Hüzünlü Değilim, Mizacım Böyle.
Kadınlar kitap gibi dir, öyle sade sonunu okuyarak bütün kitabı anlayamasssın...
"“Yazmayı seviyorum; dünyadaki en eğlenceli şey bu.” — **Ernie Pyle**"
"“Yazmayı seviyorum; dünyadaki en eğlenceli şey bu.” — **Ernie Pyle**"
Kadınlar kitap gibi dir, öyle sade sonunu okuyarak bütün kitabı anlayamasssın...
tek bir gün bile özgür bir nefes olurdu, çünkü bu esaretten başka bir şey değil
Anladım ki insan en çok sesinde taşıyormuş kendini. Kelimelerin dizgisi bir yana, duyguların sedaları yıllanmış. Belirgin bir bezginlik var sesimde. Yenik bir sızlanma, umutsuz bir sitem dizgilerimde. öfkemde dahi ihtiyar bir anlayış İçimdeki hırlak köpek, kavrayışım, dillendirişim, “çüş eşeğim çüş” diye haykırışım bile yaşlanmış.
Amaç savaşçısı yuvasına azığını güvenli bir şekilde yerleştirirken benim de yüreğime ruhuma bir umut ve yaşamdaki zorluklara karşı bir güç yüklediğinin farkında mıydı acaba?
bedenin hastalansın ruhun hep dinç kalsın. Ruhun hastalanırsa. hayatın hep yarım
Yüksekte yerini kabullenemeyen, ucuz hareketlere bel bağlayan, insanı tuzaklarla yakalayan.. Korkusu olmayıp, yok etmek için insandan çalan !
Hiçbir zaman gerçeği göremeyecek, giyindiği elbise zehirleri gizleyecek. Vakit geçerken, bir yıl, bir gün gibi gelecek.
Hesapsız, şekilci ve umursamaz bir tavırla yarının getireceklerini bekliyor gibi kimi insanlar... Sorular sormak, cevabı alınsın ya da alınmasın elzem değil sanki.. Yollar tutturulmuş, herkesin yönü farklı. Aynı yoldan gidenler arasında da ayrılıklar var. Hepsi bir yere çıksa da, istenilenler ve sonuçlar birbirinden farklı. Nereden bakıyorsan bir konuya
İnsanın hayalleri olmayınca, peşinden gidecek izleri de olmuyor. Sıradanlıklar içinde bir yaşama adım atınca, sessizce söyleyecek tek bir şey kalıyor. “Hayat devam ediyor işte. Her şeye rağmen hayat devam ediyor.”
Bir an gök yüzü yarılıyor, her yer aydınlanıyor... İçimde birşeyler kopuyor... Ardından acıklı korkutucu bir ses... Şimşek çakıyor...
Kenarında sakin, odaksız, kedersiz bir hayatın izlerini taşır. Bulutlarda şekillenen dumanlı yolları hatırlatır. Görünmez olur, aşka ramak kalır. Sesinle rüzgarı getirir, kalbinle başkalığı belirtir. Sonsuzdur, kaçılmaz olur, bilir en derinlerde ne var, sorgusuz durur.
Bilmeyince hiç duymadığın şarkının sözlerini, kendin yazarsın önceden, iş edinir gibi.. Ahengi
Saçlarımı döktüm..Tel tel..Ve mi telinden şarkı çaldım yokluğa..Kimseler yoktular..
Beni çok da güzel alkışladılar.. Sessizlik..Boşluk..Yokluk..
Gerçeğin peşinden koşmaya başladığımız bu zaman diliminden itibaren, yaşam bizim kendi hissettiğimiz, düşündüğümüz ve hayaller kurduğumuz bir mevkie dönüşmüştür. Daha fazla olmasını istediğimiz gibi davranmışızdır. Hayatın gerek ve gereçleri toplumsal bir yaşam biçiminde geliştikçe ve hatta ilerledikçe teknoloji kendi yaşam alanımıza girerek düşündüğümüz, istediğimiz, hayal ettiğimiz ve peşinden
Araf’taki gibi cennet ve cehennem arasında bir yerde kaldığımızı düşünelim. Bir yanda bizi oraya sürükleyecek davranışlardan hep korkuyla sakındığımız sonsuz cehennem… Diğer yanda yaşamımız boyunca umut ettiğimiz sonsuz cennet…