Ne Yazsam Ne Yazsam!
Başımızı, milletvekili aday listelerinden kaldırıp, etrafımıza bakmanın zamanı gelmedi mi ?
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Başımızı, milletvekili aday listelerinden kaldırıp, etrafımıza bakmanın zamanı gelmedi mi ?
Dışına çıkıp hayatın içindeki kendini ve geri kalan herşeyi seyretmek acı verir. Tarif edilmez bir acı.
Sensin ve değilsin. Parçalanmış bir nesne veya boyut değiştirmiş olduğunu sanırsın. Fantastik bir filmin içinde olduğunu düşünürsün, oysa herşey çok gerçek. Hayat: acıtan, gerçek.
Gazeteleri karıştırır, tv kanallarını
Aslında en çok canımızı yakan gerçekleşmeyen hayaller değil, sürekli bir boyunduruktan yada nasıl desem Sartereın Bulantı
romanında bahsettiği bir iç sıkıntısından kurtulamayışımız. Ruhuna hükmeden acımasız bir güç insanlığınla ilgili ne varsa silip süpürüyor.
İki konser kapıp dünyalığı çıkarmak için muktedirin elini ayağını öpüyorsun. Muteber sanatçısın.
Para için, güç için, o zavallı çirkin başına bir şey gelmesin diye kalemini, beynini, ruhunu satıyorsun. Muteber yazarsın, gazetecisin.
Anlar olur, doğru kelimeyi bulamaz insan, halini anlatamaz, senden anlamanı bekler. Gizemi çözecek bir ipucu arar durursun, sonra tahminlerde bulunursun. O an, bil ki, gerçeğin yolunda, lakin çok uzağında olursun.
Bil ki, insan halin bu; çaresiz, çareler arayıp duran. Kendini kilitlediğin zindanda esirsin.
Özgürlüğün
Diyelim ki bir düğüne davet edildiniz. Eğer düğüne gitmek için; Evet dediyseniz bu size aksiyon kazandıracak ve birtakım yolların açılmasına vesile olacaktır. Ama bu yolların açılması düğünde olabilmek için yeterli değildir.
Birleşen Asyalı güçler bir anda emperyallerin iştahlarını kesmişti.
Esad karşıtlarının tutumları, güce karşı içten bir destekti, yani hodri meydandı!
https://www.youtube.com/watch?v=y9dS-idGbhU
"Anlayarak dinlemek"
Men dakka dukka..
Çalma kapımı çalarlar kapını.. deyiminin arapça karşılığı..
Yunanistan ekonomik iflasını verdi..
Portekiz,İspanya,İtalya gibi ülkeler sırada bekliyorlar..
Yeneceğim demiyorum, yalnızca korkularımın korktuğu taarruzun davetiyesini veriyorum.
Popülerlik simdilerde daha renkli geliyor artık insanlara. Bu süreçte benliklerini, karakterlerini ve hatta akıllarını kaybetme noktasına gelmekten dahi alıkoyamıyorlar kendilerini...
Oysaki popülarite, düşülebilecek tuzaklarin en korkunç olanıydı.
Sevgili okurlarımız maddiyatla örülü dünyada, bu maddiyata önem vermeyenlerin sessizliğine ses olan şiirlerle duyarsızlığı, düş gücünü ortaya çıkarmak için, monolog röportajımıza uzun bir aradan sonra kaldığımız yerden devam edelim, tekrardan hoş geldiniz
Küçücük bir çocukken, kötü havalarda bahçeye çıkamaz, annemle birlikte komşu kadınların toplantılarında zorunlu olarak bulunurdum. Onlar, “Bunlar çocuk nasılsa anlamaz” diye ya da kendi aramızda oyuna daldığımızı düşündüklerinden, yanımızda her konuyu konuşurlardı. “Ah, vah… Nasıl yaptın kız?... Canın yanmadı mı?... Eee sonra ne yaptın?... Canlı mıydı?... Kıpırdadı mı?...
İnsanlığa ve ülkemize egemen olan aptallıklardan, bencillikten, açgözlülükten, çıkarcılıktan, acımasızlıktan, vicdansızlıklardan, vahşetten, vurdumduymazlıklardan bıktım.
Hayvanlar ve insanlar arasında tek fark vardır ..
Birisi yaşamak için öldürür ,
Diğeri daha iyi yaşamak için ... Atakan Korkmaz
merhamet; insanoğlunun huzur, mutluluk ve yapmış olduğu iyilikleri gönül bahçesine aşıladığı çiçeklerden meydana gelen duygu yoğunluğundan ibarettir.
Sunay Akın