatta merak bile etmiyorum. Bir yaz günü taksiyle rahmetli ablama yemeğe giderken bu ikisini elele gördüm. Kızılay meydanında..
Sanırım aldatılıyor muyum havasına hemen girmedim.
Evet dostum. Sonrasında o elele manzarası dokunmaya başladı...Hem de ne dokunma. Çok kırgındım dağınıktım.
Arada bir rüyalarıma filan girdiği oluyor. Sürekli ağlıyor. Teselli ediyorum.
Ah dostum Kafka'nın Milena' sına bile kızmaya başladım. Sanki Kafka' yı milena hasta etmiş gibi..
Ben de bol bol hasta olmayım diye Sarımsak yemeye Sirke ile limonu karıştırıp içmeye başladım...
Nasılım sence?
Tam konuya geçmediğin için hıyarlığın her zamanki gibi zevzekliğinse süper...