Kadıncıklar
kadın siluetinin gittikçe bozulmaya yüz tutmuş bir cephesine ait bir yazı... belki şehirler belki yeni renkler bu hale getirdi...
"“Klasik, herkesin okumuş olmak istediği ama kimsenin okumak istemediği kitaptır.” — **Mark Twain**"
"“Klasik, herkesin okumuş olmak istediği ama kimsenin okumak istemediği kitaptır.” — **Mark Twain**"
kadın siluetinin gittikçe bozulmaya yüz tutmuş bir cephesine ait bir yazı... belki şehirler belki yeni renkler bu hale getirdi...
Değişen Rusya'dan bir kesit. Geçmişin (demir perde yönetiminin) kalıntıları olsa da bildiğimiz yaşama hızla ayak uydurulmuş. Şimdi artık Lenin bile kimsenin umurunda değil.
Bahçemizde ağaçlar vardı . Elma ağacından kiraza salıncak kurmuştu babam . Her sallanışta patır patır dökülürdü çürük elmalar. Öğrenmiştik sağlamlık ve direnç arasındaki ilişkiyi... Sallanırdık ve rüzgarla uçuşurdu sarı buklelerim. Gökyüzünü seyre dalardım. Daha çok küçüktüm bulutların aslında birer hava boşluğu olduğunu öğrenmem ve evet bu benim ilk
İnsan hayatında anlamı aramay dair bir antik çağ sorusu üzerine düşünceler
Bütün memeleri zaptedilmiş, bütün bağırsaklarına girilmiş, bütün bağışıklık sistemi çökmüş bir şekilde son nefesini vermeyi bekliyor, hoyratça sündürülürken memeleri, yaralı bir hayvan gibi can çekişiyor vatan
Ruhum dağınık, toplamadım. Çarşafını örttüm geçmişin, yıldızlar içimdeki volkanların patlamadan önceki sinyallerini çağrıştırıyor. Parıl parıl parlamaktalar. Gece, güne inat tılsımını ekliyor ay'ın...
Gönlümün yatağı dağınık... Uyuyanlar var, sessiz olun uyandırmayın...
Etrafıma soyutluktan bedene düşmüş bir yabancı gibi bakıyorum. Kim bu insanlar? Ben neden bu evdeyim? Ben kimim?
Tecrübelerini gözle, sağduyunu dinle, güven kendine. Doğru kişiye doğru yerde doğru hediye vermeyi öğreneceksin, denemekten vaz geçmediğin sürece.
Senin de yok mu ki, beklediğin bir liman!
Ve hiç esmez mi, bir rüzgar saçlarına kurulu bir rotada...
Bir garip seyyahlık; kendine göçen...
Tüm sıfatları sildim ben bu gece izninle ANNECİĞİM. Sadece senin kızınım. Fundan, sarı papaçan, fındığın… Dilimdeyse sadece sen varsın artık. ANNEM, ANNECİĞİM, ÇİLTUŞUM.
Yol göster bana küçük Didem. Yine birşeyler başa dönüyor. Neden bu kadar isteksizim. Bizi rahatsız eden ne? Neden huzursuzum. Neden en basit işi bile yapmak istemiyorum. Neden şu anda seninle konuşmaya çalışırken bile rahat değilim, ne oluyor bize? Lütfen içimizdeki ışığı yakmama yardım et. Önümüzde kuyuların açılmasından korkuyorum
Şeffaf, temiz, pembemsi bir rengin içinde, tam ortada bir koyuluk var. Gittikçe büyüyor mu ne? İzin vermemem lazım… Bazı şeyler izin almıyor gerçekleşmek için. Geleceğini bilmek bir işe yaramıyor ki.
Kavramlardan bahsedebilmek için insanın otuz beş yaşına gelmiş olması gerekir. Onun öncesinde kavramlardan bahsetmek, soyutlama yapabilmek doğal olarak mümkün değildir\*
Beni unutsan da, satır aralarına sıkıştırdığın yüreğinle artık beni hatırlamasan da… Seni hep özleyeceğim , özlemek istemesem de… Meğer ben seni hep özlemişim de bilememişim …
Yolda yürürken hiç arkanıza baktınız mı?
ARKADA...
Sizi izleyen birşey var mı diye?