Bu Hazımsızlık Ne Kadar Kötüymüş Meğer!
Organların fonksiyonel çalışmaması sebebiyle başa gelmesi mümkün olan hadiseler, bazen dertler, bir takım telakiler ve ısrar edilen vehimler.
"Dünya vardı ki kitaplarda yaşadım. — Orhan Pamuk"
"Dünya vardı ki kitaplarda yaşadım. — Orhan Pamuk"
Organların fonksiyonel çalışmaması sebebiyle başa gelmesi mümkün olan hadiseler, bazen dertler, bir takım telakiler ve ısrar edilen vehimler.
1950-1960 arası DP iktidarı döneminde yürütülen müzik politikaları içinde geleneksel türk müziğinin yeri...
İğneyi kendine, Çuvaldızı başkasına ..
Şairlerden esintiler
Cardenio’nun kaderinde hep “unutulmak” sonra “yeniden hatırlanmak” ve “yeniden unutulmak” var. İlk defa, Shakespeare’in imzasıyla 1824 yılında basılan oyun, sonraları unutuluyor. Oyun uzun bir kış uykusundan sonra tekrar hatırlanıyor. Sırasıyla, 1875, 1892, 1910, 1978 ve 1994 yıllarında tekrar basılıyor. Bu sefer artık “unutulmamak üzere”, Türkçe basımıyla birlikte tiyatro
Türkiye’nin tanınmış şairi Mehmet Nacar’ın
“Hasrete Yolcuyum” kitabının dil ve üslup özellikleri hakkında inceleme
-Ona göre,Felsefe kavramı üzerinde ortak bir tanımın verilmesi mümkün değildir.Öyle ki Felsefe üzerinde yorum yapan yada onu anlamaya çalışan iki filozof arasında bile ortak bir felsefe tanımı mevcut değildir.Bu sebeple herkesin kendine özgü bir felsefe tanımı ve anlayışı söz konusudur.
Dünya için en büyük tehdit G-7 ülkelerinden gelmektedir. Çünkü bu ülkeler silah ve uyuşturucu ticaretini yanı sıra, çevre felaketlerine neden oldukları gibi, bunların her çeşit dinsel yapılanmaya ve etnik teröre destek verdikleri, mazlum ülke halklarının uyanışını engellemek için o ülkelerdeki en gerici unsurlara arka çıktıkları, bilinmektedir.
Akincilar, Balkan Tari̇hi̇
12 Mart Muhtırasının Geleneksel Mûsıkîmize etkisi...
Günümüz şiirleri çeviri şiirlere benzemektedir. Hani hep şikayet edilir ya, çeviri şiirlerin güzel olmadığından... Neden olarak da çeviri şiirlerin yazıldığı dilin, dil özelliklerine sahip olduğu, tercüme edilirken o dil özelliklerini yitirdiği söylenir.
Bakan ama görmeyen insanlardan farklı olarak, bu üç kadın dünyayı akıl ve gönül gözleriyle görüyorlar. Bu üç kadın, sokakta yürürken bu ağaçlar, bu evler nereye doğru gidiyor; görüyorlar. Gölgeler nereye doğru uzar; biliyorlar. Resmettikleri nesnelerin nereden ışık aldığını yüreklerinde hissediyorlar. Şimdi sokakta yürürken görerek, inceleyerek dolaşıyorlar. Hayatı resmin