Berat Uyanık - Benliğimi Gördünüz Mü?
Berat Uyanık'ın "Benliğimi Gördünüz Mü?" adlı romanından kesitler
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Berat Uyanık'ın "Benliğimi Gördünüz Mü?" adlı romanından kesitler
Bu kitabı bir macera romanı okur gibi okumaya kalkarsanız bir şey anlayamazsınız. Dikkatinizi eser üzerine yoğunlaştırmalısınız. Tabii bu yoğunlaşma, ister istemez okuma hızınızı azaltıyor. Ancak merak etmeyiniz, bu geçici bir yavaşlama. Esere kendinizi kaptırdığınızda eski hızınıza ulaştığınızı fark ediyorsunuz. Yani eser; okuyucuya, okuma tekniğine göre kendiliğinden bir hız
YZ
İyilik ve kötülük tıpkı karanlık ve aydınlık gibi iç içe ve birbirlerini tamamlayarak bir insanın içinde veya bir yerlerde öylece yaşarlar. Safi iyilik veya safi kötülük yoktur derler ama buna rağmen birileri iyi birileri kötü olur. Zaman bunu değiştirir mi?
Ahmet Ümit
Berat Uyanık'ın "Benliğimi Gördünüz Mü?" adlı romanından bir kesit
Romanı okuyup bitirdikten sonra şöyle bir düşündüm. Eserdeki mağara bir bakıma dünya, bir bakıma da insanın kendisidir. Kat kat aşağılara inerek kötülüklere gark olması, Kuranı Kerimin ifadesiyle esfeli safilin olması kişinin kendi elindedir. Yazarın, büyücünün ağzından söylettiği gibi; Karanlık da ışık da insanın ruhundadır (s. 13); Akıl hep
Senaryodan romana uyarlanmış içinizi ısıtacak ve içinde kendinizden bir parça bulacağınız bir roman Madam Katina... Okuyun, okutun!
refik güley... nasıl biridir, düşüncesi, felsefesi, dünyaya, hayata bakışı nasıldır, hep ilgimi çekmiştir. İstanbul'da yaşayan köy enstitülü, emekli öğretmen saygıdeğer mehmet kaya ile aybastı üzerine konuşurken yine adı geçti merhum refik güley'in.. ben, kendisini aybastı'da, sadece bir defa bir kahvenin önünde ahşap bir sandalyede otururken gördüm. dedi.
Şule duvardaki saate baktı. 13.30’u gösteriyordu. Usulca annesinin yanına gelerek;
—Anneciğim benden istediğin bir şey var mı? Biliyorsun bugün günlerden cuma ve az sonra arkadaşlarla evin bahçesindeki çardakta buluşacağız.” Dedi.
O sırada mutfakta olan Nermin Hanım, öğle yemeği için gerekli hazırlıkları yapmakla meşguldü. Kızının
Orupta kararsızdı. Nevaliçöri mi yoksa Göbeklitepe mi kutsaldı. Ataları Nevaliçöride yaşamıştı. Ama aldığı kutsal bir işaret kutsallığın her zaman ıssız yerlerde olduğu ve o ıssız yerleri taşlarla inşa etmenin kutsallığı daha da artıracağını gösteriyordu.
Adamın adım sesleri kulaklarında yankılanırken içi ürpermişti. Neden diye geçirdi aklından, Sadece küçük bir günah işledim Allahım. Bu dünyada sen böyle bir ceza verir miydin?
Yaşamak bir seçenek miydi hala? Aşkın ve kaybın dengesinde, uğruna mücadele edeceğim şeyi aşk belirledi ve eğilip fısıldadı kulağıma: Tut Elimi..
"Her bir kelimen beni kendine daha da aşık etmeni sağlıyor. O kadar bilinçli konuşuyorsun ki..." diyor. Gülümsüyorum.
Ercan Kesal