Kınıyorum! (Devam)
Saygı…
Ne çok boşalttık içini…
Her fazla söylenen ve olduk olmadık yerde sarf edilen, söylenilip de uygulanmayan her söz, her kavram gibi…
"Yeni bir yıl ve aynı aptal insanlar. En azından bu seferki takvim numaraları farklı." - Ambrose Bierce"
"Yeni bir yıl ve aynı aptal insanlar. En azından bu seferki takvim numaraları farklı." - Ambrose Bierce"
Saygı…
Ne çok boşalttık içini…
Her fazla söylenen ve olduk olmadık yerde sarf edilen, söylenilip de uygulanmayan her söz, her kavram gibi…
Hayatımı,,karşılaştığım güçlükleri,anılarımı,kısa bölümlerle kaleme aldım.İlerde bir araya getirebilrsem hayatımı romanlaştırmayı düşünüyorum.
Maia ille de oyun oynamak istemişti ve saygı konusunda kalakalmıştım.
İzninizle biraz daha bu konuya değinmek istiyorum.
Kişiliklere gösterilen saygı eksikliğinin kişilerde oluşturduğu hayal kırıklıklarından söz etmek istiyorum biraz da…
Herkes kaçmak ister bir gün hayattan, varolduğu dünyadan ve çevreden.
Başka bir bedende soluklanmanın nasıl olacağını bilmek ister her bilinç.
Arasıra, canımız istediğinde başkasının bedenine girip onun kimliğinde takılmak bir süreliğine.. Ne hoş olurdu değil mi?
Adım ……….! Boş verin canım. Şart mı bir adımın olması? Ama ille de bir isim vermek isterseniz bana, “deli” diyebilirsiniz.
Yazmak işe ticari bir boyut kazandırmadığınızda daha zevkli olur.Ben yazmayı insan ruhunun yıkanması arınması olarak düşünürüm hep,sadece kirden değil beyinde biriken güzel duyguların olmasını arzu ettğiniz herşeyin kağıda dökülmeside bir nevi arınmadır.Saatli dakikalı birşey değil,göze görünen gönle düşendir ayrıca yazmak...Belki içinden geçenleri tam manası ile kağıda dökemezsin fakat
Günçiçeğiydi sanki, bana çevrilen, meraklı bakışlar... Gün mü, ay mı, yıl mı? ...Asır mı geçti, bilmiyorum! Ayrılıkla dansım, eşsiz bir valsti, bir başıma yapılan...
Oysa…
Önceki günlerin erken saatlerinde penceremden seyrettiklerimi tekrarlıyor yine bu sabah, eylül sokak.Seyredilmiş aşk filmlerinden çıkmış tabancalı adamlar yine…
Evet… Nerede kalmıştık?
“Arkası yarın”a benzedi bu yazı, hatırlayan kaç kişi kaldıysak? Zaman sular gibi akıp gidiyormuş gerçekten, vallaha bunlardan söz edeceğimi hiç zannetmezdim!
Evliliklerde de böyle oluyor…Hiç benzemeyiz sanıyoruz, hani şu restoranlarda gördüğümüz doğru dürüst iki laf etmeden oturan, etiketi üstünde eski evlilere,
Tam 98 de, sabahın 05:00 in de gittin sevdiğimiz evimizden, odan dan...
An’lardan anılara kuyruklu bir yıldızınız olsun yaşamınız boyunca...
Münevver teyzem vefat etmiş.
Nasıl üzüldüm,bilemezsiniz.
İçimden bir şeyler koptu.
Bir çınar ağacını devrilir gördüm.
Bir güleç babaannenin titrek elvedası canlandı gözlerimde.
Ben hiç büyümedim anne!...
Her zaman senin kollarında buldum tarifi imkânsız huzuru… Hayat denizinin korkunç dalgaları arasında boğuşurken sen bana güvenli bir liman oldun her zaman. Yağmur ve dolu aman vermediği zamanlarda sevgi şemsiyesini açtın üzerime. Sen ıslandın beni yağmurdan korumak için. Zemheri soğuklarında üstündeki yırtık
Fakir Baykurt