Bazen Sarmıyor Sadece Çay İçmek
Bu benim için mana ve anlam ifade eden eserlerden bir tanesi olacağını hayal ediyorum.
"Hikâyeler, hayatın taşınabilir yurdudur. — Jeanette Winterson"
"Hikâyeler, hayatın taşınabilir yurdudur. — Jeanette Winterson"
Bu benim için mana ve anlam ifade eden eserlerden bir tanesi olacağını hayal ediyorum.
Gençliğinde güzelliği nam salarmış… Gençler, onu görmek için birbirleriyle yarış edermiş. Kim alacak köyün en güzel kızını diye kavga edermiş. Hele de düğünlerde oyuna kalkınca Fadıma Kız, kimse kalmaz yerinde onu seyre dalarmış…
40'larında zordur hayat...3 Y asla yakanı bırakmaz. Yaşlılık,yorgunluk ve yalnızlık...
Kadın sever zaten renkleri!
Ama renklerini ondan calmazsan ADAM!
İstikrar, statükoyla karıştırılmamalıdır. Statüko mevcut olanın korunmaya çalışılmasıdır ki, sürtünmenin olduğu bir fizikte böyle bir durum mümkün değildir. Ya yükselirsiniz, ya alçalırsınız. Yerini korumak diye bir şey bizim dünyamızda yoktur.
Doğal halinde sert ve gevrek olan balmumu, biraz sıcaklık karşısında, istenilen herşeklin verilebileceği ölçüde yumuşuyorsa ; en dik kafalı ve düşmanca davranan bir insan bile, birazcık nezaket ve güleryüzle, yumuşak ve iyi huylu yapılabilir.Bunun için, balmumu için sıcaklık neyse insanlar için de nezaket odur.
Bana ilk anne diyen sendin yavrum... Bu benim duyduğum en güzel söz oldu. Sesini hatırlamaya çalışıyorum ama sanki zamanın bir yerinde kaybettim...
Günlük hayatın zorluklarına ve kayıplarına rağmen umudu koruma çağrısı yapan, içimizdeki çocuğu yaşatmanın önemini vurgulayan samimi bir deneme. Yazar, modern yaşamın eksiltici etkilerine karşı direnirken, hayatın güzel yanlarını görmeyi ve kendi doğrularımızı yaşatmayı öneriyor.
O gün, kaldığı yerden okuyarak ezanı devam ettiren küçük çocuğun Reis/Erdoğan olduğunu filmde de çok açık belirtiyor. Zira sahnenin tam orasında davudi bir ses:
“...minareleri, sen, ezansız bırakma Allah’ım!”
O ses; Reis’in sesi…
Meğer Reis, taa o günden beri susturulmak istenilen ezanı
başlık abartılı değildir. o dünyanın en masum, en samimi, en hakiki yayıncısıydı.
kimdi bu yayıncı, onun kişisel dünyasında kısa bir yolculuk yapalım...
Bu etkileyici metin, zaman kavramını ayna metaforu üzerinden inceliyor. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki karmaşık ilişkiyi derinlemesine ele alırken, insanın kendi geçmişiyle yüzleşmekten kaçınma eğilimini sorguluyor. Şimdinin kibri, geçmişin sessizliği ve geleceğin kaçınılmaz yüzleştirmesi üzerine düşündüren, felsefi derinliği olan bir metin.
Yalnızlar şehri burası.
Burada sadece yalnız olanlar yaşar, aldatılmışlar, darbe almışlar, en sevdikleri tarafından kandırılmışlar yaşar.