Yaşlı Olmak Gençliğe İnattan Belki.
Karışarak onlarda ebeveyn olmuşlar..
Söz dinlerken onlar söz atmaya başlamışlar bu sefer..
Yaşlandığını insan o zaman mı anlar
"Bütün kitaplarımı yakmaya karar verdim. Sonra anladım ki, o zaman neyi yakacağımı da yazmam gerekecekti." - Franz Kafka"
"Bütün kitaplarımı yakmaya karar verdim. Sonra anladım ki, o zaman neyi yakacağımı da yazmam gerekecekti." - Franz Kafka"
Karışarak onlarda ebeveyn olmuşlar..
Söz dinlerken onlar söz atmaya başlamışlar bu sefer..
Yaşlandığını insan o zaman mı anlar
Yaşadığımız toplumda, milletin fertleri olarak, müthiş bir kültür erezyonu yaşamaktayız. Millet ve devlet tutarlılığımız, zaman zaman inkıtaya uğruyor. Bireyler çaresizlik ve perişanlığı aynı anda yaşıyorlar.
sosyal olayları dile getirelim..bütün çıplaklığıyla..bir duyan olur belki..rüyalarımız gerçek olur..gün ola harman ola.
Toplumumuzun eşek ile muhabbetini bilmeyenimiz yoktur. Hele kırsal bölgelerde doğmuş ve büyümüşlerimiz bana daha yürekten hak verir inanın...
Düşüncelerini empoze etmeye çalışan, ırkçı/kapitalist medyada alan bulmuş, internet sayesinde alanını genişletmiş bu medya-ateşçilerinin hedefi, okurlar, dinleyiciler, izleyiciler, net sörfçüleri, hızı seven ileticiler, gözlemeyi seven masumlar, öğrenme, bilme, özümseme hakkı olan insanlardır.
İnsanlar yeni gün doğumunda sevinirmi,heyecanlanırmı yoksa yaşından bir gün geçti diye üzülürmü onu bilmem.Ama ben her yeni doğan güne çok önem veririm.Benim için her yeni doğan gün yaşama gözlerini açmış taptaze,günahsız bir bebek gibidir.
Feodal bir çemberin içinde kıstırılmış bir ailenin, Medine'yi canı ciğeri gibi koruyup gözetmesi gerkirken tüm bilinçsel ve akılsal ışıklarını söndürmüş bir şekilde inancını sarsmadan, vicdanını sorgulamadan, bir akla danışmadan cahiliye Arap devrinin şeytani, kara bilmezliğini günümüzde hortlatması ne vahim bir olay?..
Tüm bu bilgiler ışığında asıl sorun şu; temsiliyet meselesi, yani bir yeri anlatan herhangi bir şey, bir yere konulan bir heykel orayı simgeleyen, temsil eden bir özelliğe bürünür ve bu çok güçlü bir görsel, işitsel ya da yazınsal bellek oluşturur.
Fazıl Say müzisyen olarak Batı' da gördüğü ilgiyi , Türkiye' de görmeyince, savunduğu marijinal söylemlerle gündeme gelmeye çalışıyor. Bunun için de Türk toplumunda kendisi gibi düşünmeyenleri aşağılıyor, onun da ötesinde onları neredeyse hainlikle suçlayacak noktaya kadar ileri gidiyor...
Baş kapatmak,cahillikle eş tutulmuş yıllarca.Kapalı kadın,mürteci,bilgisiz,kapalı beyne sahip,doğurganlıktan başka vasfı olmayan zavallı olarak görülmüş bazı entellektüel aydınların(!)gözünde.
Çocukları olsa da yanlarında geceleri buz gibi bir yatakta uykuyu hasretle bekleyenler… Göz yaşlarını yastığa akıtırken, bedenlerinin isteklerini çaresizce susturanlar, unutmaya çalışanlar…
Yaratıcı yıkım Schupeter'in geliştirdiği bir iktisat kavramıdır. Bu kavramdan yola çıkarak insan düşüncesi ve etkileşimi üzerine bir denemedir.
İnsanın kendi bedeni, kendisinde saklı ve özeldir. Kendisinden başka hiç kimseye, hele devlete ait olamaz. Eğer ki devlet insan bedenine, insanın ruhuna ve bedenine ait bir karara böylesine bir müdahale yapıyorsa ve bunu kamusal alana taşıyarak yaptırım gücünü artırmaya çalışıyorsa bunun adı doğrudan faşizmdir.
\- Yaşı küçük ama kalemi güçlü Sevgili Duygu Ergun’a.........-
Kelime-i Şahadet söylerken Peygamberimizin(sav)önce kulluğunu söyleriz.
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin”
Yukarıdaki dizelerle başlayıp biten şiiri hepimiz biliriz. Abidin’ e bu soruyu soran Türk şiir ustası Nazım Hikmetten başkası değildir...
Bir 15 yıl daha bu değişen kadın profilinin ekmeğini yiyecekleri ortadadır ama sonrası Amerika’nın yeniden bekarete önem verip, çekirdek aileye dönmesi gibi olacaktır, biz de “Ah nerede hata yaptık!?” diye dövüneceğiz.
Mahir Ünsal Eriş