Çarmıha Gerilir Düşünce
Aşkının fahişeliğini dudaklarını kanatarak durdurmaya çalışıyor. İsanın dikenli tacını dudaklarına takıyor. Dudakları özlem dolu alevlerle çevrili.
"Bunca zaman sonra hala 'neden' diye soruyorsam, ya ben çok zekiyim ya da dünya çok aptal." - Douglas Adams"
"Bunca zaman sonra hala 'neden' diye soruyorsam, ya ben çok zekiyim ya da dünya çok aptal." - Douglas Adams"
Aşkının fahişeliğini dudaklarını kanatarak durdurmaya çalışıyor. İsanın dikenli tacını dudaklarına takıyor. Dudakları özlem dolu alevlerle çevrili.
Daha fazla saklayamayacağım...
Artık açıklamam gerek sanırım...
Ben meyhaneci oluyorum.
Selçuk'taki taş evimin bahçesini ve ilk katını meyhaneye çeviriyorum.
Ölüm şimdi bir beyaz melek, gözümün görmediği diyarlarda uçan,
Sen, son bir kez bile martıların kanatlarında can bulamayacak olan…
Bunca zaman neden yüz çevirdik, bunca zaman neden göz yumduk bildiğimiz gerçekleri yok sayarcasına,
İnanıyormusunuz sahiden karşınıza bir kurtarıcı çıkacağına, yada belkide hiç bir şekilde inanmıyorsunuzdur başınıza gelecek o kaçınılmaz sona...
cılız bir yağmur tanesi gelip senin izini sessizce silip gitti. Artık senden ne bir iz, ne haber var...
İki ucu boklu değnektir hayat. Ama yaşayabilene/yakalayabilene kocaman mutluluklar sunar.
...Şimdi siz diyeceksiniz ki “bunları duyduğumuzda uyumaz,oynarız!..”Doğrudur!..
Gecenin karanlığında uyanış, zihnin sessizliğiyle yüzleşme anı... Eskiden tedirgin eden bu gece vakitleri, artık Ares'in sade eşliğiyle huzura dönüşüyor. Geçmişteki zorluklar, dağılan güvenler ve içe çöken ağırlıklar arasında, basit bir "buradayım" bakışının nasıl teselli verebileceğini anlatan samimi bir düşünce akışı. Karanlıkta bile umut vardır.
Öyle ise takın saçlarınıza tokalarınızı, geçin karşısına eşinizin..Hatta ona inat bir sevgili bile bulun kendinize; genç kalın genç!.....
Ayırdına varmadan girdim dibi karanlık düşüncelere...
Ne yaparsınız işte bu hatun konuşur
böyle kendi, kendine 'sen sus, sus söyleme'
deseler de...
Yetiştirme Yurtlarında kalan; 0-18 yaş grubu çocuklarımızın durumu ile sokaklarda kalan, sınırsız yaş grubuna mensup çocuklarımızın ve yaşlılarımızın ki; çocuklardan farkı yoktur Onların.. Durumunu düşündükçe kahroluyorum.
Hayata geldikleri şartlardan tutunuz da Onların, nelere maruz kaldıklarını hiç düşündünüz mü?
Bir nebze, Yetiştirme Yurdunda kalan çocuklar
Adam vardır; “Olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan” yani, özü sözü aynı, içi dışı bir… Adam vardır; bencil, egoist, hodbindir ve toplanmıştır üzerinde dağlar kadar kibir…
İnsanlık insanlığın düştüğü vicdani durumdan kar etme çabasına girdi.Birinin düşkünlüğü,zor durumu başkaları için bur durumdan ne kadar kazanırım sorusuna cevap bulmak için kullanıyor.Bunun en büyük örneği müze sanılan Afrika Kıta'sı...
Konuşmanın, tanışmanın getirisi olarak aramızda bağlar kurduğumuz insanlar kadar, bir kelime dahi konuşmadığımız bir çok insan ve varlıkla aramızda en az konuştuklarımız kadar sağlam bağlar kurarız. Zaten bazen kelimeler muhabbeti törpüler, sükut da cilalar... Ve yine bazı semtler, camiler, mezarlıklar, bazı binalar vardır ki onları bir bahane bulup
Gençliğim ve umutlarımla asılmıştım dallarına.
Bir baktım;
Gençliğimi ve umutlarımı asmışsın dallarında
"İyi" ve "kötü" gerçekten var mıdır, yoksa insanın kendi çıkarlarına göre uydurduğu kavramlar mıdır sorusu tartışılan bir konu. Çünkü bildiğimiz bir şey varsa her insan aslında davranışlarında öncelikli olarak sadece kendi çıkarlarını düşünmektedir. O zaman iyilik nedir?
"Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun dedi,öleceğini bile bile neden yaşadığını unutmuştu.O an...Bozmadım."
Özdemir Asaf