Zamanın Üstünden Akıp Gitmek
Her an ensemizde bekleyen zamanın kılıcı, akıttığımız kan gibi yasadığımız her dakika, akıttığımız kan gibi yakıcı.
"Yazmak, aslında hiçbir şey yapmadığınızı herkesten saklamanın en meşru yoludur." – Charles Bukowski (kurgusal)"
"Yazmak, aslında hiçbir şey yapmadığınızı herkesten saklamanın en meşru yoludur." – Charles Bukowski (kurgusal)"
Her an ensemizde bekleyen zamanın kılıcı, akıttığımız kan gibi yasadığımız her dakika, akıttığımız kan gibi yakıcı.
Kalabalık içinde yalnız hissetmenin tarifi: Konuşacak çok şey varken dinleyecek kimsenin olmaması. Güçlü görünmeye alışan birinin yorgunluğunu fark eden olmayışı. Bu özel yalnızlık anında kişi kendisiyle baş başa kalır, birikmiş duygularıyla yüzleşir, ama içindeki sesi bile kendine duyuramaz. Bazen yalnızlıkla savaşmak yerine, onu kabullenmek gerektiğini anlatan içten bir
Yeniden sarıldım kendime, yalanları bir bir dizdim geçmişe sonra da sımsıkı sarıldım sevginin kerametine, doğruluğun selametine ve de Allahın azametine.
Kalbim vav, sözlerim elif oldu
Söylesene ey ruhum, söylesene
Kaç yalana esir olduk, bir( 1) gerçeği anlamadan?
Söylesene şimdi.
Ben güzel yazı yazardım. Öyle derlerdi okuyanlar... Hiç bir imla kuralım yoktu sadece "nokta" vardı bildiğim. Zaman geçti yazmayı öğrendim sonra.
Öğrendim ki masumiyeti bozulmuş kelimelerin. Noktayı koyacağım kadar renkli düşlere sahip değilmişim artık...
Doğu Türkistan Orta Asya'nın orta bölümünde yer alan büyük Türkistan'ın doğu kesimidir. Aralık 1949'da Katil Çin Ordusu tarafından işgal edilmiştir. Doğu Türkistan halkı da o zamandan beri Katil Çin işgaline karşı direnmektedir. Kavim ve Din kardeşimiz direnirken zorlukların, işkencelerin, zorbalıkların, katliamların pençesinde inlemektedir.
Değişen Rusya'dan bir kesit. Geçmişin (demir perde yönetiminin) kalıntıları olsa da bildiğimiz yaşama hızla ayak uydurulmuş. Şimdi artık Lenin bile kimsenin umurunda değil.
Sırtlarındaki bıçak izlerini gözüme sokan binlerce insan gidiyor hayatımdan!
İnsanın en çok korktuğu yalnızlık, aslında hep bir parçamızdır.
Kıvranıyoruz sancılar içinde.. Çığlıklarımız hapsolmuş ruhumuzun derinliklerinde duyulmuyor. Demir parmaklıkların arkasına hapsolmuş hayatlarımızla, özgürlüğün meşalelerini yakmaya çalışıyoruz. Kelime dağarcığımız yetmiyor duygularımızı haykırmaya.. Suskunluğun pençesinde kıvranıyoruz sancılar içinde.. Mutluyuz; mutsuzluklarımızla..
İnsanin İçi̇nde Gi̇zlenen Acilar Dayanilmasi En Zor Olandir. Aci İnsani Yeni̇k, Düşmüş, Kör, Sağir Ve Di̇lsi̇z Yapar. Susturur Benli̇ği̇ni̇, İçi̇nden Gi̇zli̇ce Taşar Harf Harf Damlalar Yerlere...
Gece üzerine methiyeler düzerken içime bir ürpeti çöktü. İrkildim ve kulağımı jilet misali bir tıslama yalayıp geçti. Boynuma doğru kavislenerek büyük üstad\* dedi ki ..
Bitmek bilmeyen buhranlı gecelerde yaprağa tutunan çiğ tanesi gibiyim. Umutlarım gökyüzünde bir meleğin kanadında asılı. Semada gezinen bakışlarım bile ümitsiz.
Bazen öyle gelir ya kaleme saçma sapan , dinlemek isterken anlatmak, susmak isterken konuşmak gibi. Sen gibi ben gibi.
Yolda yürürken hiç arkanıza baktınız mı?
ARKADA...
Sizi izleyen birşey var mı diye?
Faruk Duman