Yapay İnsan
Amaç olmadan insan
nasıl hareket edebilir.
‘her gün hangi amaçların
peşindeyiz, görünen görünmeyen
bilinse, herkes saklanacak bir yer arardı.’
"“Gençlik harika bir şeydir; ne yazık ki çocuklara harcanıyor.” — George Bernard Shaw"
"“Gençlik harika bir şeydir; ne yazık ki çocuklara harcanıyor.” — George Bernard Shaw"
Amaç olmadan insan
nasıl hareket edebilir.
‘her gün hangi amaçların
peşindeyiz, görünen görünmeyen
bilinse, herkes saklanacak bir yer arardı.’
Bizler hiç birşeyi tam anlamıyla yaşayamaz mıyız? Yoksa sadece malzeme olsun diye mi yaşarız!?
Ne yuzun var gitmeye ? Giderken düşüşlerini unutarak beni üzmeye ? hayır yorgunsun sen ! Gitme ! Benimle kısacık ömrümde gerceklerle kal !
Bir göçmen kuşun gelip gönlümde yuva yapmasını,beni mekan olarak kabul etmesini istiyorum.Elimi sol yanıma bastırıp duruyorum öylece..
Evime girip, çalışma odama geçtiğim anda, arka cebimde ezilen sigara paketinden üç zayiat verdiğimi fark ettim..Kırılan sigaraları sağ avucumu yumruk yaparak kül tablasına bıraktım../Avuç içine dağılan bütün tütün parçacıklarını da sol elimin yardımıyla t
“Kara bahtlı okur” seni ”Avrupa” ve “Afrika”daki yazılarından biliyor, ben de öyle. Ben senin yazılarını okurken, yazmaktan başka bir şey yapamayacağını ve aslında yapmaman gerektiğini düşünürüm. Yine de sormak isterim: Yazı senin için nedir? Bir ev mi, bir oda mı, kitabında da olduğu gibi bir hücre mi yoksa?
Hayat çorbası çatlaktan sızıyor ; soğuyor . Üzerinde bağlayan kaymak gibi kırışıyor tenimiz ve titriyor ellerimiz . Sonra biz dört ölümü fark etmeden ve hatta bazısını çoğu zaman isteyerek yaşarken birileri beşinciye ağlıyor bizim yerimize .
Elimde, Şiir yazacak, öykü yazacak, makale yazacak, senaryo yazacak, yeri geldiğinde garip gurebaya dilekçe ve arzuhal yazacak, sırası geldiğinde onları ve bütün mazlumları ve haklı olan güçsüzleri her platformda gündeme taşıyacak gönüllü bir avukat, gönüllü bir yazar olarak yazılar yazan ve her daim yazacak bir kalem var!
Hayatımın neresinde başladı,yaptığım hataların yüzüme vuran yağmuru. Fırtınaların bedenime verdiği sancı ne zaman silinecek hayatımın, yağmur damlalarıyla ıslanmış penceresinden.
mektup bu; mutlaka sahibine ulaştırılmalı. yoksa kişiyi vebal altında bırakır. bana zarfsız, katlanmış iki mektup geldi. okudum. İlginç buldum. bu iki mektuptan biri tarihi bir vesika idi, mektup formatında yazılmıştı
Bir gün kulaktan kulağa bir haber yayılmaya başladı. Márquez yeni bir roman yazmıştı ve ilk Küba’da basılacaktı. Bu sebeple de Küba’ya gelecekti. O anda ne düşündüğümü bugün gibi hatırlıyorum. ‘Demek ki ben buradayken gelmiş, Fidel’
Kalemle uğraşanlar yazının verdiği acıların neler olduğunu yeterince anlatabilse, bugün herhalde bir çoğumuz bu vadide yol almazdık.
Geceden kalma karanlık bulutlar çullanıyor sırtıma buram buram canım acıyor uyuşuyor bacaklarım cimri ellerim bırakmak istemiyor tuttuğu resmi siyah beyaz kenarları yanmış ...
..."sistem" güzel günlere dair bir umut insanın beyninde. Onunla uğraşmayı bırakıp aynaya baktığında ve kendini gerçekten görebildiğinde, belki birşeyler işte o gün değişecek! Çünkü sen o gün hatayı İLK KEZ kendinde aramış olacaksın...
"Hadi gel aslını göster , Suretin çok zalim ,Çok mu üzdüler seni , Sahiplenme, senin değil bu dikenler..." hiç romantik falan değilim bugün, sırıtmayın!