"Dil, varlığın evidir. — Martin Heidegger"

Öykü

Kafayı Taktım Bu Merkantilistlere

Bu merkantilistler çok ilginç adamlarmış biliyor musunuz? Her bir şeyleri bizim gibiymiş. Bu akıma, yani merkantilizme girdiklerine ve merkantilist olduklarına, zamanla pek bir pişman oluyorlarmış. Çıkmak istiyorlarmış, fakat buna da şartlar ve doğa olayları izin vermiyormuş, onu da çok sağlam kaynaklardan bilgi olarak edindim...

Lahmacun

Cama yaklaşıp içeriye göz attım. Kimse görünmüyor. Yan tarafa doğru yürüyüp birileri var mı diye bakmaya başladım. Gerçekten kimse yok.
Tekrar ön tarafa gelip kapıya yaklaştım. Cama hızlı hızlı birkaç defa vurdum. Yok. Allahın bir kulu görünmüyor. Bu defa biraz daha hızlı vurdum. Tam umudu kesmiştim

yazı resim

Atlar Dörtnala Kaleler Dik Duruyor

Vezir daha yeni uyanmıştır ve Şahının yanındadır... Şah Vezir'e döner ''Vezirim nasıl durumumuz ver bakayım raporunu.'' İki piyon kaybedilmiş, iki piyon da karşı tarafa zayiat verdirilmiştir... ''Şahım iki piyademizi kaybetsek de biz de onlardan iki tane götürdük, fazla zararımız yok gibi.'' Bir an sessizlik olur. ''Daha dikkatli olun,

Kara Şimsek ve Kardeşleri

Bir yağmur damlasıyla başlayan bu dokunaklı öykü, siyah bir kedinin doğum yapma mücadelesini ve sahibiyle yaşadığı gergin anları anlatıyor. Kedinin kayboluşu, sahibinin endişesi ve sonunda yavrusuyla geri dönüşü, insanla hayvan arasındaki karmaşık ilişkiyi yansıtıyor. Şiirsel bir üslupla yazılmış metin, pişmanlık, sevgi ve bağlılık duygularını ustalıkla harmanlıyor.

Adanalı

yeter ki sevmesini bilsindi. Hayat daha başka güzel olurdu o zaman. Sevgi ile her şey yeşerirdi...

Yıldız Adam Hatırası

Karlı bir şehirde, on yıllık hapis cezasını tamamlayan Hakkı'nın dramatik özgürlük günü. Dostunun evinde içki içerken, alacak-verecek meselesi yüzünden çıkan kavga ölümcül bir noktaya evrilir. Hakkı, arkadaşı Kadir'i öfkeli bir adamdan korumaya çalışırken, kendini tehlikeli bir bıçak saldırısının hedefinde bulur. Geçmişin karanlığından çıkan bir adam için yeni bir

Atatürk'ün Çocukluk Anıları: Büyük Kurtarıcı

ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUK ANILARI
BÜYÜK KURTARICI
Atatürk'ün kız kardeşleri Makbule ile Naciye tartışıyordu.
Naciye: Abla, son günlerde annem ve babamın konuşmalarından şu sonuca ulaştım: Osmanlı kötüye gidiyor ve önlem alınmazsa sonumuz bir felaket.
Bunun üzerine Makbule: Doğrudur. Bir kötü gidişat var

Bir Kızla Bir Erkeğin Dostluğu

Bir yolcu ve ev sahibi Seher arasındaki derin dostluğun başlangıcını anlatan içsel bir monolog. Yazar, misafir kaldığı evde düşüncelere dalarken Seher'den ayrılacak olmanın hüznünü yaşıyor. Gündelik nesnelere bile anlam yükleyen bu sessiz bekleyiş, Seher'in beklenmedik yakın temasıyla son buluyor. Bu sıcak an, erkek-kadın arasındaki dostluğun masumiyetini ve özel

Dut Ağacına Asma Aşısı

Geçenlerde köye gittim. Arkadaşımı ziyaret ettim. Tabii meşhur ağacımızın altında oturup sohbet etmek istedim. Ama ne göreyim, dut ağacımız adeta yerinde yoktu. Neredeyse tamamen kesilip budanmıştı.
Arkadaşa Bu ne hal? Ne oldu bu ağaca? dedim. Arkadaşım güldü: Hiç sorma! Bir bilsen ağacın başına neler geldi. dedi.

Zehra

Üzüntüsünden tırnaklarını yiyor, burnundan soluyordu. Aynadaki resmine hüzünle baktı. Gözleri alnında oluşan çizgilerin arasına dalıp dalıp çıkıyordu. Ve gittikçe ağaran saçlarına içerleniyordu:

Ehram Yokuşu, Beşiktaş

Yıl; 1997
Ay: Haziran
Henüz 17,5 yaşındaydım.
İstanbul, Esenler otogarından çıkıp abimin kaldığı eve gelmiştim. Evin konumu tepedeydi. Eve ulaşmak için Bebek karakolunun yanından 44 adet sık basamak, 65 geniş basamağı tırmanarak sola sapılır ve ayak bilekleri sızlayarak 16 geniş basamak daha

Başa Dön