Aşk Bir Büyü Mü?
Hayatı boyunca aşkı yaşamamış olanları görünce üzülürüm onlar adına. Böyle heyecan verici, insanın ayaklarını yerden kesen, baş döndürücü bir duyguyu yaşamamış olmak sizce de hayıflandırıcı değil midir?
"Yaşam o kadar kötü bir şaka ki, en azından sonu güzel olmalıydı." *Samuel Beckett (kurgusal alıntı)*"
"Yaşam o kadar kötü bir şaka ki, en azından sonu güzel olmalıydı." *Samuel Beckett (kurgusal alıntı)*"
Hayatı boyunca aşkı yaşamamış olanları görünce üzülürüm onlar adına. Böyle heyecan verici, insanın ayaklarını yerden kesen, baş döndürücü bir duyguyu yaşamamış olmak sizce de hayıflandırıcı değil midir?
Allah dünyada sayısız güzellik var etmiştir. Ancak bunlardan gerçek anlamda haz alabilmek için, bu güzellikleri takdir edebilecek bir anlayış gerekir. Örneğin bir çiçeğin yapraklarındaki özel bir oran dahilindeki kusursuz dizilim, etkileyici kokusu, dokusundaki yumuşaklık bu muhteşem güzelliğin büyük bir nimet olarak var edildiğinin göstergesidir. Bunu gerçek anlamda görebilenler
Kırdım serçelerin kanatlarını ve en çok incinen taraflarımı sevdim... Aslında her serçe bendim...
Ölümsüzlüğü arayan Sümerli Gılgamış ile Albert Camus arasında yaklaşık 4.500 yıl fark vardır. Ya düşünsel anlamdaki mesafe farkı? Belki de hiç yok..
Güzel bir yaşam isteyen insanın güzelliklere, iyilik isteyenin iyiliğe, doğruluk isteyen insanın da diğer insanları doğruya çağırması zorunludur. Bu çağrıyı yaparken bilinmesi gereken, güzel sözü insanlar üzerinde etkili kılacak olanın ancak Allah olduğudur.
hayaller özeldir,ve bu özelik her insanın kaleminde can bulur.Benim de kalemimde böyle can buldu...
Gerçek adalet, insanlar arasında hiçbir ayrım yapmadan adaletle hükmetmek, zulme asla rıza göstermemek ve mazlumun yanında olmaktır. Sahip olduğu Kur’an ahlakı ölçüsünde ön yargısız, tarafsız, dürüst, hoşgörülü, merhametli olan kişi, duygularının etkisinde kalmayacak, her durumda doğrudan yana olacak ve Nisa Suresi’nin 48. ayetindeki gibi, "insanlar arasında hükmedildiğinde adaletle
ciğere cennet demek isterken, cennete mundar diyoruz farkında olmadan..
…şimdi otur…uzan biraz… avuçlarıma doldur ağrılarını…
…uzan biraz…ve dinle…
…sana mavi masallar anlatacağım…hiç duymadığın…
Düşlerimde geçirdiğim zamanı anlatıyorum sana. Yaptığım hataları anlatıyorum bir çırpıda. Aynaya bakarken tanıdım kendimi ve iç yüzümü. Peki aynanın arkasında ki kişiliğim neydi. Ben kimdim. Veyahut içimde ki o sevgi seline ne oldu. Galiba hepsi düşlerimiz ile birlikte uçtu gitti. Şimdi yazdığım zamanları anlatıyorum kendime.
Saate göre bugün bayram, pencereden baktığımda ise yarın…
Saat tam 02:44…
Sevmiyorum artık bayramları…
Birer birer eksilenlerden dolayı mı, tam da ayırtında değilim şu an…
Çok küçükken 'İnsan Ne İle Yaşar' adlı kitabı okuduğumda, yazar Leo Tolstoy'un bu soruya cevabının "insan sevgi ile yaşar" olmasına anlam verememiştim. İnsan neden sevgi ile yaşardı ki?
Bisiklet pedalları araba pedallarıyla yer değişir; bisiklet sürerken yüzüne çarpan rüzgâr yok olur. Yağmurda, karda oynanan oyunların yerini sıcak soba başında sohbetler alır, soğuğun içimizi ısıtan tarafı, yağmurun yüreğimizi temizlemesi yok olur. O kadar basit ve o kadar kolay severiz ki ilk zamanlar, sevdalarımızın acıları zamanla önce şüphe,
Zülfü Livaneli