"Bütün büyük edebiyat, iki hikâyeden biridir: yolculuk ya da yabancının gelişi. — Lev Tolstoy"

Öykü

Dudaklarımın Onun İle İlk Buluşması Muhteşemdi

Lise 1. sınıfta gümlemişiz. Sınıf tekrarı yazılmış alnımıza. Okul başladıktan bir müddet sonra, aksilik bu ya sarılık hastalığına yakalandım. İlaçtı, doktordu derken, bir ay kadar okula gidemeyeceğim, ev de istirahat verdi canım cicim doktor. Kesinlikle dışarı çıkmakta yok. Ancak dinlene dinlene geçermiş bu illet hastalık. Tüh ki tüh!

Yolda Bir Aile

Bir aile yolculuğu sırasında yaşanan beklenmedik an: Baba İdris, erik almak için durduğunda, oğlunun telefonunda gördüğü uygunsuz görüntülerle sarsılır. Aile içi gerginlik ve suçlamalar havada uçuşurken, tam da bu kriz anında arabanın lastiği patlar. Modern hayatın teknolojik tuzakları ve ebeveyn-çocuk ilişkisindeki iletişim kopukluğunu çarpıcı biçimde yansıtan, sürprizlerle dolu

yazı resim

Balatlı Deli Behramı Kaybettik

Üç beş arkadaş, Balata muhabbete çağırmıştı bizi Buradaki her şey bugün bana yabancı geliyor Yaptığım ve yapacağım her fiil de anlamsız Henüz nedenini bilemediğim sebepler yüreğimin sıkılmasına, hayallerimin donuklaşmasına, vücudumun hareketsizliğine sebep oluyor Niye böyleyim? Onu da bilmiyorum

Uçan Kuşa Borcun Varmış

Uçan kuşa borcun varmış diyorlar bana... Var tabi var. Bu devirde borçsuz insan mı var? İlk önce leyleklere borç yaptım... Leylekler mi diye hemen soracağınızı anladım zaten... Leylekler bizim basketçi çocuklar canım. Mahallemizin uzun boylu bebeleri... İyi de para kazanıyorlar ha basket oynayarak. Sıkışınca istedim tabi onlardan bir

Korkak Tavşan

KORKAK TAVŞAN
Orman kenarında bir Korkak Tavşan yaşarmış. Geceleri gizlendiği ağaç kovuğundan hiç çıkmazmış. Uyurken korkulu rüya gördüğü zamanlar kan ter içinde uyanır rüyasında gördükleri sanki gerçekten oluyormuş gibi titrer dururmuş. Günlerden bir gün yuvasından fazla uzaklaşmadan yiyecek aramaya çıkmış.

Küçük Bir Leblebinin Başıma Açtığı İş

Yatağa girip uyumaya çalıştım. Uyu uyuyabiliyorsan. Sağa sola döndükçe sanki daha da büyüyordu sızı. Hareketten besleniyordu sanki
Ah bir sabah olsa! diye dua ediyordum. Saat başı bir tane ağrı kesici alıyordum. Arada bir kocakarı ilaçlarına da başvurmuyor değildim. Ama hiç birinin faydası olmuyordu.

Zehra

Üzüntüsünden tırnaklarını yiyor, burnundan soluyordu. Aynadaki resmine hüzünle baktı. Gözleri alnında oluşan çizgilerin arasına dalıp dalıp çıkıyordu. Ve gittikçe ağaran saçlarına içerleniyordu:

Karagöz İle Hacivat: Harami

KARAGÖZ İLE HACİVAT: HARAMİ
Hacivat pencereye çıkar ve karşı mahalledeki evinin bahçesinde bulunan Karagöz'ün üstüne atlar. İkisi birlikte yere yuvarlanır. Aralarında boğuşma başlar. Daha sonra Hacivat ayağa kalkar. Karagöz yerdedir ve gözleri kapalı durumdadır. Buna karşın, sağa sola yumruklar, tekmeler savurmaktadır. Hacivat, Karagöz'ün omzuna, koluna dokunarak

Sıra Beklerken

-Hayır, bağırmıyorum, siz sakin değilsiniz, dedi.
Anlaşıldı ki bayan, başka birine kızmış, ceremesini de ben çekiyorum.
-Sanırım, siz, başka birine kızmışsınız. Öcünü de benden alıyorsunuz.
-Ben, kimseye kızmış değilim.
-O zaman, niye sesinizi yükseltiyorsunuz?

Başa Dön