Kaybedilmiş İki Bahar Artığıydık...
kaybedilen baharların çocuklarıyız biz...pus yüzlü eylüllerin...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
kaybedilen baharların çocuklarıyız biz...pus yüzlü eylüllerin...
"Değişimin bile değişken olduğu bir dünyada yaşıyoruz. 'Değişmeyen tek şey değişimdir' sözü kulağa hoş gelse de, gerçek daha derindir. Hayat, sabiteler ve değişkenler arasında ilerler. İslam düşüncesinde "eşyanın hakikatleri sabittir" anlayışı, özün değişmezliğini vurgularken, görünüşlerin değişebileceğini kabul eder. Bu derin felsefi bakış, hayatın çelişkilerini anlamlandırmamıza yardımcı olur."
An’lardan anılara kuyruklu bir yıldızınız olsun yaşamınız boyunca...
Bütün bu, bana artık anlamsız gelen soruların ve cevaplarının açıklamaya yetmediği, bunların çok üstünde bir durum var. 11 ocağa daha, ateş düştü. Ve, daha kaç ocak yanacak?
İnsan yasayacaklarinin, hissedeceklerinin dozajini bilemeden karar veriyor cocuk yapmaya. Cok zor diyorlar, cok guzel diyorlar, yeri baska seyle dolmaz diyorlar, kisacasi herkes bir seyler diyor.Hepsi dogru soylenenlerin inan ki yanlisi yok. Ama eksigi cok. Bu hic dogum yapmamis birine dogum sancisini anlatmaya benziyor.
Saate göre bugün bayram, pencereden baktığımda ise yarın…
Saat tam 02:44…
Sevmiyorum artık bayramları…
Birer birer eksilenlerden dolayı mı, tam da ayırtında değilim şu an…
Hayatınız başkaları ne der diye düşünmekle mi geçiyor? Yoksa ne derlerse desinler diyebiliyor musunuz?
Bir çocuğun kişiliği hiç kuşkusuz ki ailesi ve yaşadığı çevresi tarafından şekilleniyor. Bir çocuk, annesinden hikâye yerine komşularının hayatını dinliyorsa ilerde o çocuğun “ne derlerse desinler” diyebilmesine ihtimal yok. Etme bulma dünyası
Bir canın dünya sahnesindeki rolünü oynayıp sonra sonsuzluğa yol alışı değildir ölüm.
Mana muhayyilesi, bir hasret olarak gün yüzüne muhtaçtı…
Üstatlar rahmetin şerefine nail olurlarken…
Kendimizi kaybettiğimiz bir karanlık odaydı radyo bir zamanlar. İçine girince ışıkları yakmak istemezdik ve öylece kalakalıp müzikle başbaşa, inmek isterdik derinlerimize duyduğumuz her notada biraz daha..
Yeni bir yıla girmeye gün saymaya başladığımızda her yıl olduğu gibi tartışmalar yine başladı. Yıl başında yeni yılı kutlamaları günah mı, değil mi? Ben her yıl olduğu gibi yıl başını evimde geçireceğim.
var mı tanımlayabilen zamanı ha...
tanımlayabilene hele hele farkrdebilene aşkolsun...
Gereksizlik üzerine yazıların ikincisi, belkide uzun süre devamı gelmeyecek olan serinin ikinci yazısı...
İnsan arada sırada kendini garip durumlarda bulabilir. O duruma yavaş yavaş, doğal bir şekilde gelmiş olabilir, ama kendini olayların ortasında bulduğunda birden şaşırır ve böyle bir duruma düşmeyi nasıl olup da başarabildiğini sorar kendine.
Balsa kütüklerinden yapılmış bir sal, üzerinde bambudan bir kulübe, altı yetişkin adam
Bisiklet pedalları araba pedallarıyla yer değişir; bisiklet sürerken yüzüne çarpan rüzgâr yok olur. Yağmurda, karda oynanan oyunların yerini sıcak soba başında sohbetler alır, soğuğun içimizi ısıtan tarafı, yağmurun yüreğimizi temizlemesi yok olur. O kadar basit ve o kadar kolay severiz ki ilk zamanlar, sevdalarımızın acıları zamanla önce şüphe,