Yüz Kitabı
Sigarası bitmişti. Yanan izmariti küllük içerisinde yavaşça söndürdü.Yanında duran pet su şişesinden bardağına su koydu.Kalınca sayılabilecek dudaklarınla içine çektiği dumanın ardından,suyunu yudumladı.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Sigarası bitmişti. Yanan izmariti küllük içerisinde yavaşça söndürdü.Yanında duran pet su şişesinden bardağına su koydu.Kalınca sayılabilecek dudaklarınla içine çektiği dumanın ardından,suyunu yudumladı.
Yeni kitabımız Şehitler Vadisi Çanakkale Açılımı hakkında bir tanıtım yazısı...Kitabımız Akis Kitap'tan çıktı..
YZUzun öğrencilik yıllarından sonra,siyasetin içerisinde pişmek ve kamile dediği gibi pişkinleşmek kolay olmamıştı.Ona göre psikolojik anlamda bir sınırı yoktu.İnsan kademe kademe ya daha çok ahlaklı bir yaşama doğru yol alır ve hayatta yaptıklarından ödün vermeyerek böyle bir sınırsızlığı seçer yada kademe kademe daha da pişkinleşir bu pişkinlikte kendine
İskender Pala
Yeraltında bulunan ateş yeryüzüne fışkırınca ağaçları, hayvanları, insanları, binaları cayır cayır yakacak; hatta demiri bile eritecek. Akarsular, göller, denizler sıcaklığın etkisiyle fokur dokur kaynayacak. Çıkan buhar, yanan maddelerin dumanı ile birleşerek dünyanın etrafını siyah bir örtü gibi saracak. Ay, yıldızlar, hatta güneş görünmez olacak. Bu simsiyah bulut tabakası
Doğuda özellikle aşiretlerin yaşadığı toplumlarda sıklıkla görülen adli vakalardır.
Törenin önüne ne karakol ne asker ne de başka hiçbir güç geçemediği gibi töreye karşı gelen de olamıyor, AŞKTAN başka…
O ise arkadaşının omuzuna hafif bir yumruk atmakla yetindi. Onların binaya girmesiyle (üç uzun saçlı, fiziksel görünüşleri birbirine yakın iri yapılı, silahlar taşıyan) handakilerin dedikodu kazanı, öncelikle yapının kapısının yakınında oturan ağzındaki yaradan dolayı yamuk gibi görünen, savaşçıların orklara karşı yaptıkları şeklinde başlayıp tekrarında bir diğer alt dudağı
Yalçınkaya kitaptaki kahramanın attığı her adımı değerlendiriyor, öyküleştiriyor. Kahramanını müthiş derecede konuşturuyor. Keza genç Anadolu kadınına misyonunu hatırlatıyor.
35 Yaş şiirini ne zaman okusam içime fenalıklar basar, sinirlenir, tamamını okumadan bırakırımdım. Diyeceksiniz ki, gündem bu kadar yoğunken 35 yaş şiiri de nerden çıktı? Nerden çıktığını bilmiyorum ama, şiirden bahsederken bir arkadaş dedi ki; “Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.” demiş ama kendisi de 46 yaşında ölmüştür..
http://www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=115700 devamıdır..
Yine o kabus… Kendini yeniden bulutların ortasında, aynı dağın keskin kayalıklarına tutunmuş olarak bulmuştu. Parmak uçlarında durabilecek kadar ince bir kütle vardı ayakları altında. Düşmemek için kayalıklara yapışmak zorunda kalıyordu. En küçük bir hareketinde, zeminin, ayakları altından kayıp gideceği malumdu. Aynı sert esen rüzgar, aynı soğuk, aynı korku…
Sabahattin Ali