"Gelecek, şimdiki zamandan ödünç alınan bir borçtur; faizi ise pişmanlıktır." – Franz Kafka"

Öykü

Ensemdeki ses

Elara yalnız olduğunu sanıyordu.
Ama ensesindeki ses… gitmiyordu.
Üstelik sadece bir ses de değildi.

yazı resim

1\. Bölüm: Kırmızı Işığı Yakmak- Serenay Özkan (3. Sayfa)

Beyoğlu'nun büyülü gecesinde, bir gezginin kendini şehrin ritmine bırakışını anlatan atmosferik bir kesit. Karanlığın içinde dans eden sokak ışıkları, siyah lüks arabalar, kiraz ağaçlarının gölgeleri ve gecenin melodisini çalan rüzgâr eşliğinde, yaşamın koşturmacasına bir mola veren karakterin, gecenin hakkını verme arzusu. İstanbul'un bu ikonik semtinin hem yerlisine hem

KİTAP İZLERİ

ZEYTİNDAĞI

Falih Rıfkı Atay

Bir İmparatorluğun Veda Mektubu: Falih Rıfkı Atay'dan Zeytindağı Her milletin tarihinde, hatırlamaktan kaçındığı, üzerine bir sessizlik perdesi çekmeyi yeğlediği dönemler vardır. Bizim için Osmanlı İmparatorluğu'nun
İncelemeyi Oku

Bir bankın üzerinde…

Göle bakan eski bir bankta oturan anlatıcı, altın renkli günbatımında düşüncelere dalar. Şehrin kaosundan kaçtığı bu sığınakta, zihninde bir zamanlar yaşadığı aşkın anılarını canlandırır. Gizemli sevgilisinin öngörülemeyen ruh hallerini, fırtınalı davranışlarını ve aralarındaki derin bağı hatırlarken, geçmişin duygusal izleri günün son ışıklarıyla harmanlanır.

Vatan Sağ Olsun

Necdet: Burada asker var mı? diye sordu. Kadın anlamadı. Boş gözlerle Necdete baktı. Necdet, kendi askerlerini göstererek Asker. Bunlar bizim asker. Sizin asker nerede? dedi.
Kadın anladı. No, No diyordu. İşaretlerle burada asker olmadığını, kaçtıklarını söylemeye çalışıyordu. Birkaç asker içeriyi kolaçan etmişti. Kadın doğru söylüyordu.

Iskadro (Siğil)

çoğalıyordu. Ayağımın üzeri küçük küçük noktalarla dolmuştu. Zamanla bu noktalar birleşiyor ve kocaman bir yumru oluşturuyordu. Ne yapacağımı bilemiyordum. Yumru büyüdükçe, bot da ayağıma dar gelmeye başlıyordu.
Iskadro denilen bu siğillerin yakmakla geçtiğini biliyordum. Erkekse geçer; yok dişi ise çoğalır, artar. denilmişti. Benimkisi çoğalıp artan türdendi.

Tık Tık; İnsan Orada mı?

Şair, günlük hayatın küçük sorunlarıyla meşgul olan kişiyi eleştiriyor. Rüzgarın bozduğu saç, kırılan topuk, soğuk kahve gibi önemsiz detaylarla öfkelenen biri, dünyanın başka yerlerinde savaşta ölen çocuklardan habersiz yaşıyor. Kontrast çarpıcı: Bir yanda lüks dertler, diğer yanda gerçek trajediler. Şiir, modern toplumun vurdumduymazlığını ve önceliklerimizin çarpıklığını sorgulamamızı sağlıyor.

Şeftali Bahçesinde

Şeftali bahçesindeki sohbetleri bazılarının gözünden kaçmamıştı.
Coşkun, o gün incir bahçesine incir toplamaya gelmemişti ve Songül eve dönerken dayanamamış, çiftlik evine gelmişti,

KİTAP İZLERİ

Nasipse Adayız

Ercan Kesal

Ercan Kesal’ın Trajikomik İktidar Oyunu: "Nasipse Adayız" Her siyasi kampanya bir absürtlükler tiyatrosudur, ancak Ercan Kesal, "Nasipse Adayız" ile bu dramanın Türkiye'ye özgü sahnesinin perdesini
İncelemeyi Oku
Başa Dön