İyilikle Tuccar Olunmaz!
İyilik denilen ululuk, bu kervanda sana han sunmaz. At olursun, eşek olursun da iyilikle tüccar olunmaz.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
İyilik denilen ululuk, bu kervanda sana han sunmaz. At olursun, eşek olursun da iyilikle tüccar olunmaz.
Rakı bardağım sakin ve umursamaz, o üzgün ve sarhoş, benim ise kendime bakmaya cesaretim bile yok. Bu kadar kısa sürede işlerin bu kadar kötü gidebileceğini ne ben, ne o, ne de rakı bardaklarımız beklemiyorduk. Buna kısaca tüm aile de diyebiliriz.
Tırnaklarının arasındaki küller, hangi mezranın geçiş töreninden sığ yasanmisliklardi?
Masa üzerinde sağa sola savrulan sigara külleri arasında debelenen parmaklarını izliyordu.
Ardarda gelen darbelerle, sanki Bethoven' in Adagio Sostenutosunu yeniden besliyordu içten içe.
'hayat,ölümdür; ölüm ise, yerine konulanlarla gerçekleşen sonsuzluktur' dedi sevinerek...
susuyordu ölüm! ...
Güzel bir düştür; hayat gördüklerinize mi inanırsınız inandıklarınızı mı görürsünüz hepimizin ruhunda bir imzalanmamış ateşkes vardır duygularımıza ve mantığımıza ters düşen güzel bir düş herşey...
babalarının üzerinde yeni ve zamanına göre gösterişli bir takım elbise vardır. bu elbise o zamanın beylerinden birinin dikkatini çeker ve o elbiseyi almak istediğini yakınlarına söyler, işte bunu duyarlar. O gece hiç uyumazlar
Bütün memeleri zaptedilmiş, bütün bağırsaklarına girilmiş, bütün bağışıklık sistemi çökmüş bir şekilde son nefesini vermeyi bekliyor, hoyratça sündürülürken memeleri, yaralı bir hayvan gibi can çekişiyor vatan
Bütün kadim dinlerim sırt dönmüştü inançlarıma. Bütün dinleri ve Tanrıları öptükten sonra Tanrısızlığı seçtim, inançlarımı yok ettim tüm dinlere. Hiç azalmadı lanetim, hoyratça hırpalandığım aşk suskunluğu gibi ruhumu terk etmeye kıyamadılar belki de.
Leonardo da Vinci'nin ölmeden önceki son sözü, bana yıllar öncesinde okumuş olduğum yukarıda aktarmış olduğum yazıyı anımsatmıştı:
"...Çalışmalarım olması gereken kaliteye erişmediği için Tanrıyı ve insanlığı gücendirdim..."
Veya;
Aşk yürek kapımıza dayanmıştır, ayağımızı yerden kesip, karlı dağların zirvesine ulaştırma heyecan kırpıntılarının tomurcuklandığı süreçtir. Belki de yüreklerin ifade edemediklerini gözler ile konuştuğu andır.
hayatımızda yaptıklarımızın bir anlamı olması için onların bir referans noktasına sahip olması gerekir diye düşünüyorum..
Yarın olmadan…
Gök yüzünde uçan kuşları sayabilir,ne kadar az
kalmışlar diye üzülebiliriz.
Yarın olmadan…
Aç açık kalmış bir komşumuza iki somun ekmek
Her gün uyanırken üzerimden atamadığım yorgunluğum inanıyorum ki artık beni terk etmeyecek, izlerimin takipçisi olarak halime hükmedecek.
Yazımı okumadan önce Ali Yerli Beyin Kırılma başlıklı yazısını okumanızı öneririm, yazım da kendisinin önerdiği bir düşünceyi de sorguladığım için. Sadece kendimi harekete geçirmeye çalışıyorum, hayatın içine doğru, doğru bir adım atmak için güç topluyorum. Okuyan herkese teşekkür ederim.
Kol kırılır yen içinde kalır durumu değil
Emrah Safa Gürkan