"Uyanmak için erken, ölmek için geç, kahve için tam zamanı." – Franz Kafka (kurgusal)"

Öykü

Ensemdeki ses

Elara yalnız olduğunu sanıyordu.
Ama ensesindeki ses… gitmiyordu.
Üstelik sadece bir ses de değildi.

KİTAP İZLERİ

Cumhuriyet'in İlk Sabahı

Şermin Yaşar

Cumhuriyet'in Şafağında Bir Çocuğun Adımları Tarihin büyük anlatılarını, savaşların ve kuruluşların destansı öykülerini kişisel ve dokunaklı kılmak edebiyatın en zorlu görevlerinden biridir. Şermin Yaşar, "Cumhuriyet'in
İncelemeyi Oku

Küçücük Hikâyeler - 2

-Gogol'un öldüğü günden tam yüz sene önce doğmuşum.Bu cevap biraz ukalacaydı ama o sorunun sahibi de bunu hak etmişti. Soruların hazır cevapları bekleneceği yerde soranın da araştırması gerekmez miydi? İ

Bir bankın üzerinde…

Göle bakan eski bir bankta oturan anlatıcı, altın renkli günbatımında düşüncelere dalar. Şehrin kaosundan kaçtığı bu sığınakta, zihninde bir zamanlar yaşadığı aşkın anılarını canlandırır. Gizemli sevgilisinin öngörülemeyen ruh hallerini, fırtınalı davranışlarını ve aralarındaki derin bağı hatırlarken, geçmişin duygusal izleri günün son ışıklarıyla harmanlanır.

Vatan Sağ Olsun

Necdet: Burada asker var mı? diye sordu. Kadın anlamadı. Boş gözlerle Necdete baktı. Necdet, kendi askerlerini göstererek Asker. Bunlar bizim asker. Sizin asker nerede? dedi.
Kadın anladı. No, No diyordu. İşaretlerle burada asker olmadığını, kaçtıklarını söylemeye çalışıyordu. Birkaç asker içeriyi kolaçan etmişti. Kadın doğru söylüyordu.

Serenay Özkan'ın Âşıklar Hikâyesi Okurlarla Buluştu!

Öykümen Edebiyat Dergisi'nin 23. sayısında Serenay Özkan'ın "Âşıklar" hikâyesi yayımlandı. Dergi, yüzeysellikten uzak, hakikate ve sanatsal dürüstlüğe odaklanan bir vizyon benimsiyor. Genç yazarlar ve usta kalemler arasında köprü kuran Öykümen, yapıcı eleştiri, metin analizleri ve kuramsal yaklaşımlarla edebiyatın birleştirici gücünü en saf haliyle yansıtıyor.

Onunla Çok Güzel Günlerimiz Geçti

Bir masa, bir daktilo ve ben. Tak tak da tak tak tak tak da tak tak... O zamanın hantal daktilolarından. Şimdilerde öğrendiğime göre Hindistanda ki en son daktilo fabrikası da kapanmış. Aslında kapanmış demeyelim de bilgisayar klavyelerine yenik düşmüş. Daktilolar artık bundan sonra tarihi eser sınıfına girer bence...

Murat, Mevlüt, Muzaffer ve İsa

bir şeyler olsun diye beklerken, ve romana yerleştireceğim bunu: Hayatta her şey ters gitme eğilimindedir. Anladım ki hayaller kur kafanda, kafanın içinde, bir köşe kur dua köşesi gibi, tapınak gibi, böyle mutlu ol ve gerçeklerden hiçbir şey bekleme, umma, beklentiler can sıkar, olmuyorlar zaten, güzel bir orman öyle

Iskadro (Siğil)

çoğalıyordu. Ayağımın üzeri küçük küçük noktalarla dolmuştu. Zamanla bu noktalar birleşiyor ve kocaman bir yumru oluşturuyordu. Ne yapacağımı bilemiyordum. Yumru büyüdükçe, bot da ayağıma dar gelmeye başlıyordu.
Iskadro denilen bu siğillerin yakmakla geçtiğini biliyordum. Erkekse geçer; yok dişi ise çoğalır, artar. denilmişti. Benimkisi çoğalıp artan türdendi.

Şeftali Bahçesinde

Üniversitede ziraat mühendisliği okuyan Coşkun, yaz tatilinde aile çiftliğinde huzur buluyor. İşçilerle birlikte tarlada çalışmaktan keyif alan genç, hiçbir ayrıcalık beklemeden onlardan biri gibi davranıyor. Geçmişi düşünürken, doğayla iç içe yaşamanın ve emeğin tadını çıkarıyor. Bu samimi anlar, geleceğini şekillendiren değerli deneyimler sunuyor.

KİTAP İZLERİ

Başka Yollar

Enis Batur

Enis Batur'un Zihin Labirentinde Bir Gezinti Türk edebiyatının en üretken ve sınır tanımayan kalemlerinden Enis Batur, okurunu bir kez daha kendi zihin coğrafyasının dolambaçlı patikalarında
İncelemeyi Oku
Başa Dön