Fotoğraflar
Amasra... Bir balık lokantasındayız.Babama sarılmışım, tüm şımarıklığımla ve hiç büyümemişliğimle.Yüzümün hüznünü bir tek ben anlıyorum bakınca resme....
"Bugün 3 Ocak 2026, saat 04:00. O kadar erken ki, henüz iyi fikirlerim bile uyanmadı." - Dorothy Parker (kurgusal)"
"Bugün 3 Ocak 2026, saat 04:00. O kadar erken ki, henüz iyi fikirlerim bile uyanmadı." - Dorothy Parker (kurgusal)"
Amasra... Bir balık lokantasındayız.Babama sarılmışım, tüm şımarıklığımla ve hiç büyümemişliğimle.Yüzümün hüznünü bir tek ben anlıyorum bakınca resme....
sihir, ay tozunda... avuçlayalım.... Avuçlarımızda hissedince o masmavi, parlak kum zerrelerini, sihirli bir değnek hayatlarımıza dokunacak. O zaman bir sürü ‘en’imiz olacak…
Kar taneleri esrikliğinde dökülen notalar eriyip kanımıza karışıyor ve sonra arka sokakta soylu Tuna’yla birleşip çağlıyor.
Bakmıyor, görmüyor, duymuyor, hissetmiyor. Aklı, ruhu, beyni başka yerde. Ne oldu diye sorsam? Duyacaklarıma hazır mıyım, kabul eder miyim? Kabul edilir mi? peki kim kabul eder? Sorulardan çok alınan cevaplardan kaçar insan. Duymamak, kabul etmemek için kaçar.
Kaçmıyorum. Soruyorum.
Meğer aşk kapıyı çalmış kapı
Ne acı ki artık sana dokunmak, sana sarılmak, seni öpmek mümkün değil. Ölüm böyle işte. Artık o sevdiğin insan sadece kalbinde ve aklında. İnsan kabul edemiyor bir türlü. Sanki sen bir yere gitmişsin de gelecekmişsin ya da numaranı çevirsem sesini duyacakmışım gibi geliyor. Sonra kafama dank ediyor. Bu
Yanıtlarınızı önce kendinize okuyun yüksek sesle..Gerekiyorsa bağırın sonra avazınız çıktığı kadar !
An!..Ben doğar doğmaz suya bırakılan bir ‘an’ım. Binlerce metre yüksekte bir kaynaktan, göllere ve denizlere varırım. Bir molekül olup, hemcinslerimle o bütünü oluştururum.
Kaç ‘eksik yan’a, kaç insan düşer? Kaç insana, kaç acı? Kaç acıya, kaç kabulleniş? Aldatan insanlar gördüm, aldatılanlarda…En eski günahımız bu...
Eğer;ben değil biz diyen,çıkarı değil faydayı düşünen,sadece ülkeyi değil tüm dünyayı düşünen,şimdiyi değil yarını düşünen beyinleri desteklersek insanların değer ölçümlerindeki standartları da yükseltebiliriz.Böylece de az değerli çok insanlar yerine çok değerli az insanların olduğu dünyaya kavuşuruz.Zaten o çok değerli az insanlar değiller miyidi geleceğe mutlu ve umutlu bakmamızı
“susalım” diyorum bu defa benim olan sesin, benim olan gerçekliğiyle…
Bazen susmak gerekirmiş…
Ruhunu dinlendir bu büyük gürültünün içinde. Unutmuşlukların ve unutulmuşluğunla otur bir ağaç gölgesine. Bırak kendini toprağın ve rüzgarın gürültüsüne. Onlar sana anlatacaklardır tüm yitirdiklerini. Ruhuna anlat yitirdiklerinin içinde bıraktığı büyük sızıyı. Gözyaşlarını korkusuzca akıt toprağa çünkü ruhun tekrar toplayacaktır onları senin için. Sadece yitirilmiş zamanların senden götürdüklerinin boşluğunu
Yaralarım içimde büyüsün, boşluk açmasın
diye çabalarım ... Bilirim ki, açılan boşluklarımı açanlar
geri gelseler bile, dolduramazlar açtıklarını,
silemezler yüreğimdeki kendi izlerini....
İnsan tüm sistemlerin öznesidir, İnsan olmadan hiçbir sistem anlam ve değer ifade edemez.İnsan denen mahluk, erkek ve dişinin toplamıdır.Erkek ve dişi bilinmeden İnsanın bilinmesi ve dolayısı ile Hayatın bilinmesi sözkonusu olamaz....
Ahmet Altan