Bir Hayat, İki Dünya
Ferah bir gerçek var: bir kez yüreğin frekansına bağlanan bir daha o dalgadan düşmez. Ne güzel!
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Ferah bir gerçek var: bir kez yüreğin frekansına bağlanan bir daha o dalgadan düşmez. Ne güzel!
Meraklı Eşek Arısı: Yaptığın tartışmalar yüzünden seni sevmeyen insanlar varmış. Bunlardan biri bir defasında sana tekme atmış ve sen de bunu sineye çekip sesini çıkarmamışsın. Neden böyle davrandığın sorulduğunda "Beni bir eşek çifteleseydi, onu dava mı edecektim?" Diye cevap vermişsin.Sokrat: Tekme atan adamın seviyesine inemezdim. Sabrederek insanlığımı kanıtlamış
Şu meymenetsiz herifin ettiği sözlere bakın hele!..
“Putin’den mümin kokusu geliyor” diyor…
Veyl olsun sana!...
Olmayan aklına, bozulup tahrif olan ilmine güvenerek kibir ve gururla, müminlerle alay ederek, müstekbirlik taslayıp konuştuklarına ve yazdıklarına veyl olsun!..
Müslümanların konum ve itibarlarına dil
Sokrat: Bir tane de Montaigneden anlatayım: Diogenes, lahanalarını derede yıkarken yanından geçen Aristipposa Lahana ile yaşamasını bilseydin, bir zalime dalkavukluk etmezdin demiş. (O dönemde Aristippos devrin hükümdarının yağcısı olduğundan ömrü saraylarda geçiyor. Bu gariban da dere kenarında bir fıçı içinde yaşamaya çalışıyor.) Aristippos da ona İnsanlar arasında yaşamasını
Ömür dediğin ruh halinle bezenir; bazen tüy hafifliğinde, bazen Dünya'yı omzuna alan Atlas misali yaşarsın.
MERHABA madenler için delik deşik edilen dağlar, kesilen zeytinler ve tüm ağaçlar, yeşilsizlikten yok olan kuşlar, börtü böcek, kurumaya yüz tutmuş pınarlar, çağlamayan çağlayanlar!
Seni anlatan her ne varsa zaten sana dair, yüreklerde bıraktığın iz asıl " işte budur!" dedirten...
“ Kadın ikinci sınıf vatandaş mı? ” diye kime sorsam; eminim herkes veya büyük bir çoğunluk, “ Hayır ! Asla !.... Kadın – erkek eşittir.” diye yalan söyler.
Başımızı, milletvekili aday listelerinden kaldırıp, etrafımıza bakmanın zamanı gelmedi mi ?
Aslında en çok canımızı yakan gerçekleşmeyen hayaller değil, sürekli bir boyunduruktan yada nasıl desem Sartereın Bulantı
romanında bahsettiği bir iç sıkıntısından kurtulamayışımız. Ruhuna hükmeden acımasız bir güç insanlığınla ilgili ne varsa silip süpürüyor.
İki konser kapıp dünyalığı çıkarmak için muktedirin elini ayağını öpüyorsun. Muteber sanatçısın.
Para için, güç için, o zavallı çirkin başına bir şey gelmesin diye kalemini, beynini, ruhunu satıyorsun. Muteber yazarsın, gazetecisin.
Diyelim ki bir düğüne davet edildiniz. Eğer düğüne gitmek için; Evet dediyseniz bu size aksiyon kazandıracak ve birtakım yolların açılmasına vesile olacaktır. Ama bu yolların açılması düğünde olabilmek için yeterli değildir.
Birleşen Asyalı güçler bir anda emperyallerin iştahlarını kesmişti.
Esad karşıtlarının tutumları, güce karşı içten bir destekti, yani hodri meydandı!
https://www.youtube.com/watch?v=y9dS-idGbhU
"Anlayarak dinlemek"
Men dakka dukka..
Çalma kapımı çalarlar kapını.. deyiminin arapça karşılığı..
Yunanistan ekonomik iflasını verdi..
Portekiz,İspanya,İtalya gibi ülkeler sırada bekliyorlar..
Yeneceğim demiyorum, yalnızca korkularımın korktuğu taarruzun davetiyesini veriyorum.
Popülerlik simdilerde daha renkli geliyor artık insanlara. Bu süreçte benliklerini, karakterlerini ve hatta akıllarını kaybetme noktasına gelmekten dahi alıkoyamıyorlar kendilerini...
Oysaki popülarite, düşülebilecek tuzaklarin en korkunç olanıydı.
Sevgili okurlarımız maddiyatla örülü dünyada, bu maddiyata önem vermeyenlerin sessizliğine ses olan şiirlerle duyarsızlığı, düş gücünü ortaya çıkarmak için, monolog röportajımıza uzun bir aradan sonra kaldığımız yerden devam edelim, tekrardan hoş geldiniz
Sabahattin Ali