Özgürlüğün Damlaları 3
Hasret dolu bakışlarla özlediği yolları, binaları süzerken, özlemden yanıp tutuşan yüreğine yudum yudum sıla sevgisini serpeliyordu.
"Sabahın dokuzu ve hala hayattayım. Bir yazar için bu, günün en büyük sürprizi olabilir." - Dorothy Parker"
"Sabahın dokuzu ve hala hayattayım. Bir yazar için bu, günün en büyük sürprizi olabilir." - Dorothy Parker"
Hasret dolu bakışlarla özlediği yolları, binaları süzerken, özlemden yanıp tutuşan yüreğine yudum yudum sıla sevgisini serpeliyordu.
Harflerin karakterleri vardır. İnkar etmeyin.
YZ
Sabahları yorgun ve mutsuz uyanmanıza, günlük birikimler içinde neye dayandığınızı kelimeye bile dökemiyor olmanıza, sadece gitmeye odaklansanız bile bir köşe bulup kıvrılmanıza inat! Sizde oluşan, ama size ait olmayana inat...
Füruzan
Karşılaşınca böyle oluyor, birden balon balığına dönüşebiliyor insan. Üstelik "ne de güzel balık olurmuş benden" diyerek...
Gözünü aşağıda bulunan elektrik tellerindeki kumrulara dikmiş, otobüslerin, insanların şehrin bu kangren olmuş damarlarına doğru yükselen uğultularını dinliyordu.
Sevmek illaki sahip olmak değildir. Sevdiğinin mutlu olması da yetebilmeli bazen sevene. İlla karşılığı olması gerekmez sevginin, sadece sevmek de güzeldir ve sevilmek şart değildir her zaman. Karşılık olmaz sevgide, sevilmese de sevdiğine hizmet etmeli insan. Yoksa ticaretten ne farkı kalır sevginin...
16 Martta piyasalarda olacak olan kitabımı ilk siz İzedebiyatcılarla paylaşmak istedim
Jane Eyre, yaygın olarak, kolonyal ve postkolonyal açıdan romanın ana karakteri Jane Eyre’in özgürlük mücadelesi, ve o dönemin erkek hegemonyası altındaki toplumda bir kadının, tüm gücüyle erkeklere karşı mücadelesi bağlamında ele alınır ve bu kavramlar çerçevesinde irdelenir. Bunun yanı sıra Jane Eyre’in kimlik karmaşası ve kimlik arayışı da
Zulmü tatmıştı, genç yaşında....Ağlamayı , varlık içinde yokluğu yaşamayı, hased insanların zararlarını ve fitnenin yerle bir ettiği sevgileri ....
Ve aşkı tattı bir gün....Şimdi adı Sevdalı Orkide’ydi...Hasret ve aşk boynunu eğik, türküsünü yar
Trajediler ırsidir bazen.Biz ne kadar normal insanlar gibi yaşamaya çalışsakta, damarlarımızda dolaşan zehir açığa çıkmak için ufak bir delik açmaya çalışır yıllarca etimizde. Çoğumuzun kalın olan derisi damarlar da tutsada bu zehri kimimiz o kadar güçlü olamaz.
Bir diktatör halkını özgür kılabilir mi? Bir kadın kalbine yenik düşer mi? Bir bilge iktidara göz diker mi? Bir ruh acılardan, baskılardan nasıl kurtulur ve barış için savaşır mı?
Milattan önce altıncı yüzyılda Ege kıyılarında karanlık çağın küllerinden doğup halkın iktidarına uzanacak yeni bir dönem başladı.
Fikret Başkaya