Kırık aynalarda kendi yüzümüz
İlişkiler, kırık aynalarda başlar; hepimiz kendimizi ararken, bir başkasının yaralarını sararken asıl yüzümüzü keşfederiz. Aşk, Kierkegaard'ın dediği gibi, kendini ötekine adamaktır.
"Yazmak, aslında var olmayan okurların iç sesidir; ve en büyük ironi, bu sesin sizi yazar yapmasıdır." — Umberto Eco"
"Yazmak, aslında var olmayan okurların iç sesidir; ve en büyük ironi, bu sesin sizi yazar yapmasıdır." — Umberto Eco"
İlişkiler, kırık aynalarda başlar; hepimiz kendimizi ararken, bir başkasının yaralarını sararken asıl yüzümüzü keşfederiz. Aşk, Kierkegaard'ın dediği gibi, kendini ötekine adamaktır.
Dağın eteğindeki sakin kasabada, Ali'nin işlettiği bar, sıradanlığın ortasında bir sır kapısı gibi duruyor. Beyaz badanalı evler ve kiremit çatılarla çevrili bu huzurlu yerde, gece hayatına sadece köpek havlamaları eşlik ederken, ikinci el eşyalarla donatılmış bu şirin mekan, kasabalılar için adeta büyülü bir alem. Sisli atmosferi, göz alıcı
SIRACALI
Saçın yüzüne dökmüş salınarak geziyor
Seslenirim pas vermez sıracalı sevdiğim
Sitemli kahır edip beni her dem üzüyor
Su içmeye tas vermez sıracalı sevdiğim
Yalnızlık duygusuna kapılan Zarife, odasına çekilip hüzünlenmek üzereyken, neşeli arkadaşları Ayla ve Nur'un beklenmedik daveti ruhunu aydınlatır. İçsel çatışmalarıyla boğuşan genç kız, arkadaşlığın sıcak kucağında teselli bulma fırsatıyla karşı karşıyadır. Kader, yalnızlığa mahkûm ettiğini düşündüğü hayatına umulmadık bir kapı aralar.
Karanlık odasında uyanan Meryem, alışkanlıkla telefonunu kontrol eder: Tarık'tan yine mesaj yoktur. Üç aydır süren bu sessizlik, ibadetini bile böler. Üniversitede tanıştığı Tarık, zamanla hayatının merkezine yerleşmiş, her düşüncesine sızmıştır. Meryem, teyzesinin uyarısını hatırlarken, kalbindeki sevginin Allah'ın yerini almaya başladığını fark eder.
Catulle Mendès Fransız bir şair ve mektup yazarıydı. Ondan bir eseri serlevha edelim
Genç Leyla, sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp zorlu bir günle yüzleşmeye hazırlanıyor. Annesi dün akşam hiçbir açıklama yapmadan bugün görücülerin geleceğini söylemişti. Endişeli ve kararsız duygularla abdest alıp namaz kılan Leyla, mutfakta telaşla hazırlık yapan annesine hiç tanımadığı bir adamla ilgili sorular sorarken bulur kendini. Geleneksel beklentiler ve kişisel
Her ırmak denizden doğar ve sonunda mutlaka denize kavuşur. Doğum ve ölüm aynı yerdedir. Deniz suyu buharlaşır bulut olur; bulut yağmur olarak yağar; yağmur suları ırmağa dönüşür ve ırmak da denize kavuşur, orada kaybolur gider. Kaybolur gider diyorum, ancak bu kaybolma gerçek kaybolma değildir. Çünkü döngü devam edecek
İlk buluşma heyecanı yaşayan Fatih'in sabahı. Erken uyanışı, içindeki kötü his ve mutfakta başlayan günü. Ailesiyle kahvaltı yaparken, çay içtikçe kendine gelen Fatih, bugün Ayla ile ilk kez buluşacak olmasına rağmen garip bir şekilde heyecan duymuyor. Genç bir adamın önemli bir gün öncesi düşünceleri ve aile ortamının samimi
Kötü sonun başlangıcı olan o gün, sık sık aklına geliyordu. Kanatlarım olsaydı, uçsaydım ve Münevverimi o arabanın önünden alıp kaçırsaydım. Ya da o araba onunla birlikte beni de çiğnesydi! Dedi ve yumruğunu bütün gücüyle masaya indirdi. Eli çarpmış olmalı ki kül tablası yere düştü. Kırılmamıştı, ama halının üzeri
Leyla ve Tarık'ın solmakta olan evliliğinin hüzünlü portresi. Bir zamanlar kahkahalar ve gelecek hayalleriyle dolu olan mutfak, şimdi sessizliğin ve uzaklığın merkezi. Havada asılı kalan kelimeler ve aralarındaki mesafe, iki yılda nasıl değiştiklerinin acı bir hatırlatıcısı. Hatice Hanım'ın keskin gözleri ise bu soğukluğu hemen fark ediyor.
Bir zamanlar Ritsa Gölünün yerinde bir vadi ve onun içinden akan bir ırmak varmış. Bu vadinin masalsı yamaçlarındaki meralarda, dünyalar güzeli bir kız yaşarmış.
Adı Ritsa olan bu kızın Agepsta, Atsetuk ve Psegishi adında üç erkek kardeşi varmış. Erkek kardeşleri gündüz ormanda avlanır, akşam olunca da
Yanlış bir adrese mektubum gitmişti. Şimdi ise belki de gene yanlış bir adrese bedenim gidecek; tabii ruhum daBirkaç gün içinde şöyle bir gazete haberi görürseniz lütfen şaşırmayın ve üzülmeyin: Mezarlıkta donarak ölmüş bir genç kız cesedi bulundu.
Aşk ve umutla dolu bir kalbin, sevdiğine kavuşma hayallerini anlatan duygusal bir metin. Rüzgarlı sokaklarda attığı her adımda, iş çıkışlarında, izin günlerinde sevdiğini düşünen bir kalbin özlemini ve bekleyişini şiirsel bir dille aktarıyor.
Bari çapayı çek yüreğimden giderken
Ve ben cılız yüreğimle kürek çekeyim kıyıya
Bu hafta sonu beni bu kentten kaçırmak mı istiyorsun? Seni yanlış mı duyuyorum? Böyle bir şey olası mı? Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Garson bana bir bira daha verir misin? Duyduğum gerçekleşmesi hiç mümkün olmayan bir rüya olmalı. Eğer rüyadaysam sakın beni uyandırmayın. Akşam olmuş, güneş batmış,
Dün seni rüyamda gördüm. Bana gülerek bir şeyler dedin. Ben sana sarıldım .Seni kokladım. Sonra uyandım. Sen yoktun.
Hasretinle, yandı tükendi gönlüm. Bir gün geleceksin umuduyla geçti her günüm.
Adında gül sözcüğü tüter gülden ziyade
Her seher kokusundan ilham alır turnalar
Görenler tutkunu ya duyanlar da üftade
Onun adını söyler şarkı diye kurnalar.