"Yazarlar, çoğu zaman, ne kadar az bildiklerini göstermek için sayfalar doldururlar." – Umberto Eco"

Gümüş Sükût

Son yaz günleri... Burcum özlem... Ve yağmurlu bir eda hayatta... Sokaklarda ıslak bir sevda... Aklımdan hayaller geçiyor. Üzerimde sabahın karanlık, sisli yaşanırlığı...

yazı resim

Son yaz günleri... Burcum özlem... Ve yağmurlu bir eda hayatta... Sokaklarda ıslak bir sevda... Aklımdan hayaller geçiyor. Üzerimde sabahın karanlık, sisli yaşanırlığı... Her nefeste ayrı bir soluk hayat, apayrı vuslat kırıntıları... Gözler yine mabeyninde gafletin, en dibinde, yanıbaşında; yaşama azminin yıkılası evinde... Sokaklar mı puslu, göz bebeğim mi sisli anlamadım... Yok, yok ikisi de değil... Pencere buğulanmış hafiften. Ya çok sokuldum yanına korktu benden, ya da ağlamaya utanıyor benim gibi... Hep aynı işte; bir yanın aşk ıslağı, bir yanın aile sıcağı olunca... Saçaklarda direnmenin gayreti, koruyuculuğun memnuniyeti, başarmanın coşkusu... Herkesin başını soktuğu ama kendi başına dünyanın geçtiği bir hal... Tuhaf...

Bayramdır bu... Sisli, yağmurlu... Giden, gelenlerle dolu... İçi sakin, dışı bayram; ruhu yorgun, kendi cevelan...
Bayramdır işte... Yazın sonunda, yaşanmışlıkların yanında bir bayram...

KİTAP İZLERİ

Öyle miymiş?

Şule Gürbüz

Şule Gürbüz’ün Zaman ve Anlam Arasındaki Yankısı Bir kitabı roman yapan nedir? Belirli bir olay örgüsü, gelişen karakterler, diyaloglar mı? Şule Gürbüz’ün “Öyle miymiş?” adlı
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön