Kayıp Kalem
verdiğim savaştan bile habersiz, bir savaşın içindeydim aslında. yendiğini sanarken, hep yenilen tarafta olan.
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
verdiğim savaştan bile habersiz, bir savaşın içindeydim aslında. yendiğini sanarken, hep yenilen tarafta olan.
Coşkun bir su sesi yankılandı. Kız suya baktığında Hikâyecinin gözlerini gördü, onun da kaşları karaydı.
Her doğum gününde nehir çağladı, herkes Hikâyecinin sesiyle mutlu uykulara dalana kadar…
Her doğum gününde Hikâyecinin sesi duyuldu, yeni bir hikâye başlayana kadar…
Siz ! merakla dinlemesizce merakla dinlemektesiniz. Merakla izleyen gözler, mızrak uçlarıdır, asla gözlemsiz.
Kalbinin her zamankinden daha fazla attığını nefesinin kesildiğinden anladı. Gözlerinden yaş gelmişti. Bütün çabalarına rağmen yutkunamıyordu bile.
Ağlayınca gözleri yosun kokan can...Giderken baktığın yerlerde biten hüzünbaz çiçeklerden anlamıştım dönmeye iç geçirdiğini...Gel ve “kırık gönlün kayığını kurtar!” Geceleri güneşi seyredelim donarak!
Babası bu duruma daha fazla dayanamamış ,on dakika önce odadan çıkmıştı.Tekrar geriye döndüğünde gözlerine inanamamıştı.Gözlerinden yaş gelerek eşine sarılmıştı...
Sessiz bir haykırışı duymak,gözükmeyen bir pişmanlığı görmek isteyenlere...
Buzlu camların ardından bakmaya çalıştı yaşama;
gördüğü yalnızca minik kristal taneciklerdi, kokusunu duydu soğuğun, bir kış gecesi rüyasında yaşanıp bitti herşey, karda duran izleri silindi, beyaz ölüm yaklaştı ve fısıldadı kulağına; yarın yeni bir gün
Galileo der ki: Felsefe her an gözümüzün önünde duran o muazzam kitapta-yani evrende-yazılıdır, ama önce dilini öğrenmeden ve hangi sembollerle yazılmış olduğunu kavramadan anlayamayız onu.
-Ayıbın, ahlakın ve de dinin olmadığı bir yaşam kuruyorum kendime, gelmek ister misin?
Zaman, Korku ve Sevgi her an her yerde. Hangisi ile yaşamaya karar vermek ise kişisel bir tercih.
Gemiyi ucuruyor kız. Gökyüzünde yüzdürüyor ve dönüp ardına bakıyor sonra saçlarını tarıyor..
Son turna akınının son gününde, son kez bindiğinde balıkçıyla, deniz gözlü, dalga bakışlı küçük oğlu kırmızı kayığa, oynaşamadı kayıkla deniz.
bir adam mayıs ayının sıkıntısını yıllardır üstünden atamıyorsa, ölen sevgilisinin yüzünü başkalarında görmekten korkuyorsa ve yıllardır bu korkuların korkusuyla ıssız bir adada yaşıyorsa şarap, kırmızı bir şapka ve kan rüyalara girmez mi?
Kolay mıydı bu kadar...
Bugüne kadar savunulan değerleri bir anda yırtıp atmak bu kadar kolay mıydı?... Bu kadar kolay olmamalıydı.