Medet Sevdiğim
Helin binanın bahçesinde akasya ağaçların altında tek başına oturmuş, ağaçların dallarına konmuş kuş seslerini dinliyordu. Gerçekten kuş seslerini duyuyor muydu bilinmez.
"Kahvemin içinde kaybolan düşlerim, uykumun içinde kaybolan gerçekliğimden daha az acı veriyor." – Franz Kafka"
"Kahvemin içinde kaybolan düşlerim, uykumun içinde kaybolan gerçekliğimden daha az acı veriyor." – Franz Kafka"
Helin binanın bahçesinde akasya ağaçların altında tek başına oturmuş, ağaçların dallarına konmuş kuş seslerini dinliyordu. Gerçekten kuş seslerini duyuyor muydu bilinmez.
Akla teslim olmamış, aklı dışlamamış bir sevgi… Rastlamadığı ve rastlamadığın bir güven umudu.
Apaçık, hesapsız kitapsız “Acaba?”lardan uzak sözler…
Konuşulmadan konuşmalar…
Bakmadan bakışmalar…
İzinsiz izinler…
Adında gül sözcüğü tüter gülden ziyade
Her seher kokusundan ilham alır turnalar
Görenler tutkunu ya duyanlar da üftade
Onun adını söyler şarkı diye kurnalar.
Aşk ve umutla dolu bir kalbin, sevdiğine kavuşma hayallerini anlatan duygusal bir metin. Rüzgarlı sokaklarda attığı her adımda, iş çıkışlarında, izin günlerinde sevdiğini düşünen bir kalbin özlemini ve bekleyişini şiirsel bir dille aktarıyor.
Akla teslim olmamış, aklı dışlamamış bir sevgi… Rastlamadığı ve rastlamadığın bir güven umudu.
Apaçık, hesapsız kitapsız “Acaba?”lardan uzak sözler…
Konuşulmadan konuşmalar…
Bakmadan bakışmalar…
İzinsiz izinler…
Aşk bir ihtiyaçtır ve zamanı vardır tıpkı soğuk su gibi. Yazın ararsın, kışın yüzüne bile bakmazsın ... Atakan Korkmaz
Ben,kaybetmek nedir bilmezdim;ben terk edilen değil daima terk edendim,ben unutulan değil unutandım.Benimle ilgilenmeyecek,bana bakmayacak bir erkek tasavvur edemiyordum. Benim elde etmek için gayret sarf ettiğim bir erkek hiç yoktu.Tabii o hariç…
Sıra dışı yaşanan duygular, sıradan insanlar için bir şey ifade etmiyor.
Ne beklediğiniz yardımı görebiliyorsunuz ne sizi anlamalarını ne de dinlemelerini.
Anlatamıyorsunuz, aşk başlı başına çaresizlik ben de çaresizim görmüyor musunuz diyemiyorsunuz.
Sadece susuyorsunuz...
Şahıs olarak hedef seçmiyor, sürüp geldiği rotayı kastediyorum. Sosyal güvencenin, amme alacağının
neresinde adalet var. Oy kazanmak adına yok edilen
değerler, emekliler arasındaki ters tepen 40 yıldır,
özellikle Bağ-Kur'da yaşanan eşitsizliği giderecek
intibak yasası nerede? Saygılarımla.
Mutluluk denilen şey bu muydu?Bu ise ne kadar sürerdi?İşte şu anda çok mutluydu ve bunu bozabilecek bir etken yoktu.Sanki dış dünyanın tüm uyarıcıları bu özelliklerini yitirmişlerdi.Hatta o uyarıcıların olup olmadığından bile haberdar değildi.
Ey aşk, madem ki bana geldin, başım gözüm üstüne, hoş geldin.
Dervişane tabir ile "Haktan ne geldi de biz kabul etmedik." derim, derim de seni kabul ederim.
Hoş geldin sen bana. Ve ne iyi ettin de geldin.
Burada hemen hemen hiç arkadaşım da yok sayılırdı.Aynı odayı üç kişiyle paylaşıyordum.Bunlardan birisi altmış yaşlarında bir ev hanımı,diğeri on üç yaşında bir kız,öteki ise geveze bir kadın.Onları sevmeyi gerçekten isterdim.Onlarla konuşmayı da.Bunu başaramadığımı görmek beni üzüyordu.Ya onlarda ya da bende bunu engelleyen bir şey vardı.O nedenle pek birbirimize
İlk defa, hayatımda ilk defa birini, hiç gereği yokken, üstelik sebepsiz yere zihnimde canlı tutmaya çalışıyordum. Tebessümü bir türlü aklımdan çıkmıyordu. Kendi kendime bu kadar düsünmeğe değer biri olmadığına dair telkinlerde bulunuyordum lakin buna kendimi dahi inandıramıyordum.
Bazen, bir Nedim gazelinde tebessüm edersin. An gelir Itri’nin tellerinde nağme nağme inlersin. Güzellik seni ihtiva ettiği için mesrur, özetisin sümbülün,lâlenin…/ O yüzden güller lâl,,,,,
Aziziye camiinde bir sela veriliyor. Aklıma ölümüm geliyor. Ölüm sensizlikten daha sıcak geliyor.
Açtım, arayan sesi tanıdım. Sebil’di. Annem arayanın o olduğunu anlar anlamaz çıkıp gitti
Zülfü Livaneli