"En iyi edebiyat, okuyucunun 'Bunu ben de yazabilirdim!' diye düşündüğü, ama asla yazamadığı edebiyattır." - Oscar Wilde"

Kaçiş; James Brown 6

Hayatın zorluklarına rağmen dayanışmanın gücünü anlatan bu parça, farklı karakterlerin hikâyelerini bir araya getiriyor. Bir yanda sert ama sadık iş arkadaşları, diğer yanda köyünde yeni bir başlangıç yapmak isteyen umutlu biri, ve sorumluluğu erken yaşta öğrenen Zeynep ile ikiz kardeşleri. Yaşam mücadelesinde aile olmak ve birbirine destek olmanın önemi vurgulanıyor.

yazı resim

6

saniye sonra unutuyorduk. Çünkü sabah iş için kalkmak zorundaydık. Ben onlara dalınca o gün beni kabullenmiş oldular. Yapıları buydu, ters; ama işini iyi yapan insanlardı; ama birbirleri için ölür ya da öldürürlerdi birilerini.”

Hayatta bir dikiş tutturamamıştı abi, ama bu kez olacaktı, köyünde bir şeyler yapacaktı. Hayatta öyle bir atılım yapacaktı ki. Günün erken saatinde yola çıkmıştı köy minibüsüyle, yeni bir işe girmişti.

Zeynep’in 10 yaşında ikiz erkek kardeşleri vardı, anne yoktu akşama kadar. Zeynep onları yedirir içirir kollardı. Ama akıllıydılar, çay demlemesini, yumurta kırmasını, patates haşlamasını ya da kızartma yapmasını bilirlerdi, Zeynep öğretmişti onlara. Aç kalırlarsa evde kimse yoksa başlarının çaresine bakarlardı. Ama burada aile olmak hep yardımlaşarak günü atlatmak demekti, biri bir işi yarım bırakmak zorunda kalır da başka bir işe giderse diğeri o işi bitirmek zorundadır. Çocuklar da iş yapar, sığırları çayıra götürüp otlatmak gibi akşama kadar.
Öğle vakti biri gelir ve yiyecek alır, sonra köyün merasına gidip kardeşiyle yerdi, hava şartları uygunsa özellikle yazın orada dereye köpekleriyle girer, müthiş bir zevk alırlardı.
Onlar mutlu olmasını bilirdi, arada otomobil tekerini elleriyle sürerek yarış yaparlardı köy yolunda. Tabi en büyük hayalleri bisikletti; ama ikinci el bisikleti kısa sürede hurdaya çevirdikleri için sıfır bir bisiklet umuduyla çarpıyordu kalpleri. Asla almayacaktı baba. Çünkü ilkini mahvetmişlerdi.

14 yaşındaki Züleyha’nın büyük umutları yoktu hayatta. Orta halli düşler ona göreydi. Hayat şartlarının köydeki gibi zorlu olmadığı bir yerde, bir büyük şehirde yaşamak, üzgün ama düzgün bir insanı sevip ona bağlanıp evlenip ömür boyu onunla olmak, üniversiteye postu atıp mezun olup iş bulabilmek.. ama okulda parlak bir öğrenci değildi ve kimi derslerde zorlanıyordu. Diyelim ki üniversiteyi kazandı, onu ailesinin okutabilme imkanı var mıydı? Yoktu elbette; ama “kızım senin için gereken her şeyi yaparım” derdi annesi. “Okuyamasan bile seni bir işe koyacağım.” Bu evden buralardan gitmek ne olursa olsun onun için çok iyi olacaktı kesinlikle. Burada iş güç bir türlü bitmezdi çünkü. Hayat kavgasının ve zorlu doğa koşullarının, bitmez tükenmez iş güçlerin arasında bir yarım saat kafa dengi arkadaşla sohbet edebilse… ayak üstü biraz sohbet, çay kahve içmeye gerek yok onun için bir kurtuluş, özgürlüktü, bu bütün ağırlıkları birden atmak gibiydi. Burası zorlardı insanı ama çok dirençli yapardı, zorlardı; ama çok korunaklıydı. Buranın dışındaki hayatın tehlikeli olduğunu biliyor ve bu onu çok korkutuyordu. Annesinin sözünü ettiği ya da bir şekilde hayatını mahveden uzak ya da yakından tanıdığı şanssız kızlardan, kadınlardan olmak istemezdi.

