Dandik Yazı
Hay daktilomun tuşlarına eşek arısı soksaydı da yazmaz olsaydım. Şaryosu raydan çıkıp Pamukova treni gibi devrilseydi de yazacaklarım yarım kalsaydı.
"Yeni bir yıl ve aynı aptal insanlar. En azından bu seferki takvim numaraları farklı." - Ambrose Bierce"
"Yeni bir yıl ve aynı aptal insanlar. En azından bu seferki takvim numaraları farklı." - Ambrose Bierce"
Hay daktilomun tuşlarına eşek arısı soksaydı da yazmaz olsaydım. Şaryosu raydan çıkıp Pamukova treni gibi devrilseydi de yazacaklarım yarım kalsaydı.
yeni yıla hoşgeldin demek istedim ve kalemi elime aldığımda yazmama sebeh olan MeD-CeZiR HaLLeRi için karaladım bişeyler...
Bahar herkes gibi benim de aklımı çeler. Okulu kırmak gibi, her şeyi yüz üstü bırakıp kaçmak gibi derin bir istek duyarım. Çiçek açmış ağaçlar, ılık yağmurlar, evden, işten ve bu kentten kaçma isteğimi tetikler. Oysa ne beni kucaklayacak başka bir kent ne
"öyle ise, işte yeniden, yine, bütün zehirli varlıklar için söylüyoruz: zehri taşımak, çok daha zehirlidir zehirlenmekten."
"Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!"
Bakara-152
cılız bir yağmur tanesi gelip senin izini sessizce silip gitti. Artık senden ne bir iz, ne haber var...
Mutluluğu düşünebilecek ya da sorgulayacak kadar gelişmiş değildi beynim. Geçmişim öylesine kısaydi ki keşkelerim yoktu, belkilerim yoktu bir de. Bu yüzden de beklentilerim yoktu. Umutlarım yoktu en önemlisi. Umuda ihtiyacım yoktu.
İçinden keşke o zamanlar biraz daha çok sarılsaydım, koklasaydım, öpseydim diyor telefonda oğlunu dinlerken… Sünnet düğününde oğlunun boncuk boncuk gözyaşlarına dayanamayıp onunkinden daha çok miktarda gözyaşlarını içine akıttığı günü hatırladı.
Eylül…
En sevdiğim ama en sevmediğim ay…
Mutluluk ve mutsuzluğu aynı zamanda yaşamak…
Sevmek…
Sevmeyi hak edip etmediğini düşünmek…
Bu yüzden , hayallerimin 35 yılını harcadım bir çırpıda ..
Pişman değilim . Yine yaparım .. !
Doğduğum günden sonra hatırlayabildiğim günleri geriye dönerek anımsıyorum kahvemi içerken . Kahve soğumadan bitiyor aklıma dökülen..
Hayat sorgulamalarla değerlenir. Bataklığa çevrilen yanı ise tutarsızca aynı fikirlerde diretmemizdir diye düşünüyorum. Fikirlerin sabit doğruluğuna saplanmış düşünce adamları ve yaşam profesörleri kendi
Herkesi sevmek, saymak zorunda değilim; sizlerin gösteri yapmak zorunda olmadığınız gibi.
Korkmayın siz de, haydi şimdi haykırın yüzüme, sevmediğinizi beni...
Hani bakıyorum da şöyle etrafıma, çevremdeki herkes o kadar mutlu ve öylesine keyifli görünüyor ki.. Sağım solum önüm arkam Polyannalarla dolu irili ufaklı.. Herkesin yüzünde ayrı bir gülümseme, şen kahkahalalar evrende yankılanmakta.. Bu durumlarda aklıma ister istemez Halil Sezai geliyor.. Diyor ya "Tuhaflık bende mi?" Ey mutluluğun pirleri,
Sanmak ın içinde acz, korku, cehalet vardır.olmak ın içinde yücelik yaşar. Yaratılan herşey ona ulaşan her insan tarafından tekrar yaratılırlar, her insan ve her nesne her başka canlı gözüyle yeniden varolurlar. her canlının gözünden giren ışık bir sürü yerde, ruhta, akılda, zayıflıkta, güçlülükte, vicdanda, içgüdüde kırılarak yeni haliyle
Say ki öyle! O zaman al bu sohbetleri sayfana ve işle hayat sayfalarının herbirinin sonuna…Ya da sen bilirsin kalsın, kitaba başlandığında unutulmak üzere arka kapakta…
İzmirli güzel işletmeci Fahire, 6 yıl olmuş İstanbula geleli ama ah İzmir diyor yine de ve İzmirin o güzel esintisini ve sıcaklığını yansıtıyor mekanında.
Ne yanından geçen otobüsün içinden bakan benim, ne de kaldrımda yanından geçen insanların tavrı umrundaydı… Böyle bir dünya görmeyeli çok olmuş, özlemişim!
Hamdi Koç