Domates Suyu Başınızdan Süzülürken
Yolda yürürken hiç arkanıza baktınız mı?
ARKADA...
Sizi izleyen birşey var mı diye?
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Yolda yürürken hiç arkanıza baktınız mı?
ARKADA...
Sizi izleyen birşey var mı diye?
Ama pi’yi sakın sadece bu kadar zannetmeyin. Dediğim gibi, pi evrenin gizemli anahtarı, gizli bilgilerin tutulduğu kasanın şifresidir. Henüz çözülememiştir ama, onun içinde bir şeylerin gizli olduğu aşikardır. Bunu çözmek için yüzlerce gizem avcısı pi sayısının rakamsal ifadesini kelimesel karşılığını aramıştır. Dünya üzerinde birçok insan Tanrı’nın pi sayısı
Bütün insanların üstüne üstüne geldiğini görünce onlara çarpmamak için bir sağa bir sola kaçmak zorunda kalan kimsenin görmediği bir hayalet.
Bazen kendimize bile gerçekleri söyleyemeyiz .her olup biteni görmemize rağmen inanmak istemeyiz, çünkü gerçekler her zaman acı olanı haykırır yüzümüze ve her zaman da doğru olanı bilir.işte canımızı acıtan nokta da budur...
Sil Baştan! derken yeniden başlamakla sınırlı kalmayacak hiçbir şey, yeniden yaşamaya başlamak olacak öğrenilmişlerin unutulduğu gölgede.
Pencereler, evlerimizden sokağımıza açılan yüreğimizdir bizim. Mahremiyetimizin dışında olanı öğrenme isteğimizdir. Cadde de yürüyen kalabalıkların telaşlı koşuşturmasını görmek, yudumlamakta olduğumuz kahvenin damakta bıraktığı lezzetle tasasız bir günün dört duvar arasında keyfini sürmektir. Mizacımıza göre önünde yerimizi aldığımız bir dayanaktır bize pencereler, bazen mahcup ve sıkılgan bazen de hoyrat
Hangi kaldırım taşına sorsan yüzsüzdür, yüzüne bulaşan çamurdan da yüzsüzdür.
futursuzca yalan soyluyorum. yuzume taktigim maskeyle hilekar bir kumarbaz gibi karisiyorum kalabaliga... bildiklerim cehaletle yontuluyor ve cahil cumleler tum gunumu sarmaliyor.
Ruhum dağınık, toplamadım. Çarşafını örttüm geçmişin, yıldızlar içimdeki volkanların patlamadan önceki sinyallerini çağrıştırıyor. Parıl parıl parlamaktalar. Gece, güne inat tılsımını ekliyor ay'ın...
Gönlümün yatağı dağınık... Uyuyanlar var, sessiz olun uyandırmayın...
Yol göster bana küçük Didem. Yine birşeyler başa dönüyor. Neden bu kadar isteksizim. Bizi rahatsız eden ne? Neden huzursuzum. Neden en basit işi bile yapmak istemiyorum. Neden şu anda seninle konuşmaya çalışırken bile rahat değilim, ne oluyor bize? Lütfen içimizdeki ışığı yakmama yardım et. Önümüzde kuyuların açılmasından korkuyorum
Hayat bazen yürekten vuruyor insanı; hiç beklenilmeyen bir an'da... Bazı anlarda yaşama gücü bulamıyor insan...
Kim bilir belki de en az zarar gördüğümüz yerdi yalnızlık; yalanlardan, aldatmacalardan, iki yüzlülüklerden, yaralanmalardan ve terk edilmişliklerden uzak bir yere sığınıyorduk belki.
Şimdi dedem gibiyim...
Akşam olduğunda çay demliyorum kendime, sonra sobaya odun atıyor, pencereme damlayan yağmur damlacıklarının, camdan aşağıya doğru süzülüşünü izliyorum. O damlacıkların çıkardığı “tık tık” seslerine de anlam yüklemiyorum artık. Haftanın herhangi bir gününün, diğer günlerine kıyasla daha başka anlamları da yok! Pijamalarımı giyip, ayaklarımı