A n
An!..Ben doğar doğmaz suya bırakılan bir ‘an’ım. Binlerce metre yüksekte bir kaynaktan, göllere ve denizlere varırım. Bir molekül olup, hemcinslerimle o bütünü oluştururum.
"Gelecek, şimdinin geçmişidir, sadece biraz daha pahalıya mal olur." - Mark Twain (kurgusal)"
"Gelecek, şimdinin geçmişidir, sadece biraz daha pahalıya mal olur." - Mark Twain (kurgusal)"
An!..Ben doğar doğmaz suya bırakılan bir ‘an’ım. Binlerce metre yüksekte bir kaynaktan, göllere ve denizlere varırım. Bir molekül olup, hemcinslerimle o bütünü oluştururum.
oynuyoruz, hep hiçe doğru... Ezbere biliyorum hepsini. Hepsinde bir parça ben var. Bende hepsinden bir parça var. Ama sıkıldım artık. Mahalle aralarında oyun oynama hakkımı geri istiyorum!
Kendimi yeşillikler içinde buluyorum. Nane, maydanoz, tere, kıvırcık… Köylümün dağlarının otları; hardal, çıtlık, madımalak buram buram bahar kokuyor, köy kokuyor. Salatalıkların üzerine yerleştirilmiş bir yazı dikkatimi çekiyor “Köylü”
En zoru boşlukta kalmak...
Boşu boşuna yaşamak,öylesine bakmak doğaya,amaçsızca yürümek sokaklarda...Bir amacın olmadan,bir sevdiğin olmadan yaşamak ne acı...
Bir davan olmalı şu hayatta,en azından bir amacın, o da yoksa bir sevdiğin olmalı...
"Her şeye rağmen" denir ya... İşte her şeye rağmen "hayat" devam ediyor; çünkü derin nefesler çekiyorum ciğerlerime, hayat kalitem düşüyor.
Oysa bir kentin gelinlik kızlar gibi alımlı,çekici ve kışkırtıcı olması gerekmez mi?
Yaralarım içimde büyüsün, boşluk açmasın
diye çabalarım ... Bilirim ki, açılan boşluklarımı açanlar
geri gelseler bile, dolduramazlar açtıklarını,
silemezler yüreğimdeki kendi izlerini....
Demek istediğim, sayı fazlalığı hiç bir zaman haklı bir neden değildir. Fazlalık, sürü psikolojisi etkisi yapmaktadır. Tabirimi mazur görün , sürünün/kalabalığın hoşuna giden şekilde davranmak, yazılı veya sözlü ifadelerde bulunmak çok kolaydır ve kolayca taraftar ve destek bulur.
Çığlıklarım müziğin ahengiyle, duruşlarım özgürlüğün nihai yüceliğinde...Yapay safsatalarla dost binbir suskunlukla. Düşünüyordum düşünemezken. Biliyordum tamamen bilgisizken. Haykıramıyordum yine de
Şaşar kalırsın yaşamın sana sunduklarına. Hep eza mı? diye sorarsın, isyan etmekten korkarak. Sonra anlarsın ki bu düşüşler daha büyüklerini engellemiş hep. Her acı da bir mutluluk gizliymiş. O an çözememiş, şaşırmışsın. Bakakalmışsın. Aradan hep zaman ge
Bir şehir vardı aklımdan hep seninle geçen batıyor şimdi, yokluğa karışıyor. Hissettiklerimden var etmeye çalıştıklarım hep geri döndü.Haklıydın belki de geç kaldım. Hayatımda kaldığın bunca zamana baktığımda anladım ki anılarla onarılmıyor güçlü de olsa sevgiler...
Alazında ayaz büyüttüğüm bir yaşamın Erciyes tenli kumsalında büyüyor hüznümün duvağı babam… Sarı yalnızlığın gölgeli düğününde susturdum içimdeki coşku ırmağını… Karanlıktan korkan mehtabın şimdi de sabaha kirpiği kırık ezgiler ekiyor…
Helâl olsun size diyorum. Gerçekten helâl olsun! Tüm dünyaya ‘Olimpiyatlar eve döndü’ palavrasını da yutturdunuz ya, helâl olsun! Halikarnas Balıkçısı iyi ki yaşamıyor. Olimpiyatların nereden ve nasıl çıktığını anlatırdı hepsine bir güzel...
Ve zaman insanı önüne kattı. Biri bin, bini milyon yaparak toplumu oluşturdu. Bedeni milenyuma vardırırken, duyguları ise savaş meydanında bıraktı.
Peyami Safa