Dağıtmışım,
\--Şampuan efendi senin buzdolabında ne işin var. On gün önce de aramıştım seni, demek buradaymışsın. Bir sıkımlık canın kalmış zaten. Elimde kalacaksın bir gün. Dua et saçım daha fazla kaşınmasın
"Yazmanın en güzel yanı, kimsenin size sabah 6'da kalkıp da ne düşündüğünüzü sormamasıdır." – Dorothy Parker"
"Yazmanın en güzel yanı, kimsenin size sabah 6'da kalkıp da ne düşündüğünüzü sormamasıdır." – Dorothy Parker"
\--Şampuan efendi senin buzdolabında ne işin var. On gün önce de aramıştım seni, demek buradaymışsın. Bir sıkımlık canın kalmış zaten. Elimde kalacaksın bir gün. Dua et saçım daha fazla kaşınmasın
Çok yakında etrafta hiç 'disconnectus erectus' türünün örneklerini göremeyeceğiz. Yabancılaşma mağduru insan sayısı azalıyor. Sanki herkes er ya da geç pes edip sisteme giriyor istese de, istemese de. Sanki uyumsuzların hepsi intiharı seçiyor veya deliklerinden çıkmıyor, çıkamıyorlar. Nesilleri mi tükeniyor acaba? Fakat her şeye rağmen etrafımızda görebildiğimiz bazı
Perdeleri açık pencereden rüzgarla sallanan ağaçlar görünüyor. Hele bir kuru dal var ki! Siyah bir cadı pençesine benziyor...
Bu satırları okumayacağını bile bile, yine de sana yazıyorum görüyorsun. Hani demiştin ya"yazanlar çoğu zaman kendileri için yazarlar, kimsenin okumayacağını bilseler bile... " Bak ben bu kez kendim için yazmıyorum, herkesle paylaşıyorum. Sırf seni yal
Biliyorum dedim ya, bilmezken yazmayı, ya da yazmamaya dair söylediklerimde, açık kapıların aralığında sıkışıp kalmışlığım gibi, (gibisi fazla, mahsuru var mı) yüzüm kızarmaz benim...
"Umudunu yitirenin başka yitirecek bir şeyi kalmamıştır."
Hayat bazen yürekten vuruyor insanı; hiç beklenilmeyen bir an'da... Bazı anlarda yaşama gücü bulamıyor insan...
Kim bilir belki de en az zarar gördüğümüz yerdi yalnızlık; yalanlardan, aldatmacalardan, iki yüzlülüklerden, yaralanmalardan ve terk edilmişliklerden uzak bir yere sığınıyorduk belki.
Çıktıysan yola, yöneldiysen oraya ve bir de yağmur yağıyorsa dikkat et biri geçecek yanından...
Temel soruları sormadığımız, sormaktan kaçtığımız sürece kendimize bir yol bulamayacağız! Şu günlük yaşam yada "hayat tarzımız" dediğimiz sünepeliğe isteyen istediği kadar "övgüler" düzse de köşelerinde, itiraz ediyorum. Bizden bir şey kalmayacak geriye.
Gönlümüzü aşka kapar, zeka ve akıl ile savunuruz yeni aşklara kendimizi. Ancak çok fazla sürmez bu direniş... Duygularımız bize ihanet eder. Gene aşka yenik düşeriz
Televizyonda; bazı kahramanlar(!) için söylenen Türkiye Seninle Gurur Duyuyor! sözlerini duyunca çok kötü oluyorum.Hiç kimsenin, benimle gurur duymadığı ve asla duymayacağı gerçeği, gelip oturuyor omuzlarıma. Kendimi âciz, amaçsız ve milletimiz için h
Martı rüzgarları yeterken iki tutam saçını uçurmaya…
Sen zamanından önce başardın bunu, öpmelisin aynadaki aksini sarı çocuk…
Öpmelisin ve öpüşürken kendinle,
Bir surete kaç sırtlan gizleyebildiğini incelemelisin, küstah bakışlarla, süzerek, süzülerek…
Mutsuzlukla sevişen kemik erimelerin, günün hangi halindeyken, seni ziyaret
Bir yerlerde okumuştum biriktirme alışkanlığının duygu ve düşüncelerle direk ilişkisi varmış…
Güçle ilgili bir şeyler söylüyorum ve anlamsızca yeniden icat ediliyor kurallar...
Ercan Kesal