"Yarın için endişelenmek, bugün için yazılacak harika bir hikâyeyi ertelemektir." — Terry Pratchett (kurgusal)"

Öykü

Bir Ellilik Bir Yüzlük

Yuro Bacı da dertliydi bu konuda. Sanki ona farklı mı davranıyordu bu insanlar. Aaaaaah Dolares ah! Sanki ben senden farklı mıyım? Aynı durumlar benim ve hem cinslerimin başında da var. Benim hemcinslerimi de kullanıyor bu vahşi, hain, nemrut insanoğlu, hemcinslerimi her türlü kirli işlerde kullanmakla kalmıyorlar, bir de

Şampiyon ve Aldatan Koca

Güneş ışığı altında okulun futbol sahasında yalnız oturan 11 yaşındaki Sudenaz'ın iç dünyasına tanık oluyoruz. Dertli kız, dizlerini karnına çekmiş, etrafını izlerken bulduğu taş ve kiremit parçalarıyla betona şekiller çizmeye başlar. Çizdiği daireler, spiraller ve yıldızlarla bir an sıkıntısını unutsa da, içindeki huzursuzluk tekrar alevlenir ve onu hareket

yazı resim

Kediler İsyanlarda

Bütün kedilerin adına konuşan Sarman Biz kediler, kedicikler bu durumdan haliyle çok şikayetçiyiz kardeşler, herkes dönüp dolaşıp bizi buluyor, sonrada sermayeyi kediye yükledik diyorlar hem de yüklüyorlar, biz bu kadar ağır şeyleri, nasıl taşıyalım ağalar, miyav da miyav, miyav da miyav yahu biraz anlayış bekliyoruz.

Murat, Mevlüt, Muzaffer ve İsa

bir şeyler olsun diye beklerken, ve romana yerleştireceğim bunu: Hayatta her şey ters gitme eğilimindedir. Anladım ki hayaller kur kafanda, kafanın içinde, bir köşe kur dua köşesi gibi, tapınak gibi, böyle mutlu ol ve gerçeklerden hiçbir şey bekleme, umma, beklentiler can sıkar, olmuyorlar zaten, güzel bir orman öyle

Akça Kız

Mavi gözünde hüzün bugün garip ve yalnız
Kim bilir ne sızısı o nahif bedeninde
Boynumuz bükük kaldı sen gidince Akça Kız
Senin hatıraların sinedeki eninde

Küçük Şeyler

Bu kısa metin, yaz sıcağında salça yapan annesine yardım etmekten kaçınan Hüseyin'in günlük hayatından bir kesit sunuyor. Eve ekmek getirip gizlice kendine sandviç hazırlayan genç, annesinden kaçarak köpeği Şeref'le vakit geçiriyor. Anne-oğul arasındaki tatlı gerginlik ve sıcak yaz günündeki gündelik rutinler, Türk aile yaşamından samimi bir tablo çiziyor.

Iskadro

Ayağımdaki küçük dediğim nokta, her geçen gün büyüyor, büyüdükçe çoğalıyordu. Ayağımın üzeri küçük küçük noktalarla dolmuştu. Zamanla bu noktalar birleşiyor ve kocaman bir yumru oluşturuyordu. Ne yapacağımı bilemiyordum. Yumru büyüdükçe, bot da ayağıma dar gelmeye başlıyordu.
Iskadro denilen bu siğillerin yakmakla geçtiğini biliyordum.

Karagöz İle Hacivat: Harami

KARAGÖZ İLE HACİVAT: HARAMİ
Hacivat pencereye çıkar ve karşı mahalledeki evinin bahçesinde bulunan Karagöz'ün üstüne atlar. İkisi birlikte yere yuvarlanır. Aralarında boğuşma başlar. Daha sonra Hacivat ayağa kalkar. Karagöz yerdedir ve gözleri kapalı durumdadır. Buna karşın, sağa sola yumruklar, tekmeler savurmaktadır. Hacivat, Karagöz'ün omzuna, koluna dokunarak

Ehram Yokuşu, Beşiktaş

Yıl; 1997
Ay: Haziran
Henüz 17,5 yaşındaydım.
İstanbul, Esenler otogarından çıkıp abimin kaldığı eve gelmiştim. Evin konumu tepedeydi. Eve ulaşmak için Bebek karakolunun yanından 44 adet sık basamak, 65 geniş basamağı tırmanarak sola sapılır ve ayak bilekleri sızlayarak 16 geniş basamak daha

Başa Dön