Tanrı'nın İnsanları Yaratmaktaki Amacı Nedir Anne? - 1 -
-Bence Tanrı'nın canı sıkıldı anne. Sonra da insanı yarattı.
"Sözcükler, düşüncelerimizin giysileridir. — Samuel Johnson"
"Sözcükler, düşüncelerimizin giysileridir. — Samuel Johnson"
-Bence Tanrı'nın canı sıkıldı anne. Sonra da insanı yarattı.
Türkçeye , özellikle gençler tarafından, ne kötülükler yapıldığını görüyorum.
İstanbul hava alanına tahminimden çok erken bir saatte ulaşmıştım. Dış hatlar departmanında yaklaşık dört saat sonra gelecek yolcumu karşılamak üzere beklemeye başladım. İki günlük bir uykusuzluktan sonra göz kapaklarım tonlarca ağırlık altında kalmış gibi kendiliğinden kapanmaya başlıyor, ben uyanık kalmak için direnç gösterdikçe inadına uyku, bütün çekiciliğiyle şuur
Otobüs yolculuğu hakkındaki gözlem ve izlenimlerimin, estetik kaygısı gütmeden kalemimden dökülmüş hali...
Anneler gününün acı verdiği bir gündeyim.Birşey eksik hayatımda bir nefes.Ne kadar büyüsekte hep eksiğiz aslında.
Üşüdüm..Yine her zamanki gibi sonbaharın ayında gelmişti bana kış. Soğuktu işte, zevk almıyordum nefes bile almaktan. Halbuki alırdım. Üşüyordum sadece ve, bu gerçeklikle işkence edermişçesine kendime, vücudumun ritmik eşliğiyle sayıklıyordum. Üşüyorum-mutsuzum-üşüyorum-mutsuzum-üşü..
...oyal zarf fabrika yemekhanesinde yediğim leziz yemeklerden dolayı işçiliği muhteşem meslek saydığım, verilen 2 krş harçlıkla yeni tesisler kurabileceğimi ve ordaki yemeklerin hepsini yiyeceğim günleri düşündüğüm hayal yıllarım...
...bu sabah kar yağarken lapa lapa, elimde kahvemle aklımdan geçtim, uzun uzun... hatırladım, güldüm, hüzünlendim. ama en son
Hafif hafif yağmur çiseliyor. Ohh tam yürümelik bi an. Kendimi dışarı atıyorum bahçe kapısından ve anında müdahale geliyor annem ve anneannemden “kızım ıslanırsın, nereye.” Şşştttt. Beni bana bırakın bakalım, gezintiye çıkıyorum. Ziyarete gidiyorum. Çocukluğumu ziyaret edeceğim az sonra.
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki...
Yeni okula başlamışız, yeni sevmişiz
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Şimdi hem güney hem de kuzeyi bir arada Kıbrıs’ı yaşayıp, çocukluğumun anılarında saklanmış, arada yüzlerini çıkarıp beni selamlayan İstanbullu Adalıları anımsamak ve yüzünü hiç görmediğim Giritli büyük annemi anmak hoşuma gidiyor. Kıbrıs bana hayatta en çok yapmak istediğim şeyi, yazma motivasyonunu sağlamış yer olarak, kişisel tarihimde en az
Düğününde Beyza'yı uğurlayan bir amcanın duygusal anıları...
Dinçer Sümer'in tek kişilik oyununu ararken eski günler düştü aklıma. Tek kişilik bu nefis oyun 50'lerin İzmir'inde geçiyor, ilk gençlik hayallerini aşklarını anlatıyor.
Cümle dolaplarını açtım. Naftalin kokmaktaydı. Düş kırıklarım eski bir Anfora içerisinde köşede duruyordu."Tozlanmış" dedim, içimle dışım arası bir fısıltıyla.Eskiden ayakkabı tamircileri olurdu, sokak aralarında minicik dükkanları. Bizimde komşumuz Feride teyzenin kocası Adem amca, ayakkabı tamir eder dururdu bütün gün.İki oğlu vardı babayiğit..İkisini de okuttu nasır tutan ellerinin, kösele
Küçüktüm,dizlerim kanardı haylazlığımdan.Yaralarımsa kabuk üstüne kabuk bağlardı,ağlardım…Ama bilirdim her damlada içine akacağımı,ne olursa olsun seni yanımda bulacağımı.