Hayvansı İnsan, İnsansı Hayvan
En nihayetinde en büyük sanat kendini sınırlandırmak, izole etmektir. ~Johann Wolfgang von Goethe
"“Dehşet patlamanın kendisinde değil, onu beklemektedir.” — **Alfred Hitchcock**"
"“Dehşet patlamanın kendisinde değil, onu beklemektedir.” — **Alfred Hitchcock**"
En nihayetinde en büyük sanat kendini sınırlandırmak, izole etmektir. ~Johann Wolfgang von Goethe
Kalemi kağıdı elinize alıp, çok özlediğiniz birine, en son ne zaman bir mektup yazdınız?
Çocukları olsa da yanlarında geceleri buz gibi bir yatakta uykuyu hasretle bekleyenler… Göz yaşlarını yastığa akıtırken, bedenlerinin isteklerini çaresizce susturanlar, unutmaya çalışanlar…
Bir değerli dostumun dediği gibi 'güncellenecek' çok bilgi vardır. Terakki yenilenmekle mümkün olacaktır.
Yavuz hırsız olun. En iyi savunma hücumdur. Size karşı bir hareket mi yapıldı, acımasız şekilde devlet şiddetiyle karşılık verin. Eylemleri bastıran devlet güçlerine hak etmedikleri iltifatlarda bulunun ki kraldan çok kralcı olsunlar.
İdamlar ülkesi Türkiye'de üç gencin asılma yıldönümünde bizim penceremizden sorular...
düşünmek lazım bizim merakımız neyedir diye, eğer merak alanımızı tespit edersek, nasıl kişiliğe sahip olduğumuzu da ortaya çıkarmış olacağız.
Biz Türk milleti olarak sadece kâğıt üzerine imza atmayız, hayatın her alanına da merhametimizle gülümsemelerimizle imza atarız. Ecdadımız tarihte o kadar çok imza atmış ki dört kıtaya, aradan geçen yüz yıl sonra bizlerde onlara yetişemesek de imzalar atmaya devam ediyoruz.
Gerçekten de aşk eşittir yalnızlığa o da eşittir hayata. Evet hastalık çaresine eşit . Peki ama hangisi hastalık, hangisi çare?
sosyal olayları dile getirelim..bütün çıplaklığıyla..bir duyan olur belki..rüyalarımız gerçek olur..gün ola harman ola.
Yazının milada şerh edildiği MÖ:3200'lere dayanan genel kabulün rastlantı olmadığı gerçeğinin izinde yolculuğa çıkmadan önce, bu kabulü dayatan aklın sinerjisiyle bizlere vermek istediği mesajın arka planına bakalım.
Her mahallede birkaç Pub olmalı diyorum, her birine ayrı ad ayrı renk vererek...Dirsek dirseğe, omuz omuza oturuyoruz. Senin şiirin benimkine karışıyor, bir bardak çayın renginde !
Bu yaz güzel İstanbulumuzu bekleyen büyük bir tehlike sanırım deprem riskini de unutturacak bize. Susuzluk !
Ey insanlık,yeni yılda at üzerinden tüm zalimliklerini.Çıkart üzerinden masum kanıyla yıkanmış elbiselerini.çıplak kal ve öyle dolaş.anadan doğduğun gibi saf ve temiz ol.
Sıcak yaz günlerinin sonlarına gelmişti mevsim. Sosyetik yaşamlarından sıkılmış, içlerinde macera ruhu cirit atan, haftada 3 kere bol köpüklü ve hoş kokulu şampuanlarla banyo yapan, hazır konserve mamalarıyla beslenen sevimlimi sevimli iki orta boy kedi bir öğle yemeğinden sonra bahçelerinde bulunan havuzun yanındaki şezlonga uzanmış güneşleniyorlardı ki günlük
Geriye dönüp baktığımızda haksızlığa, yozlaşmaya, çürümüşlüğe, arabesk yavşaklığına karşı duran; halkın iyiliği, güzelliği için onun değerlerini evrensele katmaya çalışan sanatçıların sürgün yediğini, hapse atıldığını ve daha kötüsü yakılarak öldürüldüğünü görürüz. Yani bizim arabeskimiz (!) evrenseli dışlayan; ırkçı ve ümmetçi bir anlayışın sonucudur.
Mustafa Kemal Atatürk, ilke ve inkılaplarıyla öne çıkarılırken yavaş yavaş bu ülke insanının elinde oraya buraya çekiştirilmeye başlamış, nesnelliğini kaybetmiş, hepimizin değil, birilerinin olma yolunu tutmaya başlamıştı.