Hesabı Verilebilir...
Önyargılarından kurtul insan
Kalbinde merhamete yer aç
Ruhunu zenginleştirmek senin elinde
Zihnini fukaralıktan kurtar!
"Bugün Perşembe miydi? Yoksa ben mi ölüme bir gün daha yaklaştım?" - Dorothy Parker"
"Bugün Perşembe miydi? Yoksa ben mi ölüme bir gün daha yaklaştım?" - Dorothy Parker"
Önyargılarından kurtul insan
Kalbinde merhamete yer aç
Ruhunu zenginleştirmek senin elinde
Zihnini fukaralıktan kurtar!
Bir su damlası denize düştüğünde kendini umman sanır. Sonra anlar ki bir hiçtir derya içinde. Dalgayla dalga, denizle deniz, güneşle buhar olsa da özünde çektiği acı birdir. Bir boşluğu doldururken, boşluk da kendisi olmuştur. İçindeki boşluğu bir başka boşlukla doldurmaya çalışanlar, bu dünyadan bomboş gitmiştir.
Ne belâ bir rüzgâr , ne hoyrat bir dost girmiş olmalı ki bağımıza her şey tarumar, bağ tarumar bağban tarumar.
İnsanoğlu bu dünyada yapayalnız ve her geçen gün biraz daha yalnızlaşıyor, ilerliyor ve ilerledikçe daha da yalnızlaşıyor, yalnızlığına bir türlü çare bulamıyor.
Peki niçin? Bunun cevabı çok basit aslında; insanın yalnızlığını ancak diğer insanlar giderebilir ve insanlarlar her geçen gün birbirlerinden biraz daha kopuyor, maddeten kopmasalar
Yapılan işe kılıf uydurmak ve harcama egosunu tatmin etmek için harcamaları bol keseden yapmak yönetici olmayı icabettirir.
Karnı tok olan, herkesi tok sanır, Karnı aç olanda, ekmek yok sanır.....
Eğer siz Ferdi'nin sizin de çocuğunuz olduğunu anlayamazsanız...
...Sarılıp birbirlerine keyifle ağladılar; adamın topladığı üzümleri takıp oltanın ucuna kırmızı balıklar yakaladılar…
Araf’taki gibi cennet ve cehennem arasında bir yerde kaldığımızı düşünelim. Bir yanda bizi oraya sürükleyecek davranışlardan hep korkuyla sakındığımız sonsuz cehennem… Diğer yanda yaşamımız boyunca umut ettiğimiz sonsuz cennet…
Benim saflığım, hatta salaklığım nerede biliyor musunuz? Ben her şeye rağmen ‘Türkiye hâlâ mümkün’ diyorum. Hâlâ, insanlara iyi şeyler sunarsanız almaya hazırdırlar diyorum.
Güldünya’nın umutlarını söndüren töreniz batsın!
Umut bebek,
"Sabahtan kalma hallerdeyim yine...Kalem sürçtü sanmayın; akşamdan kalma değil, sabahtan kalma haller mevcut bizim dümeni İlkyaz'ın elinde olan gemimizde..."
Aslında matemler, alışılmamış ölümlerin süsüdür sevgili okuyucu. Fakat matem ölüye değildir de insanın kendi aczine, kendi yoksulluğuna ağlayışıdır. Yani, bir ölü kendisine matem yakıldığını duyabilse eğer, inanın matemden iğrenirdi belki de. Onun için matem ölünün değil, ölü sahibinin serinliğidir
Savaş, akla gelen her şeye sahip olmak ve bunları öteki nden korumak için, gücü elinde tutmak isteyen; cehaletle yoğrulmuş bir üstünlük duygusuyla saldırganlaşan insan ya da toplumların yakalandığı korkunç bir hastalık halidir.
Burgaz Ada yangınında yaşadıklarımız, yaşadıklarınız acılarımız acılarınız...
Nasıl bir yerde ysşıyoruz dedim kızdım. 4,5 yaşındaki oğluma yaşanılabilir tek gezegenin mavi gezegen olduğunu anlatalı iki gün olmuştu daha. Bilim nerede şaşmıştı?
Suriye sınırında kaçırılan farklı milletten gazeteciler , yerim dar diyen kutup hayvanları...Bakkala gidip çöp konteynırında bulunan minik bedenler...sevdiği tarafından parçalarına ayrılan kadınlar ya
Aslında sessiz sedasız geldi, şöhreti epey geç yakaladı, eğer isteseydi bambaşka yerlerde olabilecekken Urfa’da kalmayı tercih etti. Bunca yıldan sonra, 70’li yaşlarda gelen şöhreti neyleyim dedi ve gene sessizce köşesine çekildi. Sessiz sedas