Garlar. Yazar Oğuz Gölçik...
aslında yazdıklarımız bizim genel yaşam biçimindeki ruh halimizi yansıtır.yanlızca rolleri farklı kişiliklere yükleriz...
"“Bir rut ile mezar arasındaki tek fark, boyutlarıdır.” — John Galsworthy"
"“Bir rut ile mezar arasındaki tek fark, boyutlarıdır.” — John Galsworthy"
aslında yazdıklarımız bizim genel yaşam biçimindeki ruh halimizi yansıtır.yanlızca rolleri farklı kişiliklere yükleriz...
Gözleri doluyor. Ayağa kalkıyorum ve yüzünü ellerimin arasına alıyorum.

.............
sanırım çoğalmasının vakti gelmişti hücrelerinin ,
anlaşılamadığı sürede huzursuz olmasa da yinede yanına tanıdık birilerini bekledi piyerin hikayesi ...
sadece piyer e mi mal ettik bunu ?
Hasan Cevat Kartal: Aşkına ulaşabilmenin bir tek yolu vardı. Hayatını feda etmek O da gerekeni yaparak ölümü seçti. Efsane oldu.
Veda Arasıl Kartal: Bir efsane varsa arkasında o efsaneyi yaratan bir kadın vardır.
Selma Taşkan: Efsane onunla ayakta kaldı ve yaşatıldı
Günahkarı duygularıma,o andaki ruh halime göre yazmaya çalışacağımÇünkü beklenmedik olaylar için ben büyük ilham duygulardır.
Ecem her genç kız gibi beyaz atlı prensini heyecanla beklerken böyle bir uğraş peşinde olmadığını söyleyen genç bir kız.Taa ki Melih'le tanışıncaya kadar..Tutkulu bir aşk yaşarken ihanete uğrayacak ve savaş başlayacak
İstanbul a gelin gidiyorsun dendiğinde çokta şaşırmamıştı, 30 lu yaşlarını yaşıyordu, gitmek de istiyordu içten içe, belkide bu bir kaçıştı, yaşadığı köyün en sevilen ve en ağırbaşlı kadınıydı, bu nedenle Hatice adının başına molla lakabını almıştı. Hiç tarla sürmemiş, hiç odun kesmemişti dağdan, elleri hamur kokmazdı farklı olduğunu
Ayıp el hareketi yapıyor. Herkes gülüyor delice. “Zaman gelecek herkes ezik olacak, ezik olmayanlar gün gelecek mutlaka ezikliği tadacak, bazılarınki saniyeler bazılarınki haftalar, bazısı yıllarca yaşayacak ezikliği.
Güzel gözlüm... Sana ne söylemem gerektiğini artık bilemiyorum. Çünkü bildiğim bütün yöntemleri denedim ve bilmediklerimi de senin için öğrenip uygulamaya çalıştım. Belki düzeliriz diye. Aramıza ördüğün duvarları yıkarız da ilk zamanlarda olduğu gibi yakın oluruz hayaliyle yapılmış eylemlerdi o yapılanlar.
Yürüdüğü yolda herşey daha yabancılaşıyordu ona. Zaman geçmişti şimdi ne yapmalı dedi .Biraz kırık bir roman üstüne basmadan seyretmeli kırılan ışıkları
Hasan, çay ve tostunu yerken masanın altına düşen bir parayı görür. Bu düşüş ona denizde süzülen bir albatrosu hatırlatır. Paraya dokunmama kararı alır ve "yaşamak için namuslu olmak gerek" düşüncesi zihninde belirir. Bu anlık dürüstlük kararı, onu potansiyel bir beladan kurtarır. Hasan, hayatın zorluklarıyla yüzleşmeye devam ederken içsel
bir iç hesaplaşma değil bu. sadece insanin kendidi keşfetme esnasinda karşilaştiği tuzaklardan ayiklanma çabasi..