İnsanı Anlamaya Çalışmak
Kendimizi bir hiçliğin içinde hissederken aslında hayatın biz olmayınca bir hiç olduğunun farkına varmamışız.
"Yaşam o kadar kötü bir şaka ki, en azından sonu güzel olmalıydı." *Samuel Beckett (kurgusal alıntı)*"
"Yaşam o kadar kötü bir şaka ki, en azından sonu güzel olmalıydı." *Samuel Beckett (kurgusal alıntı)*"
Kendimizi bir hiçliğin içinde hissederken aslında hayatın biz olmayınca bir hiç olduğunun farkına varmamışız.
Hayat hakkında, doğumdan öncesi ve ölümden sonrası hakkında nerdeyse herşeyi bildiğini düşünen insanoğlunun, var olduğundan beri acıtan, üzen, kırıp döken yaşamı olması ilginçtir. Bu kadar çok şey biliyorsak neden acıyı sonlandırmıyoruz?
Bir anda simsiyah gozlerini goruyorum... Ruya oldugunu hemen anliyorum. Kalbim hizlica atiyor ve uyanmak istiyorum. Basaracagim gibi...
"Ateşi ben bulursam nasıl kullanacaklarını da ben öğretirim. Kimse kötü kullanamaz."
Hayat, patlak bir topla oynamaya benzer. Çocuk gibi, ne oynamaktan vazgeçersin ne de oynadığından bir şey anlarsın.
Yazabildiklerim; yazamadıklarım ve yazamayacaklarımın yanında o kadar az ki... Cüce gibi görünüyor dev acımın yanındaki kelimeler...Ne anlatsam, ne söylesem boş... Güneşlerin doğduğu evrende seninle kavuşmaya dair umutlarım gri lekelerle dolu, loş... Rahat uyu canözüm annem, hayat katanım, ömrünü adayanım...Elle tutulur, gözle görülür olmasa da; kızının yüreğinde capcanlı yaşıyorsun
Siyah boyam nerdesin? Hadi gel boyayalım şu ayakkabıyı; yürünecek yola kara çarşaflar serecektik ne çabuk unuttun. Paltom, atkım, tespih ve berem valiziiiim nerdesiniz?.. Boşaltın doldurulduğunuz her şeyi… Bu seyahat sadece sizinle bizim aramızda kalsın. 3. şahıslara mektup yollarız olmaz mı? Olmaz mı haa!
Geçenlerde siyasetin nabzının attığı yerde, Türkiye’nin ikinci büyük şehrinde, bozkırın ortasındaki cennette, yani Ankara’daydım. Ankara; yetişme çağındaki genç bir kız misali ne kadar da büyümüş, gelişmiş, serpilmiş... 13 Ekim 1923’te başkent olan Ankara’nın o zamanki nüfusu yirmi bin civarındaydı. Bugün bir metropol haline gelen Ankara, o zamanlar adeta
Eski özdeyişleri şöyle bir irdeleyelim..bakalım ne çıkacak taşın altından..sıcak yaz günlerine nazire yaparcasına !!!
Tüm evrende mucizevi bir uyum vardır. Milyarlarca yıldız ve galaksi kusursuz bir uyumla, tespit edilmiş yörüngelerinde sürekli hareket ederler. Yıldızlar, gezegenler ve uydular hem kendi etraflarında, hem de bağlı bulundukları sistemlerle birlikte dönerler. Hatta bazen içinde yaklaşık 300 milyar yıldız bulunan galaksiler birbirlerinin içinden geçerler; ancak evrendeki büyük
Ne yer adı aklımda, ne de yılı… Kuşların cinsini bile unutmuşum ama olayı gayet net anımsıyorum!
X ormanlığında Y kuşlarının fazla üremesini gözlemleyen bir bilim adamı, bir süre sonra kuşların ormana zarar vereceğini düşünerek, üremelerini kontrol altına almaya başlar, şöyle ki beş yumurta varsa yuvada, üçü
Ne zaman kış ve kar ile ilgili bir yazı yahut şiir görüp okusam, aklıma hep tedbir almak gelir istemsiz Kış gelince insanlar tedbir alırlar yollarda, hanelerde, iş yerlerinde! Kar yağınca araçlar kaymasın diye zincir takarlar sürücüler! Yanlarında takoz ve çekme halatı bulundururlar
Umudunu kağıttan bir uçak yapıp da göğe savurmak da var küçüğüm. Aslına bakarsan bu ülke hayallerinin süzülüp de, özgürce dolaşan sınırlarını her bir gün yitiriyor. Daha bir nasırlı annemim elleri, daha bir hüzünlü bakıyorsun kente ve daha bir yorgun bedenin...
Tomurcukların başını asker botuyla ezmek adettendir.Gülümseyen çiçekleri öldürmek de...
doğrunun ne olduğunu bilen birine ufak da olsa bir yalan söylerseniz güveni tek bir darbeyle yerle bir oluverir işte.
Af olmazsa sevgi diye bir şey kalmaz. Af olmasa o kadar çok insan birbirine darılabilir, sürtüştükleri o kadar çok konu olabilir ki… Ancak Allah, affedicilik özelliğiyle insanları sağlıklı yaşayabilecekleri şekilde yaratmıştır.
Rayder Windham tarafından yazılıp Cem Demirkan tarafından çevirilen Star Wars: Darth Vader Yükselişi ve Düşüşü isimli kitaptan bir bölüm...
Şebnem İşigüzel