"Yazar, evreni adlandıran kişidir. — Roland Barthes"

Deneme

Çilingiri Yok Aşkın

Aslında seni özgür bıraktığımda, benim de kanatlarım açılmalı yeni bir aşka. Açılabilmeli. Ama öylesine kilitlemişim ki seninle kendimi, anahtarsız kaldım apansız. Çilingiri yok aşkın. Tek kapı, tek kilit, tek anahtar. Şafağa kadar uzasa arayışlarım, gün yine de aşka kilitli başlar, ayırdındayım…

Kelimeler: Tam Bağımsız

Ama tam bağımsız diye bir şey var mı? Tamamen ilkel kalmış ve insanlığın kalanını hiç tanımamış bir iki kabile haricinde dünyada tam bağımsız herhangi bir toplum var mı? Mümkün değil!

yazı resim

Sustum

Boğazında yutkundukça büyüyen o düğüm,gökyüzüne sabitlediğin bakışlarla daha bir büyüyor,boğulma krizlerini atlatan bedenin büyük bir savaştan çıkmışçasına yığıyor geçmişinde ne kaldıysa hayatına.Sonra konuşman için seni çığlıklarınla uyandıran düşler hediye ediyor.Yüreğin açıyor sen kendine acımayı öğreniyorsun.

Hocaların Hocasını Uğurladık

Yardımsever bir insandı. Liseye geçtiğimizde okul tiyatrosunda oynuyordum. Yurtta kalıyordum. Hafta sonu olduğu için yemek olmazdı. Paramız da bitmişti. Yanımda tiyatroda beraber rol aldığımız Murat Özsoykal arkadaşım vardı. Beraber, Güzin Hocanın evine gittik. Hocam, biz okul tiyatrosundayız. Prova için kaldık. Yurtta kalıyoruz. Ama yiyecek bir şeyimiz kalmadı. dedik.

Asırlık Çınar Ağacında Uçuşan Hazan Yaprakları

Yapraklarında yeşilin o körpe diriliği, yaşlı çınarın yıllara yorgun düşen dallarını bir telaş içinde hızla kuşatarak, baharı müjdeler. Yeşilin bin bir tonu bir belirir, bir kaybolur bu toy filizlerde. Hayata gülümser sanki. Fakat arsız bir tebessümdür bu. Biraz da iddialı. Hummalı bir azme teslim olmuştur iradesi. Yaşam neşe’si

İskenderun Şatosu Payas Kalesi

..dağın eteğine inince, hemen yol kenarında ve deniz kıyısında müstahkem bir şato görünmekteydi; bu şato deniz tarafında bir ok atımı mesafeden daha geniş bir bataklıkla çevriliydi...

Esin hanım ve İlham bey yıllar sonra

"Zamanla Değişen Yazarlık Yolculuğu" - Bir yazarın yıllar içinde değişen yazma deneyimini içten bir şekilde anlatan bu şiirsel metin, gençken aceleyle dökülen kelimelerin zamanla nasıl ağırlaştığını, ilhamın hiç gitmediğini ama sustuğu yerin büyüdüğünü anlatıyor. Yazmanın artık sadece anlatmak değil, kendisiyle yüzleşmek olduğunu, kelimelerin ağırlığını ve yazmadığı günlerin gerçek

Rüzgâr'ın Sesi

"...kalbinden aşağı süzülen, bir su birinkintisinin üzerinden atladı. yoruldu, küçük bir iskemleye oturdu. ondan önce kimse bulamasın beni diye saklandı, yüreğin en muhkem barınağına. eline aldı, küçük bir aynayı.. baktı fidan boyuna. ipek, dediydi bir zamanlar, saçları beline kadar inerken bir güzelin. göğüs kafesi elif mahrecini aşikar etti.

Ölümsüz Ölümlüler

Bir muştuyu, hüznü, yalnızlığı, aşkı, adaleti daha sayamayacağım bir çok duyguyu kelimelere zerk ederek; insanların hayal dünyalarında sonsuz bir mücerrete dönüşen sanattır şiir.
Konuştuğumuz andan itibaren sözcüklerde ki ritimlerle şaha kalkan ifadelerin mimlenmiş halidir şair. Konuşmaktan kasıt ise duyguların tezahüründen ibarettir.

Başa Dön