Unuttuğun Unutur Mu? / Sen Söyleme - 29
İnsan, neden insanca yaşamayı denemez?
Kendilerine ait olmayan yaşamları, yaşanmaz hale getirmek için neden yarış içine girer? İnan ki ''gücüme gidiyor, böyle yaşamak''
"Bunca zaman sonra hala 'neden' diye soruyorsam, ya ben çok zekiyim ya da dünya çok aptal." - Douglas Adams"
"Bunca zaman sonra hala 'neden' diye soruyorsam, ya ben çok zekiyim ya da dünya çok aptal." - Douglas Adams"
İnsan, neden insanca yaşamayı denemez?
Kendilerine ait olmayan yaşamları, yaşanmaz hale getirmek için neden yarış içine girer? İnan ki ''gücüme gidiyor, böyle yaşamak''
Gerçeğin peşinden koşmaya başladığımız bu zaman diliminden itibaren, yaşam bizim kendi hissettiğimiz, düşündüğümüz ve hayaller kurduğumuz bir mevkie dönüşmüştür. Daha fazla olmasını istediğimiz gibi davranmışızdır. Hayatın gerek ve gereçleri toplumsal bir yaşam biçiminde geliştikçe ve hatta ilerledikçe teknoloji kendi yaşam alanımıza girerek düşündüğümüz, istediğimiz, hayal ettiğimiz ve peşinden
Bense durmuş seyrediyorum bu karşı konulmaz düzeni, olacakları görüyorum... ta ki başımı kaldırıp gökyüzüne bakana kadar,sabah serinliğini taşıyan rüzgar içimi ürpertene kadar..
Nerde yanlış yaptı dünya? Ne zaman saptın sen bir ezberin yaşandığı sokağa? Yoksa aslında doğduğun sokak mıydı orası?
el değmemiş umutların suskun gelişini bekliyorum...saklanıyorum..
Denizin kızı Akçaabat, işveli bir gelin oluyor bembeyaz duvağının altında. Bu gelinin yüreğindeki umutlar Karadağ’dan daha yüce ve heybetli… Acılar ders oluyor geleceğin mimarlarına. Umut harmanları endişeleri bertaraf ediyor. Akçaabat yarınlara parlayan gözlerle, taze beklentilerle bakıyor. Akçaabat yüzyılın şerefini bütün hücrelerinde hissediyor.
Kendimi hala o kedilerin faaili sayıyorum. Ve artık sokak kedilerine çok fazla ilgi ve sevgi göstermemeye çalışıyorum. Onlar yabani olmak zorundalar. Kendilerini korumalarının tek yolu bu!
"Başka bir şehirde de,bir akşamüstü, bir çay kaşığının çay bardağıyla buluşmasının o neşeli sesinin, duvarlara çarpıp geri gelişini, gözlerimle görebilirdim.Başka bir şehrin kaldırım taşlarını sayarken de hayaller kurabilirdim.Akşam güneşinin vurduğu bir masada,sıcak bir kahvenin dumanına karışan sohbetler yapabilirdim başka herhangi bir şehirde.Ve yine o herhangi bir şehir,tüm sokaklarını
RÛM SÛRESİ(48)
"Allah rüzgarları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler."
"Ben nerede yağmur yağarsa orada şemsiye kırmanın kitabıyım"
Düşlerimiz de bizim gibi yaşamımızın bir parçası. Bazen o kadar gerçekçi olur ki, günlerce kurtulamayız etkisinden. Bazen de düş mü gerçeklik mi ayırt edemeyiz. Düş içinde düş, dünya içinde dünya...
Her insanın boş zamanlarında değişik uğraşıları vardır Kimi kitap okur, kimi sinemaya, tiyatroya gider. Kimileri de hayvan besler
Sevmedim aslında hiçbir kadını. Öyle ya, aşk hiç bitmez ki. Birini gerçekten sevdin mi, bir daha geri dönüşü yoktur bu yolun.
Yaşamın dengesiz okları vurdu
yalnızlığın zirvesinde…
Bir “ah” yükselir içimde
yankılanarak dağlarımda..
Duman olur, sis olur,
Değişen ne yüzümüzden başka, kuşların ölümünden, eskidikçe gençleşen hüznün renginden, saçlarımıza konan bulutların sesinden ıssızlığını yitirmiş tren istasyonların kederinden, içimizde göveren çocuğun çığlığından, dudaklarımıza iliştirdiğimiz ıslıkların sahipsizliğinden, gözlerimize düşen kırılganlıklardan, yakamızda bir çiçek gibi itina ile taşıdığımız yabancılığızdan gayrı …
Siz akıllılar! ! !
Bakmayın öyle garipçe yüzüme! Benim bayramım deli sevgilerimdir.