Eskiden çok çocukça düşünür, işi bulup ailemin bütçesine katkıda bulunurum diye düşünürdü, belası derdi eksik olmayan evi fark etti sonra, kendi yoluna gitmesi şarttı. Ezildiğini, kendi olamadığını düşündükçe evden uzaklaşma, kendi hayatını kurma ya da kurtarma planları ağır bastı. Ailesinin geçim sıkıntısına çare olabilmek, onların refahı için canını dişe takıp mücadele etmek çok saçmaydı; ama geçmiş senelerde böyle düşünürdü, arada bir hain olduğunu hissederdi. Üzülürdü özellikle annesine, ailesine. Ama sert bir karşılama gördüğünde o uyumsuz düşüncelere yeniden sarılırdı. Burada işler düşündüğü gibi olmuyordu, olamıyordu bir türlü buradan kaçıp kurtulması olmazsa olmazdı. Bazen aptal yerine konulduğunu, iyice sömürüldüğünü düşünürdü. Bir sevgili edinmesi, evden bağımsız olma hayali onu alıp götürürdü, mesela onunla buluşmaya gidecek olsa, onu kucaklamak, ya da onunla günler geceler haftalar geçirmek varken, ya da kafasına göre kız kıza gezip tozmak varken, şehirdekiler… sıcak kumlar üstünde gevşeyip içecek içip güneşlenip müzik dinleyip denize ya da havuza girmek varken, filmlerde dizilerde gördüğü şeyler işte. Bambaşka bir hayat vardı, kızlı erkekli heyecanlı kanlı canlı genç grupları. Delice şeyler yapabiliyorlar, üzerlerinde giyotin gibi bir baskı, tepkiyle karşılanma durumları yok ve sokakları inletiyorlar şehirlerde. Bağıra çağıra güle oynaya gidip küfürleşip duruyorlar, şamata ne güzel. Kızı kankasına bilmem nesine şey yaptığımın
kızı diyor mesela. Ya da kız sınıf arkadaşı erkeğe diyor böyle şeyler. Gülünç ya da acınası belki. Yüksek sesle şarkılar söylüyorlar, köyde abartılı davranışlar hoş karşılanmaz, bir başkaldırı, bir isyan, çirkinlik abidesi gibi görülür. Uslu usulü oturacaksın,
göze batmayacaksın, seksi şeyler giymeyeceksin. Büyüklere saygılı olacaksın, bir bunak ihtiyar seni yerden yere vursa da terbiyesizlik etmeyeceksin asla.. Metrobüste ya da otobüste yaşlı tacizci insanlara kafa tutar şehirdeki kızlar. Kimi şort giydi diye yumruklanır, parkta sutyen takmadı diye güvenlik görevlisi tarafından dışarı atıldığı olmuştur.
Köyde kırsalda büyükler ne derse desin haklıdır. Toplumsal baskı altında olmayan kızlar bir araca doluşup bira içip yüksek sesle şarkılar söyleyip sohbet edip sahilde gezerler, gece bir’de, sabaha karşı eve gelirler, evde yemek varken pizza canları çeker, kurye getirir, fosur fosur sigara içip cep telefonuna bakarak sokaklarda tek başına giderler. Konsere, sinemaya, bir eyleme, bir barış, bir isyan yürüyüşüne, sevgilisiyle sevişmeye bir otele, bir tiyatro gösterisine giderler. Hayatta bir hiçsin, önce sevişme denen şeyi mi çözmen gerek, henüz ruhunla bağlantı kurmadan üstelik.

KİTAP İZLERİ

Sus Barbatus! 1

Faruk Duman

Faruk Duman’ın Kış Mıntıkasında Destansı Bir Canavar: Sus Barbatus! Faruk Duman, Yaşar Kemal geleneğini modernist ve masalsı bir dille yeniden yorumlarken, doğa, insan ve mit
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön