Tak Oğlu Tak, Bir Tek "Aşk"ı mı Buldun Takacak!
Yazmak ya da yazmamak üzerine bir eleştiri...
"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, kağıda dökülmüş şarap lekesidir." - Charles Bukowski (Kurgusal Alıntı)"
"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, kağıda dökülmüş şarap lekesidir." - Charles Bukowski (Kurgusal Alıntı)"
Yazmak ya da yazmamak üzerine bir eleştiri...
Sevgiye bedel ödemeye varım ama karşılıklı ve incelikli olursa.
Tırnaklarının arasındaki küller, hangi mezranın geçiş töreninden sığ yasanmisliklardi?
Masa üzerinde sağa sola savrulan sigara külleri arasında debelenen parmaklarını izliyordu.
Ardarda gelen darbelerle, sanki Bethoven' in Adagio Sostenutosunu yeniden besliyordu içten içe.
Senin de yok mu ki, beklediğin bir liman!
Ve hiç esmez mi, bir rüzgar saçlarına kurulu bir rotada...
Bir garip seyyahlık; kendine göçen...
Kediye pist dedik, köpeğe hoşt!..Kurban kestik dinsel inançların arkasına sığınıp.Hatta dini yanlış anlayıp domuz bağıyla,silahla,roketatarlarla,uçakla,biyolojik gazlarla ...
Önce aynı kitabı okumamız dikkatimi çekti sonra, elleri. evet! Elleri.. buruşmuş, titreyen elleri..
"Acı! Ne kadar da gereksiz bir duygu. Öylesine geçici ve sahtedir ki bu dönen evrenin içinde duyumsayabildiğimiz her acı. Öylesine alaycıdır ki. Hiç bitmeyecek sandığınız acılarınız dahi geçer. Zaman üstümüzden akıp gider bu dönen evrende ve acınız sürüklene sürüklene zaman içinde keskinliğini kaybeder, körelir ve bir süre sonra
Yalnızca insanlar dünyasında yaşar ruhum. Onların etiyle, derisiyle ve kemiğiyle beslenirim. Süslü, aynalı salonları ve sahneleri çok severim. Beni oralarda daha iyi anlarsın.
Sana ve ayrılıklarımıza dair düşündüğüm tüm içsel şarkıları ve şiirleri ezberlemek gibi hissiyatlarım oldu yokluğunda. Biliyorum gideceksin ve ben gidişinle sersefil kalacak, dilenci gibi sokak aralarında seni arayacak, kendimce umutlarla bir süre yokluğuna “aşk’a hasret zamanlar” adını koyacağım.
En Güvendiğimiz,Gitmez dediğimiz bile bırakıp gitmedimi bizi...?
Aynada yansıyan görüntümüzdür bize ihanet etmiyecek olan !!!
Göz yaşlarımızdan yaptığınız o kumdan kalelerde yaşamaya mahkum bırakıldık, sırf bizden önce bu parklarda oynayanlar öyle istedi diye!..
Göz altlarım oldukça kırgın. Dudaklarım üzülmüş. Annesine küfürler ediyorum önceki gecenin. Senin ben diyorum
kimileri göremez kutlu sevdamızın vuslatını; kimileri unutmuştur vuslatın varlığını...
Yaralıyım,halim içler acısı kanıyorum!..Belki de yaranın ta kendisiyim artık kabuklarımı dökmeliyim.....